Bakıyorum da Potter ile tanışmışsın. benim laboratuvar asistanım.I see you met Potter. He's my lab assistant.
Peki bunu laboratuvarda nasıl yapıyoruz?So how are we doing this in the lab?
Ve şu an bizim laboratuvarda yaptığımız da budur.And this is what we're doing in the lab at the moment.
Burada Mars Bilim Laboratuvarı var, Mars'a gidiyor. Geçen hafta fırlatılmıştı.Here we have the Mars Science Laboratory on its way to Mars, just launched last weekend.
Ben laboratuvardayken yeni bir örümcek lifi diziliminin önüme gelmesine bayılıyorum.I love when I'm in the laboratory, a new spider silk sequence comes in.
Bu yüzden bizim öğrencilerimiz düzenli olarak laboratuvarlarda çalışıyor.And so our students are working in labs regularly.
Öncelikle size bu hücreleri laboratuvar ortamında nasıl yetiştirdiğimizi anlatayım.And let me tell you what it's like to grow these cells in the lab.
Ocakbaşını bir laboratuvar gibi düşünebilirsiniz.And you can think of the open-pit fire as a laboratory.
Laboratuvarda şu soruyu soruyorduk:And in the lab, we were asking the question,
Tamam, insanlar başlıyor-- bu Sandia Ulusal Laboratuvarından.This is Sandia National Labs.
Bu DNA'yı laboratuvara götürürsünüz ve klonlarsınız.And you take your DNA back to the laboratory and you clone it.
Baek Seung Jo beyaz bir laboratuvar önlüğü giymiş...Baek Seung Jo wearing an all white lab coat...
Kiminiz bunu laboratuvarlarda, kiminiz iş tezgahlarında hissettiniz.Some of you have felt it in laboratories; some of you have felt it at the workbench.
Dediğim gibi laboratuvarda numuneleri ısıtmak için bunun gibi bir endüstriyel makinemiz var.So I said we have such an industrial machine in the lab to heat up the specimens.
Ve aklıma laboratuvar test sonuçları geldi.And so I came up with this: lab test results.
Bir başka olanak ise, bizim laboratuvarlarımızda çalıştığımız, hibritler üretme olanağıdır.We have another possibility we are working [on] in our lab, [which] is to build hybrids.
Esasen laboratuvarımda yaptığım da bu.And that's what I do in my lab.
Şu anda yüzlerce laboratuvar bu yaklaşımları kullanıyor.And there are now hundreds of labs using these approaches.
Laboratuvara geri dönüp, öğretmenlere ihtiyacımız var, diyeceğim.I'll go back to the lab and say, we need teachers.
Biz tüm bu keşifleri dünya üzerindeki laboratuvarları araştırarak yaptık.We have made all these discoveries pouring out of laboratories across the world.
Sizden, benim laboratuvarımda öğrenci olduğunuzu düşünmenizi istiyorum.I want you to imagine that you're a student in my lab.
Bu bir TED Ödülü sayılmaz, ama laboratuvarımızdan ayrıcalıklı bir tişört.It's not quite the TED Prize, but it is an exclusive t-shirt from our lab.
Aslında bütün laboratuvarlardan biri var ki toplam kapasitenin %20'sini sağlamaktadır.In fact, there's one lab in particular that represents 20 percent of all that capacity:
Bu laboratuvar Pekin Genomik Enstitüsü'dür.It's called the Beijing Genomics Institute.
Üç yıl sonra -- çok uzun süren programlama, diğer öğrencilerle laboratuvarda yapılan çalışmalar --Three years later -- a lot of programming, working with other graduate students in the lab --
Bu fikri aslında laboratuvarlarımızda keşfettik.So we actually explored this idea in our lab.
SS: Laboratuvardaki diğer Bonobolarla konuşuyor; duyabileceğimizden daha uzun bir mesafe.He talks to other Bonobos at the lab, long-distance, farther than we can hear.
İkisinin de rinovirüsü var; bu örneği laboratuvarda hiç görmemiştik.They both have rhinoviruses; we've never seen this pattern in lab.
Bunların hepsi laboratuvar milleti tarafından yapıldı;This was all done by folks in the lab --
Ayrıca uzay laboratuvarı kanalına abone olmayı unutmayınAlso don't forget to visit the space lab channel on Youtube and subscribe.
İşte bu metaryali alıp laboratuvarda inceliyoruz.And that material then we take back to the lab and analyze it.
Laboratuvarda nasıl olduğuna bakalım.Here's what it looked like in the laboratory.
Bu laboratuvarımızın önceki hali.This was our laboratory before.
Laboratuvarımızı Orta Afrika'nın en soğuk yeri olarak adlandırıyorum, oladabilir.I like to call our laboratory the coldest place in Central Africa -- it might be.
Ve biz laboratuvarlarımızda bununla ilişkili şeyler yaparken de böyle olma eğilimindedir. .And let's just say for simplicity that everything here it's in some type of temperature equilibrium.
Benim laboratuvarımda, ki şu an ona bakıyoruz, MIT'de -- burası medya laboratuvarı.In my lab, which we're peering into now, at MlT -- this is at the media lab.
İşte laboratuvarımızın içi.There is the inside of our lab.
Bu laboratuvar ortamında yapılmış bir deneyçThis is an in vitro experiment.
Laboratuvarın nerede?Where's your lab? Jeff Han:
Bu dünyadaki en büyük yeraltı laboratuvarlarından biri.This is one of the largest underground labs in the world.
Laboratuvarda test edildiler.They have been tested in the laboratory.
Gizli laboratuvarımıza girelim.Come on into the secret lab. PH:
Sizlere JPL [Jet İtiş Laboratuvarı]'nı başlatan insanları tanıtarak başlamak istiyorum.I thought I'd start with telling you or showing you the people who started [Jet Propulsion Lab].
Jet İtiş Laboratuvarları için çalışıyorum.I work for the Jet Propulsion Lab.
İşte bu laboratuvarımda ilgilendiğimiz şey.So that's what we're interested in looking at in my lab.
Laboratuvara geldiniz, buradaki bilgisayar donanımlı görevi gördünüz.You come into the lab, you see this computerized task.
Birinize otorite, yani laboratuvar önlüklü adam diyor ki,And one of you is told by the authority, the guy in the lab coat,
Ve laboratuvarlarımızın birindeAnd in one of our labs,
Başta çocuklar laboratuvara getirilir.You bring a kid into a lab.
Artık üst vücut, robotun laboratuvarda yürüyebileceği kadar hafif.So, with this now the top body is light enough.
Laboratuvarımıza çok ziyaretçi geliyor.We get so many visitors visiting our lab.
Virginia Tech'teki RoMeLa, Robotik Mekanizmalar Laboratuvarı'na hoşgeldiniz.Welcome to RoMeLa, the Robotics Mechanisms Laboratory at Virginia Tech.
Yıl 1964, ve yine Bell Laboratuvarlarındayız.It's 1964, and we're back at Bell Labs.
UIUC deki Lewis laboratuvarlarından iletken bir kalem.A conductive pen from the Lewis lab at UlUC.
Laboratuvarda denetleyebileceğim bir şey değil ki.It's not like I can just check it in the lab.
Bu çeşit robotları önümüzdeki 5 yıl içerisinde laboratuvarlarda daha fazla göreceğiz.So we're going to see more and more of this sort of robot over the next few years in labs.
Bilim laboratuvara girip araştırır.It goes into the lab and try to find out.
Boston ATT LaboratuvarlarıATT Laboratories Boston
Laboratuvar güneş enerjili su ısıtma tesislerini test edecek.The laboratory will test solar water-heating facilities.
Yaklaşık 360.000 avroya mal olan jeoloji laboratuvarını hükümet finanse etti.The government financed the geology lab, worth about 360,000 euros.