Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Die Dorfbewohner dachten, sie war verflucht; Sie wußten nicht mit ihr umzugehen.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Gli abitanti del villaggio pensavano fosse maledetta, non sapevano cosa farne di lei.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.마을 사람들은 그녀가 저주를 받았다고 생각했습니다. 그들은 그녀를 어떻게 해야될지 몰랐습니다.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Les villageois ont cru qu'elle était maudite; ils ne savaient pas quoi faire d'elle.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Los aldeanos pensaron que estaba maldecida; no sabían que hacer con ella.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Mieszkańcy wioski myśleli, że padła na nią klątwa.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Orang-orang kampung mengira dirinya terkutuk; mereka tidak tahu apa yang harus dilakukan.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Sătenii au crezut că e blestemată; nu mai ştiau ce să-i facă.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Vaščani so mislili, da je prekleta; niso vedeli, kaj naj z njo.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Vesničané si mysleli, že je prokletá; nevěděli, co si s ní počít.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Οι χωρικοί νόμιζαν πως ήταν καταραμένη, δεν ήξεραν τι να την κάνουν.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Жители деревни решили, что её прокляли, — не знали, что с ней делать.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.Съселяните й мислели, че е прокълната; не знаели какво да правят с нея.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.הכפריים חשבו שהיא מקוללת; הם לא ידעו מה לעשות איתה.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.سكان القرية اعتقدوا أنها أصيبت بلعنة; لم يعرفوا ما الذي سيفعلوه بها.
Köylüler onun artık lanetli olduğunu düşünüyor, ve onunla ne yapacaklarını bilmiyorlar.とうとう村はずれの小屋に彼女を置き去りにしました
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Ale iba ten zástup, ktorý nezná zákona - zlorečení sú.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Ampak ta druhal, ki ne pozna zakona; prokleti so!
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Dar norodul acesta, care nu ştie Legea, este blestemat!``
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››De ez a sokaság, a mely nem ismeri a törvényt, átkozott!
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››율법을 알지 못하는 이 무리는 저주를 받은 자로다
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Maar al die mensen die niet eens weten wat er in de wet staat! Vervloekt zijn zij!"
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Mais cette foule qui ne connaît pas la loi, ce sont des maudits!
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Ma questa gente, che non conosce la Legge, è maledetta!»
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Mas esta multidão, que não sabe a lei, é maldita.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Men denne Hob, som ikke kender Loven, er forbandet."
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Men denne hop som ikke kjenner loven, er forbannet.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Mutta tuo kansa, joka ei lakia tunne, on kirottu."
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Nej; men detta folk, som icke känner lagen, det är förbannat.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Než zástup ten, kterýž nezná Zákona. Zlořečeníť jsou.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Pero esta gente que no conoce la ley es maldita
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››sondern das Volk, das nichts vom Gesetz weiß, ist verflucht.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Song lũ dân nầy không biết luật chi cả , thật_là dân đáng rủa !
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Song lũ dân nầy không biết luật chi cả, thật là dân đáng rủa!
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Tetapi orang banyak ini, mereka tidak mengenal hukum Musa, dan bagaimanapun juga mereka sudah terkutuk.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Tylko ten gmin, który nie zna zakonu; przeklęci są.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Αλλ' ο οχλος ουτος, οστις δεν γνωριζει τον νομον, ειναι επικαταρατοι.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››А сей народ, що не знає закону, проклятий.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Но этот народ невежда в законе, проклят он.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››Петър Му каза: Ти няма да омиеш моите нозе до века. Исус му отговори: Ако не те омия нямаш дял с Мене.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››רק ההמון הזה אשר אינם ידעים את התורה ארורים המה׃
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››ولكن هذا الشعب الذي لا يفهم الناموس هو ملعون.
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››但 這 些 不 明 白 律 法 的 百 姓 、 是 被 咒 詛 的
Kutsal Yasayı bilmeyen bu halk lanetlidir.››但 這些 不 明白 律法 的 百姓 、 是 被 咒詛的
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."A átkozott hosszú kutatás," mondta, fúj a dugót ki, hogy úgy mondjam.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."A damnable dolgo raziskave," je dejal, piha iz plute, tako rekoč.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."A la recherche damnable longtemps", dit-il, soufflant le bouchon, pour ainsi dire.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'A pesquisa condenável longa ", disse ele, soprando a rolha para fora, por assim dizer.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.A sietämätön pitkä tutkimus, "sanoi hän, puhaltamalla korkki pois, niin sanoakseni.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'A البحوث damnable طويلة ، وقال انه ، تهب من الفلين ، إذا جاز التعبير.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.Đáng tội dài nghiên cứu, cho biết ông, thổi nút chai ra, do đó, để nói chuyện.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'Een vervloekte lang onderzoek,' zei hij, het blazen van de kurk uit, zo te zeggen.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."Eine verdammte lange Forschung", sagte er und blies den Korken aus, so zu sprechen.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."En jäkla lång forskning," sade han, blåser korken ut, så att säga.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'저주받을만한 오랜 연구'그는 말하자면, 코르크 마개를 폭파했다.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."O cercetare condamnabil lung", a spus el, suflare plută afară, ca să spunem aşa.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."Odsúdeniahodný dlhý výskum," povedal, fúkanie korku von, aby som tak povedal.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."Przeklętych długich badań," powiedział, dmuchanie korek się, że tak powiem.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi.'Sebuah penelitian panjang yang terkutuk, "katanya, gabus meniup keluar, sehingga untuk berbicara.
'Lanetli uzun bir araştırma,' diye, tabiri caizse, mantar üfleme söyledi."Una investigación a largo condenable", dijo, soplando el corcho, por así decirlo.