leke ile cümle
leke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.A csapatomban, egy vagy két kollégám élete ettől a tapasztalattól megromlott.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Dalam tim saya, kehidupan dari satu atau dua orang rekan kerja saya telah dikotori oleh pengalaman ini.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Dans mon équipe, les vies d'un ou deux de mes collègues ont été entachées par cette expérience.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.En mi equipo las vidas de uno o dos de mis colegas fueron marcadas por esta experiencia.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.În echipa mea, vieţile unuia sau doi colegi de-ai mei au fost marcate de această experiență.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.In meinem Team wurde das Leben von ein oder zwei meiner Kollegen belasted durch diese Erlebnisse.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.In mijn team hadden een paar collega's het erg moeilijk met deze procedure.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.제 팀에서는 제 동료들의 몇몇 삶이 이런 체험으로 얼룩졌습니다.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Na minha equipa, as vidas de um ou dois de meus colegas foram contagiadas por esta experiência.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Nella mia squadra, la vita di un paio di miei colleghi è stata segnata da questa esperienza.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Trong nhóm của tôi một hay hai đống nghiệp của tôi bị những sự kiện này ám ảnh đến suốt cuộc đời.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.V mém týmu byly životy několika mých kolegů poskrvněny touto zkušeností.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.V mojom tíme boli životy jedného alebo dvoch kolegov touto skúsenosťou poznačené.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.W moim zespole życie jednego czy dwóch moich kolegów było naznaczone tym doświadczeniem.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Στην ομάδα μου, οι ζωές ενός ή δυο συναδέλφων μου στιγματίστηκαν από αυτή την εμπειρία.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.В моя колектив, животът на един или двама от моите колеги бе помрачен от това преживяване.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Подібний досвід зіпсував життя кільком колегам в моїй команді.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.Подобный опыт испортил жизнь нескольким коллегам в моей команде.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.בצוות שלי, החיים של אדם אחד או שניים הוכתמו ע"י החוויה.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.في فريقي، حياة واحد أو إثنين من زملائي كانت ملوثة بهذه التجربة.
Ekibimde, meslektaşlarımdan bir ya da ikisinin hayatları, bu deneyimle lekelenmişti.心理的に追い込まれた同僚が 一人か二人いました 感情を抑えて仕事をした仲間がいたかもしれませんが
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Acolo a fost Reef Walpole în ea - pentru a fi sigur - un fir de praf in Dark Void, un pai pentru înec om.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Där fanns Walpole Reef i den - för att vara säker - en prick i mörkret tomrum, ett sugrör för den drunknande.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Nie było Walpole Reef w to - aby mieć pewność - pyłek w Dark Void, słomy tonący.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Oli Walpole Reef sitä - olla varma - pilkkuja Dark Void, oljet hukkuminen mies.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Ott volt a Walpole Reef benne -, hogy biztosan - a folt a Dark Void, a szalmát A fuldokló ember.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Tam bol Walpole Reef v ňom - pre istotu - škvrna v Dark Void, slamy topiaci.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Tam byl Walpole Reef v něm - pro jistotu - skvrna v Dark Void, slámy tonoucí.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Tam je bil Walpole Reef v njej - in se prepričajte - drobec v temi nična, slame, za utopitev človek.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.확인을 위해 - - 어둠 무효의 작은 실수에 대한 빨대 안에 Walpole 리프가 발생했습니다 물에 빠진 사람.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Имаше Уолпол риф в него - за да сте сигурни - петънце в Dark Void, слама за удавник.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Існував Уолпол риф в ньому - щоб переконатися - піщинка в темній порожнечі, соломи потопаючому.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.Существовал Уолпол риф в нем - чтобы убедиться - песчинка в темной пустоте, соломы утопающему.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.היה שונית וולפול בו - כדי להיות בטוח - נקודה בחלל החשוך, קש עבור הטובע.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.كان هناك ريف البول في ذلك -- مما لا شك فيه -- بقعة في الفراغ المظلم ، والقش ل الرجل الغرق.
Emin olmak için - karanlık boşlukta bir leke, bir saman içinde Walpole Reef vardı boğulma adam.溺れる。 彼にとっては私の思いやりは、私が言っていないという思想の形を取った彼の
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Al principio es algo borroso pero muy rápidamente empiezan a distinguirse cosas en esa neblina.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.E all'inizio è solo caos, ma molto presto cominciano ad apparire entità ben distinte in quel caos.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Eleinte csak egy köd, de nagyon gyorsan, különböző dolgok kezdenek kiemelkedni a homályból.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Ensiksi se on pelkkää sumeutta, mutta hyvin nopeasti tuohon sumeuteen alkaa ilmaantua asioita.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.In het begin is het vaag, maar al snel gaan verschillende dingen beginnen te verschijnen in die vaagheid.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Inicialmente é um mero borrão, mas, muito rapidamente, começam a aparecer coisas distintas nesse borrão.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.맨 처음은 흐릿하였지만 그 속에서 빠르게 구별할 수 있는 것이 나타납니다.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.La început e doar o negură, dar curând aspecte distincte încep să apară în acea negură.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Mulanya itu hanyalah debu, namun dengan cepat benda-benda mulai muncul dari dalam debu itu.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Na počiatku je to iba škvrna, ale veľmi rýchlo sa v tejto škvrne začnú objavovať rozličné veci.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Na samym początku jest to tylko mgła, ale po chwili z tego zarysu zaczynają się wyłaniać przeróżne rzeczy.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Nejprve je zde jen jakási změť, ale velmi rychle se zde začínají rýsovat zřetelné jevy.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Og til at starte med, er det en sløret masse, men meget hurtigt begynder særlige ting at dukke op i det slør.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Till en början är allt ett töcken men väldigt snabbt börjar man skönja saker.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Trước hết đó chỉ là một vết mực , nhưng những điều riêng biệt bắt đầu xuất hiện rất nhanh từ vết mực đó
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Zuerst ist es nur ein Schleier, aber es entstehen sehr schnell verschiedene Dinge in diesem Schleier.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.И първоначално тя е само мъглявина, но много бързо различни неща започват да се появяват в тази мъгла.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.И сначала картина очень размыта, но очень скоро отдельные вещи начинают проявляться в этой размытости.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.ותחילה הכל מטושטש, אבל במהרה מופיעים עצמים נבדלים בתוך הטשטוש.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.في البداية، ضبابيةٌ لا غير، ولكن سرعان ما تبدأ أشياءٌ متمايزة بالبروز من تلك الضّبابية.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.その中から急速にはっきりしたものが浮かび上がります 最初の1秒間で
En zor engel lekelenmişlik duygusunun önüne geçmektir.A barreira mais difícil é em volta da redução do estigma.
En zor engel lekelenmişlik duygusunun önüne geçmektir.가장 넘기 힘든 장벽은 AIDS에 대한 편견을 없애는 것입니다.
En zor engel lekelenmişlik duygusunun önüne geçmektir.Cel mai dificil obstacol este cu adevărat în jurul reducerii stigmatului.