Ben leğen kemiği ile ilgili bir muayene yapmalıyım.I must perform a pelvic exam.
O, çamaşırları leğenin içine koydu.He put the clothes in the washtub.
Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.You'll just have to hold on.
Ardından leğen kemiğimizi hafiçe içe çekiyoruzThe fingers are facing out on an angle. That's right.
Genç kadının ayağının ucundaki bakır leğene sanki bizim düzlemimizde, dokunacak gibiyiz.I think Caravaggio really intentionally
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Moses took half of the blood and put it in basins, and half of the blood he sprinkled on the altar.
Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar (geniş) leğenler, sabit kazanlar yaparlardı.They made for him whatever he wished: sanctuaries, statues, bowls like pools, and heavy cauldrons.
Leğen kemiğiPelvis
Fransa'da cerrahlar, ofislerini tanımlamak için bir leğen takılı kırmızı bir direk kullandılar.In France, surgeons used a red pole with a basin attached to identify their offices.
Burada sunak ve leğen gibi bazı dini yapılar bulunmuştur.Some religious installations like altars and basins have been found here.
Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir.La mer de Célèbes a la forme d'un vaste bassin, avec une profondeur maximale de 6 200 mètres.
Leğen kemiğinin şekli, erkek olduğuna işaret etmektedir.La forma de la cola del chullo, señala si está buscando pareja.
Mastalya: Tahta leğen.Falegnameria: punto di raccolta per la legna.
Mastalya: Tahta leğen.أبوري: عصا خشبية.
Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir.Laut ini berbentuk basin besar, dan kedalamannya mencapai 6.200 m.
Mastalya: Tahta leğen.방패잡이: 나무.
Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir.More má tvar veľkej panvy a dosahuje hĺbku 6 200 m.
Mastalya: Tahta leğen.Kranj – Zlato Polje.
Bu da leğen kemiği, ayak, kaburga, boynuz kırılması gibi yaralanmalara neden oluyor.Dochází ke zraněním, jako je zlomení pánve, nohou, žeber nebo rohů.
Bu da leğen kemiği, ayak, kaburga, boynuz kırılması gibi yaralanmalara neden oluyor.To povzroči poškodbe kot so zlomljene medenice, noge, rebra in rogovi.
Bu da leğen kemiği, ayak, kaburga, boynuz kırılması gibi yaralanmalara neden oluyor.וגורמים להם לשברית אגן, רגליים, צלעות, וקרניים.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Ceea ce înseamnă că s-a retras în pelvis.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.O que significa que se retraiu para a péIvis.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.O sea que se retractó hasta la pelvis.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Så, jeg skal bruge den hjælp. Ok.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.To je arterija, toda je ne vidim.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.To znamená, že je to zavrtané někde ve vnitř.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Tова означава, че е разкъсана в таза.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Αυτό σημαίνει ότι έχει συσταλθεί στη λεκάνη.
Demek ki leğen kemiğine çekilmiş..סימן שהעורק נסוג לתוך האגן
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.E se avete visto lo speciale Sanjay, avete visto le viti enormi che mi hanno avvitato al bacino.
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.Jeśli oglądaliście "Sanjay special", widzieliście te ogromne śruby, które przykręcili do mojej miednicy.
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.Si vieron el programa especial de Sanjay vieron estos tornillos enormes que me pusieron en la pelvis.
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.Si vous avez vu le reportage de Sanjay, vous avez vu ces énormes vis qu'ils ont vissées dans mon bassin.
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.Και αν είδατε το επεισόδιο του Σάντζϊ, είδατε τις τεράστες βίδες που βάλανε στη λεκάνη μου.
Eğer Sanjay spesyalini gördüyseniz leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.И, если вы видели телепередачу доктора Санджай, вы видели эти огромные винты, которые ввинтили в мой таз.
Genç kadının ayağının ucundaki bakır leğene sanki bizim düzlemimizde, dokunacak gibiyiz.Můžeme si všimnout té měděné mísy, která je přímo u jejích nohou a zdá se být přímo u nás.
İki elinle. Uyluk atardamarı kanıyor, ama onu göremiyorum. Demek ki leğen kemiğine çekilmiş.Tulet kuntoon
leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.제 골반을 고정하고 있는 이 거대한 나사들을 보셨을 겁니다.
leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.Sanjay, ați observat aceste șuruburi imense pe care mi le-au înșurubat în pelvis.
leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.ראיתם ברגים ענקיים שהבריגו לתוף האגן שלי.
leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.سوف ترون البراغي كيف تم حفرها داخل عظم الحوض
leğen kemiğime sıkıştırdıkları devasa vidaları da görmüşsünüzdür.特大のネジを見ているでしょう 次に ふくらはぎから腓骨を取り出し
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.A Mojžiš vzal polovicu krvi a vlial do medeníc a druhú polovicu krvi vylial na oltár.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.E Moisés tomou a metade do sangue, e a pôs em bacias; e a outra metade do sangue espargiu sobre o altar.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.In Mojzes vzame polovico krvi in jo dene v medenice, z drugo polovico krvi pa poškropi oltar.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.I vzav Mojžíš polovici krve, vlil do medenic, a polovici druhou vylil na oltář.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Ja Mooses otti verestä puolet ja pani uhrimaljoihin, ja toisen puolen hän vihmoi alttarille.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.모세가 피를 취하여 반은 여러 양푼에 담고 반은 단에 뿌리고
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Moise a luat jumătate din sînge, şi l -a pus în străchini, iar cealaltă jumătate a stropit -o pe altar.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Môi-se lấy phân nửa huyết đựng trong các chậu, còn phân nửa thì rưới trên bàn thờ.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Môi-se lấy phân_nửa huyết đựng trong các chậu , còn phân_nửa thì rưới trên bàn_thờ .
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Moïse prit la moitié du sang, qu`il mit dans des bassins, et il répandit l`autre moitié sur l`autel.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Moisés tomó la mitad de la sangre y la puso en tazones, y esparció la otra mitad de la sangre sobre el altar
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Mosè prese la metà del sangue e la mise in tanti catini e ne versò l'altra metà sull'altare
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Mózes pedig vevé a vérnek felét, és tölté a medenczékbe: a vérnek másik felét pedig az oltárra hinté.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Og Moses tok halvdelen av blodet og helte det ut i skåler, og halvdelen av blodet sprengte han på alteret.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Und Mose nahm die Hälfte des Blutes und tat's in ein Becken, die andere Hälfte sprengte er auf den Altar.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Zatem wziął Mojżesz połowę krwi i wlał w czaszę, a połowę drugą wylał na ołtarz.
Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü.Моисей, взяв половину крови, влил в чаши, а другою половиною окропил жертвенник;