Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Катрин крещи за помощ, но никой не се отзовава.
Lakin durumda bir gariplik vardır.Там има нещо смущаващо.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.С тази историческа победа социалистите печелят пълно мнозинство в горната камара.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.Тя е много богата, макар че тя никога не кани никого у тях.
Köyde elektrik ve her evde telefon vardır lakin sabit telefon yoktur YerelnetВъв всяка стая има безплатен мрежов интернет, но няма безжичен.
Resmedilen çiftin kimliği belirsizdir. Lakin bu konuda farklı tahminler vardır.Личността на изобразените жени все още не е потвърдена, но съществуват различни идеи за това.
Lakin Darla vampire dönüşmeden önce hastadır.В началото Керълайн се превръща във вампир.
Lakin savaş sırasında şehid olur.Остава в столицата по време на войната.
Her gün bir çilekli pasta yapmaktadır lakin satmaz.Бисквитка с такъв крем не е произвеждана нито продавана.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Ibrahim je tada, prema predaji, bacao kamenčiće na vraga kako bi ga otjerao od sebe.
Lakin bu rastlantıların, matematiksel bir geçerliliği yoktur.Ali takav tip provjere nije striktno matematički.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Muški kaput kaban zaštitna je zimska odjeća.
Lakin diğer dedektif filmlerinde olduğu gibi, bu film de mutlu sonla biter.Kao i u svim prethodnim Andersonovim filmovima, i ovaj završava u usporenoj snimci.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Po vypuknutí 1. svetovej vojny sa tento zámer neuskutočnil.
Lakin diğer dedektif filmlerinde olduğu gibi, bu film de mutlu sonla biter.Na rozdiel od pôvodnej rozprávkovej predlohy má dej tejto filmovej rozprávky šťastný koniec.
Lakin asıl karakteri daha korkak ve çekingendir.Čo na svete milšie a čo drahšie je?
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Ale i Štefánia mala tajného ctiteľa.
Çekimler düzgün geçmişti lakin tamamlanmış filmin sansürü geçmesi kolay olmadı.Natáčanie bolo obtiažne a jemu sa výsledný film nepáčil.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Je však existencia arché vôbec dokázaná?
Lakin izleyici söz konusu anlatı türünün trajik, dramatik ya da komik mi olduğunu anlayabilir.LARPy je možné považovať za dramatickú, zážitkovú či pohybovú činnosť.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Išlo to však veľmi pomaly.
Lakin deney ters gider ve Xen kapısı dünya için tamamen açılır.Uzol nie je zatiahnutý, lebo dvere do sveta skautingu sú stále otvorené pre všetkých.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Ko je Ibrahimu bilo naročeno žrtvovati, je za to vzel Izmaela.
Lakin durumda bir gariplik vardır.Meni se vse skupaj zdi tako čudno.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Bachó ima več pomenov.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Ženske pa so se pozimi ogrinjale z ogrinjalnimi rutami.
Lakin kesilen sahneler yüzünden film ABD'de gereken ilgiyi görmemiştir.Mislim, da je super to, da film ni iskal nobenega opravičila fašizma.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Tačiau Audrius turi paslaptį.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Bet pirmąjai civilizacijai ši problema neturėjo iškilti.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Tačiau procesas vyko, ir vyksta, labai lėtai.
Lakin kendisi doğumdan kısa süre sonra vefat eder.Beveik iš karto po gimimo jis apako.
Lakin Sırabbas'ta şu an yerleşim yoktur.Šiuo metu parapijos Kalvarijoje nėra.
Lakin annemle olan akrabalık derecelerini ve isimlerini hatırlayamıyorum.Nėra atskirų terminų dėl motinos ar tėvo pusės senelių.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Nors gepardas labai greitas, tačiau nepajėgia bėgti ilgų nuotolių.
Lakin istihbarat hatası nedeniyle yanlış bilgi verilmiştir.Ilmselt oli tegemist puudulikust infoliikumisest tingitud eksitusega.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.Poiss on rikas, kuid tunneb puudust oma vanemate tähelepanust.
Lakin Pamuk Prenses 10 yaşındayken Kraliçe Eleanor kötü bir hastalığa tutulur ve çok geçmeden ölür.Sajandeid hiljem sünnituse ajal haigestub kuninganna raskesti ja lill leitakse üles.
Lakin son affedilme ve Metro’ya dönüş umutları da suya düşer.Ei ole aga teada, kas kujutlus tihenemisest ja hõrenemisest ulatub tagasi Thaleseni.
Lakin Bob serbest kalır ama Senatör ve Johnson için bir işlem yapılamaz.Kohtud ei võtnud seda tunnistust arvesse ning Butlerit ja Johnsonit ei vabastatud.
Lakin kendinden beklenmeyecek bir şekilde izlemez.Siis lihtsalt ära vaata midagi, mis asub sinust väljaspool.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Comunque, devo dirlo, alzarmi e parlare non mi viene naturale.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ich muss aber sagen, der Kommunikationsprozess fällt mir nicht leicht.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ik moet nochtans bekennen dat het communicatieproces me van nature niet goed afgaat.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.În orice caz, trebuie să recunosc, procesul de comunicare nu îmi vine în mod firesc.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Jednak muszę wyznać, że proces komunikowania się nie przychodzi mi łatwo.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.그러나 제가 말해야만 하는 것은 소통의 과정이란 것이 자연스럽게 느껴지지 않는다는 겁니다.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Néanmoins, je dois admettre que le processus de communication ne me vient pas naturellement.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.No entanto, devo dizer, que o processo de comunicação não me ocorre naturalmente.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Přesto musím říci,že proces komunikace pro mě není přirozený.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Sin embargo, tengo que decir, que el proceso de comunicación no es algo natural en mi.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Ωστόσο, πρέπει να ομολογήσω, η διαδικασία της επικοινωνίας δεν μου έρχεται φυσικά.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Както и да е, трябва да кажа, процеса на комуникация не идва природно при мен.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.Но я должен признать, процесс общения непрост для меня.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.אך עלי להודות שתהליך מסירת המידע אינו טבעי לי.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.لكن، ينبغي عليّ القول، أن عملية الإتصالات لا تأتيني بصورة طبيعية.
Amma ve lakin, söylemek isterim ki, iletişimin süreçleri bana doğal gelmiyor.私にとっては容易ではなかったと言わざるを得ません だから私はこのステージにいるのですが これは憂慮すべきです
Biz insan ırkı, kendimizden sorumluyuz, lakin kendi geleceğimizi tehlikeye atıyoruz.My lidé jsme za sebe zodpovědní.
Biz insan ırkı, kendimizden sorumluyuz, lakin kendi geleceğimizi tehlikeye atıyoruz.نحن البشر مسؤولون عن أنفسنا و نحن نعرض مستقبلنا ..للخطر
Bizler uluslararası standartların çalıştığını iyi biliyoruz, lakin biz onlara tabiyiz.우리는 이들 국제 표준이 된다는 걸 압니다 우리는 그게 된다는 걸 알고 있으니까요
Bizler uluslararası standartların çalıştığını iyi biliyoruz, lakin biz onlara tabiyiz.Nós sabemos que estes padrões internacionais funcionam porque já tivemos um.