Lakin durumda bir gariplik vardır.Er zijn echter toch wat eigenaardigheden.
Lakin bu savaş onun son savaşı oldu, o bu savaşta hayatını kaybetti.De dokters waren verbaasd over zijn gevecht voor zijn leven, maar uiteindelijk verloor hij deze strijd.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Na hun huwelijk vestigden zij zich in het Gelderse Putten.
Lakin o kadar yüksek değildir.Deze is ook niet al te hoog.
Lakin o da olacaktır.En het zal het krijgen ook.
Lakin sadece dört pilot bu uçakları kullanabilecek eğitimi almış durumdadır.Alleen piloten die een speciale training hebben gevolgd mogen op dit vliegveld landen.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Maar voorlopig verliep dit proces nog langzaam.
Lakin kan kaybından onun hayatını kurtarmak mümkün olmadı.Hij kon de verleiding van hun bloed niet weerstaan.
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."My nie robimy rozróżnienia między żadnym z nich i jesteśmy Jemu całkowicie poddani."
Bu fikir binlerce yıl süregelmiştir lakin 17. yüzyılın sonuna doğru yaygın olarak kabul görmüştür.Ten pomysł był rozważany od tysiącleci, jednak został powszechnie zaakceptowany dopiero pod koniec XVII wieku.
Lakin daha sonra albüm yeniden basılmıştır.Album został następnie wznowiony.
Lakin kuvvetli top atışı sebebiyle geri çekilmek zorunda kalındı.Szebabowie z powodu mocnego ostrzału byli zmuszeni do wycofania się.
8 Haziran RAW'da Neville, Kevin Owens'ın NXT Şampiyonluğu Open Challenge'ına karşılık verdi lakin kaybetti.8 czerwca Neville odpowiedział na Open Challenge Kevina Owensa o pas NXT, ale przegrał walkę.
Lakin 6 hafta sonra yine tıbbi sorunlardan dolayı taburcu oldu.Po pół roku zwolniono ją ze względów medycznych.
Lakin izleyici söz konusu anlatı türünün trajik, dramatik ya da komik mi olduğunu anlayabilir.Widzowie mogli go dostrzec w komediodramacie Czy jestem piękna?
Lakin bu toplantı sadece ayrılığın körüklenmesidir.Te ostatnie są tylko uzupełnieniem diety.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Lekarka nie chce popełnić błędu i przerywa pocałunek.
Lakin bu kitap Türkiye'de yayınlanmamıştır.Książka ta nie została jeszcze wydana w Polsce.
Lakin böyle bir köy artık bulunmamaktadır.Powiedziano mu, że wieś ta już nie istnieje.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Na spacerach nie są szybkie, ale za to bardzo wytrzymałe.
Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.Alina i Voichiţa dorastały razem w sierocińcu.
Lakin, bu tablo ikinciden farklı.Ta płyta będzie inna.
Lakin bir yandan bastıran kış koşulları bir yandan da Ermeni çeteleri onların bu endişesini haklı çıkarmıştır.Pani Zima słowami Oto kara za twoje lenistwo zamknęła bramę.
Lakin bu artık pek kabul gören bir yaklaşım değildir.Nie jest to pogląd powszechnie obowiązujący.
Lakin; yolda Moğolların saldırısına uğrarlar ve çok büyük kayıplar verirler.Jeźdźcy Rohanu szarżują na nich, lecz ponoszą znaczne straty.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.Jest bardzo związany z rodzicami, jednak stara się nie okazywać tego przy przyjaciołach.
Her gün bir çilekli pasta yapmaktadır lakin satmaz.Z rzadka podaje się bułeczki bez wypełnienia.
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."Ty genom honom har vi liv och rör oss och är till. . ."
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Abraham satte då igång att pruta på siffran, och fick steg för steg ned den till tio rättfärdiga.
Lakin köye dönerken kendisi gibi hayat arkadaşını kaybetmiş bir kadını da (Nəcibə Məlikova) yanında getirir.När staden sedan förstörs ser Lots hustru enligt berättelsen tillbaka mot den, och blir då till en saltstod.
Lakin o da olacaktır.Det har jag också.
Lakin istihbarat hatası nedeniyle yanlış bilgi verilmiştir.Det misslyckades dock på grund av felaktig datering.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Danny Pope har en hemlighet.
Lakin, 40 gün sürmelerinin bilimsel bir dayanağı yoktur.Något bra vetenskapligt stöd för att just sextio minuter skulle vara en avgörande gräns finns dock inte.
Lakin Saruman makul bir davranış göstermedi.Saruman var inte alltigenom illasinnad.
Lakin yeri tanımlayıcı görüntüler yazılmaz.De bilder som man projicerar ska inte vara genomskinliga.
Lakin, surlarının önemli bir kısmı halen ayaktadır.Några av dess jättelika pelare står ännu upprätt.
Lakin bu da bir işe yaramamış ve öpücükle sonlanmıştır.Fast den blev inget bra så jag slängde den.
Lakin daha sonra albüm yeniden basılmıştır.Senare har albumet återutgivits i färg.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Den ansågs alltför dyr.
Lakin yine işler ters gitmiş ve Drusilla çıkagelmiştir.Efter det försvinner Drusilla för gott.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Але світ, в якому ми живемо втратив цю здатність, здатність, яку він, звичайно, мав.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.У самого Грега також є таємниця.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Вам не потрібно нести зимовий одяг.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.У паніці вона починає кричати, волаючи про допомогу, але ніхто не чує її.
Lakin son affedilme ve Metro’ya dönüş umutları da suya düşer.Тому єдиним виходом і надією на порятунок було подальший відступ до Кордуени.
Lakin bu toplantı sadece ayrılığın körüklenmesidir.Але це вже тема окремої розмови.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Проте цей процес відбувався дуже повільно.
Gerçekten etkileniyor, lakin içerdeki öğrencilerden birinin Chang olduğunu fark ediyor.Багато хто, особливо не знайомі з ним люди вважають, що Чендлер — гомосексуал.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Проте, у зв'язку із Першою світовою війною, цим планам не судилося здійснитися.
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Když ji Ibrahím zapudil do pouště, dostal po nějakém čase Ismá'íl žízeň.
Annesi hakkında çok bir şey bilinmez, lakin öldüğü söylenmiştir.O jeho matce nevíme nic, ale několikrát o ní mluvil.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Ze začátku křičí o pomoc, ale nikdo není v doslechu.
Çekimler düzgün geçmişti lakin tamamlanmış filmin sansürü geçmesi kolay olmadı.Natáčení bylo obtížné a jemu se výsledný film nelíbil.
Hayez'in kariyerini tanımlamak çoğu zaman zordur, lakin eserlerine genelde imza ve tarih atmazdı.Hodnocení Hayezova díla je komplikováno skutečností, že často své práce nepodepisoval nebo nedatoval.
Lakin diğer dedektif filmlerinde olduğu gibi, bu film de mutlu sonla biter.Na rozdíl od původní pohádkové předlohy má děj této filmové pohádky šťastný konec.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Můj dojem ale byl, že to bylo příliš drahé.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Po vypuknutí 1. světové války se tento záměr neuskutečnil.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Tento proces je ale velmi pomalý.
Lakin Sırabbas'ta şu an yerleşim yoktur.U Bagrationa se ještě nebojuje.