Savaş bizim lehimizde gidiyor.The war is going in our favor.
O, benim lehimde konuştu.He put in a good word for me.
Tom lehim lambası kullanıyor.Tom is using the blowtorch.
İstatistikler lehimizde.The statistics are in our favor.
Benim lehimde konuştuğun için teşekkürler.Thanks for speaking up for me.
Famicom'un kumandaları üretim masraflarını kısmak için anakarta lehimlidir.Birmingham citizens donated money to defray construction expenses.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.So I've got all those things going for me.
lehim havyası verecek değilim.I'm not going to give her a soldering iron.
İşte burada çok zayıf bir gümüş lehimi yapacağım.Now here, I'm going to do a very poor job of silver soldering.
Bu size okuldayken öğrettikleri gümüş lehimi yapma yöntemi değildir.This is not the way they teach you to silver solder when you're in school.
Ben sanki lehimi içeri atıyorum.I just like, throw it in.
Şunu kastediyorum, gerçek kuyumcular içeri biraz lehim eklerler.I mean, real jewelers put little bits of solder in.
Programlamanın, kablolarla bağlamanın, lehimlemenin yerineInstead of having to program, to wire, to solder,
Aslında onları ziyan etmektense lehimize kullanmak daha iyidir !In fact, rather than wasting them better to use in our favor!
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.But what we started to think is that maybe there is something practical that we can do here as well.
Diyorlar ki: "Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik."They say: "If we had a say in the affair we would not have been killed in this place."
"Lehim aletini çıkarma zamanı.""Time to pull out the soldering iron."
Umuyorum ki Tanrı senin hain ve şeytanca planlarını bizim lehimize çevirir.Hope God twists your treacherous and malicious plans in our favour.
Canlı uçtan lehimlenen klasik tip UHF konnektörü."Classic" UHF connector with a soldered center pin.
Bununla birlikte bazı alaşımlar özellikle pirinç ve lehim olmak üzere elektro biriktirilebilir .However, some alloys can be electrodeposited, notably brass and solder.
Ayrıca bu exploit kullanmaya çalışırken lehimleme becerileri de bir gerekliliktir.Also soldering skills are a necessity when attempting to use this exploit.
Örnekler arasında kaynak/sert lehim çubukları ve eşanjör boruları bulunur.[1]Examples include welding/brazing rods and heat exchanger tubing.[13]
Bunlar şarj edilebilir ve lehimlenebilirler.Diese sind so leicht erkennbar und können abgeschnitten werden.
Ekipmanlarını eğitimsiz bir lehimcinin yardımlarıyla kendisi icat ediyordu.Sie eigneten sich zur Massenfertigung mit Hilfe von ungelernten Hilfskräften.
Kart en sonunda soğutularak lehimleme süreci bitirilir.Elles passent, en fin de parcours, au refroidissement.
Bunlar şarj edilebilir ve lehimlenebilirler.Serían parciales y podrían cometer errores.
Bağlantı uçları (elektrotlar) alüminyum folyolara lehimlenir.Le tessere vetrarie sono legate a piombo) .
Ekipmanlarını eğitimsiz bir lehimcinin yardımlarıyla kendisi icat ediyordu.Он изготавливал оборудование для своих исследований с помощью одного неопытного жестянщика.
Bunlar ancak toz haline getirilerek sert lehim işlemlerinde kullanılma sahası bulurlar.Сейчас полагают, что это просто участки, с которых, в силу их рельефа, легко выдувается пыль.
Bunlar şarj edilebilir ve lehimlenebilirler.Такі результати повинні виявлятися та вилучатися.
2 GB ve 4 GB modellerde, SSD imalat maliyetlerini azaltmak için devreye kalıcı olarak lehimlenmiştir.V 2 GB a 4 GB verzi jsou pro snížení nákladů SSD umístěny přímo na základní desce počítače.
Kart en sonunda soğutularak lehimleme süreci bitirilir.Når kortet kjøles ned, er det ferdig til bruk.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Aber wir dachten auch daran, dass es vielleicht etwas brauchbareres gibt, das wir nutzen können.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Ale równocześnie zaczęliśmy zastanawiać się czy można praktycznie wykorzystać tą wiedzę.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Ale začali jsme si říkat, že je tu možná něco praktického, co by se dalo provést.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Ale začali sme uvažovať, že možno by sa s tým dalo urobiť niečo užitočné.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Chúng tôi bắt đầu cho rằng chúng tôi có thể làm điều gì đó thực tiễn hơn ở đây.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Dar am început să ne gândim că am putea folosi descoperirile acestea.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.De aztán elkezdtünk gondolkodni, hogy talán van valami praktikus, amit csinálhatunk még itt.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.그리고 동시에 이 연구 결과를 우리가 실용적으로 활용할 수 있으리라 생각하기 시작했어요.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Maar wat we begonnen te denken is dat er misschien ook iets praktisch is dat we hier mee kunnen.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Mas também começámos a pensar que talvez haja algo mais prático que também consigam fazer.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Men vad vi började tänka var att det kanske finns något användbart vi kan göra med det.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Pero lo que empezamos a pensar es que tal vez hay algo práctico que podemos hacer aquí también.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Tapi yang kami lalu pikirkan adalah mungkin ada sesuatu yang praktis yang bisa kami lakukan di sini juga.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Začelo pa nas je zanimati tudi, kako bi lahko to praktično uporabili.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Όμως αρχίσαμε επίσης να σκεφτόμαστε, πως ίσως να υπάρχει κάτι που μπορούμε να εφαρμόσουμε στην πράξη.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Але ми подумали, що, можливо, в цьому є якась практична користь.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.И мы решили, что, может быть, этому есть также практическое применение.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.Но се замислихме, дали не можем да извлечем нещо полезно от това откритие.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.והתחלנו לחשוב שאולי קיים גם יישום שימושי לידע זה.
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.ولكن مابدانا نفكر به هو احتمال وجود شيء عملي بامكاننا القيام به ايضاً
Ancak bu noktada aklmıza gelen şey, belki de bu durumu lehimize kullanabilecek olmamızdı.出来るかもしれないということでした 細菌がこのような社会行動をするのだ、とお話ししました
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.Also spricht auch vieles für meine Ehe.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.Deci am toate aceste lucruri în favoarea mea.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.Het gaat me voor de wind.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.Jadi semua hal ini mendukung saya.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.J'ai donc tout ça de mon coté.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.그러니 저는 이렇게 살고 있어요.
Benim lehime işleyen bütün bunlar var.Portanto tenho tudo isso a meu favor.