Lakin işler yolunda gitmedi.Přesto si ale nevedli špatně.
Lakin bu toplantı sadece ayrılığın körüklenmesidir.Setkání však jen prohloubilo vzájemné odcizení.
Lakin böyle bir köy artık bulunmamaktadır.Klan jako takový už přestal existovat.
Lakin 1982 yılında bir Trafik Polis aracının çarpması sonucu ağır bir kaza geçirdi.Ve vjezdu do smyčky se v roce 1982 udála tragická tramvajová nehoda.
Lakin, bu reaksiyonun oluşması için ilk önce geleneksel yollarla reaksiyon başlatılmalıdır.Vždy je ale v případě tradice třeba pracovat s tímto generačním přenosem.
Lakin savaş sırasında şehid olur.V poválečném období byl funkcionářem ÚRO.
Lakin Temmuz 2012'de görevinden uzaklaştırıldı.Bezák byl však ze svého úřadu v červenci 2012 odvolán.
Mezopotamya kültürü etkindir lakin Kafkas kültürünün az da olsa etkisi vardır.Kultura je podobná kultuře jihovýchodního Texasu, nemá však tolik cajunských vlivů.
Lakin daha henüz pınarları ve denizleri dondurmadı, kurutmadı.Mořský led nejen roste a taje.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Každá vláda musí získat důvěru absolutní většiny členů Sněmovny.
Lakin yine bir çözüm bulunamamıştır."Nu există nici o altă soluție ...
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Dar în lumea în care trăim azi aceasată îndemânare s-a pierdut.
Lakin Barbaros Hayreddin Paşa buna şiddetle karşı çıktı.Maria Dorothea a refuzat categoric.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur lakin haftada 2-3 kez dışarıdan doktor gelmektedir.Blana nu necesită o întreținere elaborată, doar trebuie trimată de 2-3 ori pe an.
Lakin topluluk olmadan bir özgürlük, bir gelecek olamaz.Nu există pace fără libertate.
Lakin böyle bir köy artık bulunmamaktadır.A falu ezután többé nem szerepel.
Lakin bu protein şimdi çoğu birçok dokuda bulunduğu bilinmektedir.Ekkor már világos volt, hogy ezek nagy része proteáz.
Lakin Sırabbas'ta şu an yerleşim yoktur.Tiboonda valójában nem létező település.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Próbál segítségért kiabálni, de senki sem hallja.
Lakin o kadar yüksek değildir.De azért ne olyan nagy.
Lakin, yapılan tadilatlar sırasında bina zamanla orijinalliğini kaybetmiştir.A felújítások folyamán az építmény elvesztette eredeti neoreneszánsz jellegét.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.A futómadarak a gyors futásért váltak röpképtelenekké.
Lakin Hussarlar içki fıçılarını piyadelerle paylaşmak istemez.A gerilla sörfőzök nem saját üzemükben állítják elő saját márkájú söreiket.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Lakin bir daha asla onun ünlü 'Kırmızı 5' i kullanmadı."En häntä enää koskaan (skit)" 5.
Lakin Sırabbas'ta şu an yerleşim yoktur.Nykyisin Repolan alueella ei ole asutusta.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Mutta maailma, jossa me elämme, on menettänyt tämän taidon, taidon, joka heillä varmuudella joskus oli.
Lakin evin hanımı garip bir şekilde ölü bulunur.Asuinhuoneistosta löydetään kuollut nainen julmalla tavalla surmattuna.
Lakin işler yolunda gitmedi.Asiat eivät kuitenkaan menneet hyvin.
Lakin Bob serbest kalır ama Senatör ve Johnson için bir işlem yapılamaz.Arbiter ja Chief onnistuvat, mutta Kersantti Johnsonin johtama ryhmä epäonnistuu, ja Johnson vangitaan.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Kaikki hänen luokkatoverinsa tietävät hänen urotyönsä, mutteivät kommentoi asiaa, ellei se koske heitä.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Tämän vuoksi maalauksen pariskunta olisi pukeutunut kalliisiin talvivaatteisiin.
Lakin istihbarat hatası nedeniyle yanlış bilgi verilmiştir.Myöhemmin ilmoitettiin syyksi kommunikointivirhe.
Lakin aradığı sevgiyi yine bulamaz.Rakkaudelta puuttuu se kohde, jota se etsii.
Lakin yeni hayat Sevil'in kurtuluş yolu olur.Oikea työote rentouttaa SELVIS.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Menestystä ei tullut silläkään, ja yhtye lopetti.
Ama ve lakin öyle değildi.Ήταν —και δεν ήταν όμως.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Αυτή η διαδικασία, όμως, είναι ιδιαίτερα αργή.
Simon ve Jace iblisi öldürür, lakin Alec çok kötü yaralanır.Μαζί με τον Τζέις, σκοτώνει το δαίμονα, αλλά ο Άλεκ πληγώνεται.
Lakin orade dahi her gün sürülme korkusu eksik değil idi."«Δεν αντέχεται η καθημερινή χωματίλα».
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Το αποτέλεσμα κοστολογήθηκε πολύ ακριβά.
Lakin yine bir çözüm bulunamamıştır.Όμως δεν έβρισκα λύση.
Lakin böyle bir köy artık bulunmamaktadır.Επίσης λέει πως το χωριό δεν υπάρχει πια.
Lakin kendinden beklenmeyecek bir şekilde izlemez.Και...ευχάριστο αλλά μη αναμενόμενο!
Onun benden neden hoşlanmadığını bilmiyorum, lakin önemi yok.Δεν ξέρω γιατί δεν του αρέσω, αλλά δεν έχει σημασία.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Men Carmen har en hemmelighed.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Kongens Have i vinterdragt.
Sağlık ocağı Mevcut lakin Sağlık memuru yoktur.Den findes stadigvæk, men der er ingen offentlig adgang.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Peder vågner straks af sin trance og råber til de andre, at de skal hjælpe, men ingen griber ind.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.En af Smiths bekendte forfattede bogen, men tillod Smith at tage æren.
Lakin hemen mühimmat kıtlığı ortaya çıktı ve yeni tedarik gelmedi.Men kræfterne var udtømte, og provianten slap op.
IFF Huskvarna, İsviçte 1986 yılında kurulmuştur lakin bu sporun başlangıcı değildir.Skjern Gymnastikforening er stiftet i 1916, men fodbold var ikke på programmet fra foreningens start.
Lakin böyle bir köy artık bulunmamaktadır.Denne bygning findes ikke længere.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Mens Abraham stod på denne steinen sank og hevet den seg mirakuløst etter behov.
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."Ve oss, for vi blir ødelagt!»
Lakin bu iki bölgenin yönetimi üzerine çıkan anlaşmazlıklar Prusya-Avusturya Savaşı'nı başlattı.Uenighet om administreringen av disse to provinsene førte senere til den østerriksk-prøyssiske krig.
Lakin daha henüz pınarları ve denizleri dondurmadı, kurutmadı.Intet kunne jeg høre uten havet – de iskolde bølgers drønn».
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur lakin haftada 2-3 kez dışarıdan doktor gelmektedir.De har ikke lege stasjonært her fast, men det kommer lege hit 2-3 ganger i året.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Isteden forlangte han en frigjørende omgang med dem.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Koret sympatiserer med de anklagede, men er ikke i stand til å yte hjelp.