[Adam kendi dilinde konuşur]: Sırt kaslarını kullanman lazım.Musíš použít zádové svaly. žena rodnou řečí:
[Adam kendi dilinde konuşur]: Sırt kaslarını kullanman lazım.Tu dois utiliser les muscles de ton dos.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Sırt kaslarını kullanman lazım.الرجل: عليك السحب باستخدام عضلات الظهر.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Sırt kaslarını kullanman lazım.女(母国語): 動かないわ
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Debes, realmente, enjabonarte.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Devi distribuire la schiuma per bene.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Du måste jobba upp ett ordentligt skum.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Du skal sådan rigtigt smøre på.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Étale bien la mousse.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Je moet je gezicht echt goed inzepen.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.남자: 거품을 듬뿍 내야 돼.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Most alaposan be kell kenni az arcod a habbal.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.No, musíš to pořádně napěnit.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Precisas mesmo de aplicar a espuma.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım. Sasha:Du musst das richtig aufschäumen.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Vaahdota kunnolla.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.Πρέπει να κάνεις μπόλικο αφρό.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.الرجل: تحتاج إلى ترغِيتها جيدًا.
Adam: Şimdi heryerini, iyice köpürtmen lazım.サーシャ: わかった
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Aanpassingsvermogen is prima, maar we hebben ook een basis nodig.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Adaptabilitas bagus, namun kita juga butuh landasan kuat.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Anpassungsfähigkeit ist gut, aber wir brauchen auch Grundmauern.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Az alkalmazkodás remek dolog, de megfelelő alapra is szükség van.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Dostosowywanie się jest w porządku, jednak potrzebujemy również zasad.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.융통성은 좋아요, 하지만 기본 원칙이 있어야 합니다.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.La adaptabilidad está bien, pero también necesitamos cimientos.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.L'adaptabilité c'est très bien, mais nous avons besoin de fondations solides.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.L'adattamento è importante, ma abbiamo bisogno anche di punti fermi.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Thích nghi thì tốt, nhưng cũng cần một nền tảng.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Η προσαρμοστικότητα είναι καλή αλλά χρειαζόμαστε και γερά θεμέλια.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Адаптация — это прекрасно, но нужны основные принципы.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Адаптивността е добра, но ни трябват стабилни основи.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.Вміння пристосовуватися - це чудово, але нам потрібна і якась основа.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.טוב שיש כושר הסתגלות, אבל אנו זקוקים גם לתשתית.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.القدرة على التكيف شيىء جيّد، ولكن نحن أيضا بحاجة إلى انتقادات.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.『ビジョナリーカンパニー2』 (原題:Good To Great) の著者...
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikAfricani, perché lo faranno con passione, spero, e tanto, tantissimo di quest'ultimo punto, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlik아프리카인들도 중요합니다. 그들은 열정을 가지고 일할 것이기 때문입니다. 그리고 수많은 사람들의 작은 바로 이것, 희생이 필요합니다.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikLa gente africana, porque lo harán con pasión, espero, y mucho, mucho de ese pedacito ahí abajo, sacrificio.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikMam nadzieję, że Afrykańczycy podejdą do tego z pasją. I wiele tego na dole, poświęcenia.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikTôi hi vọng họ sẽ làm như vậy cùng với lòng nhiệt huyết, và sự hi sinh.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikАфриканците, защото те ще го правят със страст, надявам се, много и много от онова малко нещо, саможертва.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikالأفارقة، لأنهم يفعلونها بكل شغف، كما أرجو، والكثير والكثير من تلك، التضحية.
Afrikalilar, bunu bir tutkuyla yapacaklar, umut ediyorum, ve kucuk bir seyden cokca lazim: fedakarlikいくらか犠牲も必要でしょうね 皆さん力を貸して下さい
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Amico, dobbiamo bagnare gli asciugamani". Io dissi: "Cosa?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Chúng ta phải thấm ướt khăn." Tôi hỏi "Cái gì cơ?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Ecoute, nous devons tremper des serviettes." J'ai dit: "Quoi?" Il dit:
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dediGene, que está deitado no chão, diz:
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"젖은 수건이 필요해"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Mann, wir müssen Handtücher nass machen." Ich sagte: "Was?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Man, we moeten handdoeken natmaken." Ik zeg: "Wat?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Słuchaj musimy zamoczyć ręczniki". Zapytałem "Co?".
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Tenemos que mojar toallas." Dije: "¿Qué?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Trebuie să udăm prosoape." Îl întreb: "Ce?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Φίλε, πρέπει να μουλιάσουμε πετσέτες". Του λέω: "Τι;"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Надо намочить полотенца." Я спросил: "Что?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"Човече, трябва да намокрим кърпи." Аз отвърнах: "Какво?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi"בנאדם, אנחנו חייבים להספיג מגבות." ואני אמרתי, "מה?"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi" علينا أن نبلل المناشف." قلت: "ماذا؟"
"ahbap bize ıslak havlu lazım" dedi彼は「濡れタオルが必要だ 煙で死んでしまうよ」と言いました