lüks sınıfına bile girmez.Pour cette marque, elle n'est même pas classée dans les luxueuses.
lüks sınıfına bile girmez.Για αυτή την φίρμα δεν είναι καν στις πολυτελείς σειρές τους.
lüks ürünler ürettirdiler.Ale zápletka Hviezdnych vojen, pre tých, že Impérium postavilo obrovskú mašinu
lüks ürünler ürettirdiler.Dar subiectul Războiului Stelelor, pentru cei care nu-și amintesc, este că
lüks ürünler ürettirdiler.기억이 안 나는 분들을 위해 영화 내용을 짧게 이야기 할게요.
lüks ürünler ürettirdiler.l'Empire a créé une immense machine, l'Étoile Noire.
lüks ürünler ürettirdiler.Ma la trama di Star Wars, per quelli che non se la ricordano, è che
lüks ürünler ürettirdiler.Men piloten av Stjärnornas Krig, fĂśr dem av er som inte minns, är att
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.Aku lebih memilih membuka dompet mahal. Dan uang akan datang dengan mudah dari situ.
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.E anche il denaro ne verrā fuori pių facilmente.
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.Et de l'argent en sortira plus facilement.
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.Já bych raději otevřel luxusní a naduté peněženky. A peníze by odtamtud šli snadněji.
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.Деньги оттуда ручейком текут.
Lüks ve kibirli bir cüzdanı açtırmayı tercih ederim... ...para böylece daha çok gelir.أنا افضل أن أقوم بفتح محفظة راقية و سطحية و المال سيخرج بصورة أسهل منها
lüks ve koleksiyon ürünleri, tatil paketleri ve, telekomünikasyon çözümleri içerir.les articles de luxe et de collection,
lüks ve koleksiyon ürünleri, tatil paketleri ve, telekomünikasyon çözümleri içerir.فضلاً عن المنتجات المترفة وتلك التي يقبل الناس على جمعها، وعروض الإجازات، وحلول الاتصالات
Merkezi Lüksemburg'dadır.jebilo ustanovljeno z Bruseljsko pogodbo22. julija1975,
Merkezi Lüksemburg'dadır.Le BUDGET de la Cour des comptes
Merkezi Lüksemburg'dadır.p Agricoltura
Merkezi Lüksemburg'dadır.pstrukturális intézkedések
Merkezi Lüksemburg'dadır.TALOUSARVIO p Rakennetoimet
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Âm nhạc tự phát loại trừ khái niệm xa hoa và làm cho âm nhạc trở thành di sản của xã hội.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Door haar spontaneïteit kan muziek geen luxegoed zijn en is ze het patrimonium van de gemeenschap.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Dzięki swej spontaniczności, muzyka jest nie luksusem, ale dziedzictwem społecznym.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.음악이 가지고 있는 즉흥적이고, 마음에서 우러나오는 성질은 사치품이기를 거부하며, 음악이 사회의 유산이 되게 합니다.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Spontaneitása miatt a zene többé nem luxuscikk, hanem a társadalmi örökség.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Spontaneitatea muzicii o exclude ca fiind un lux și o face patrimoniu al societății.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Spontane Musik schließt jeglichen Luxusgedanken aus und macht es zu einem Allgemeingut der Gesellschaft.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Vďaka svojej spontánnosti hudba nie je výsadou istých vrstiev, ale dedičstvom celej spoločnosti.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Ο αυθορμητισμός της μουσικής δεν είναι πια είδος πολυτελείας· γίνεται κοινό κτήμα της κοινωνίας.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Невимушеність музики перетворює її з предмету розкоші в надбання суспільства.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Спонтанността, която музиката притежава не я прави предмет на лукса, а по-скоро собственост на обществото.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.Спонтанность музыки превращает ее из предмета роскоши в достояние общества.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.הספונטניות של המוזיקה מונעת ממנה מלהיות פריט מותרות והופכת אותה למורשת של החברה.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.العفوية الموجودة في الموسيقى تبعدها من قائمة وسائل الرفاهية وتجعلها تراثً للمجتمع.
Muzigin dogal yapisi onu luks bir nesne olmaktan cikartip toplumun mirasi haline getirir.それ自身を贅沢品とせずに、社会の財産にしています それは、父親が大工仕事をしている時に
Norveçli sosyal bilimci Evelin Lindner'in söylediği gibi, "Karamsarlık güzel zamanların lüksüdür...Според наблюденията на норвежката социоложка Евелин Линднер, песимизмът е лукс от добрите времена...
Sadece erkeklerle alakalı şeyleri öğrenirsin. Lüks bir lokantaya gittiğinde tek yapacağınız şey geğirmek olur.Se vai in un ristorante di lusso, puoi ruttare tutto il tempo.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.A célközönség többségének csak Olaszországban és Luxemburgban biztosítják ezt a szolgáltatást.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Inga uppgifter är tillgängliga för Bulgarien.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Len Taliansko a Luxembursko poskytujú túto službu väčšine cieľovej populácie.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Maatregelen moeten dan ook specifiek op hen gericht zijn.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Seuls l’Italie et le Luxembourg fournissent ce service à la majorité de la population cible.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Soltanto l’Italia e il Lussemburgo forniscono questo servizio alla maggior parte della popolazione target.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Vain Italia ja Luxemburg tarjoavat tätä palvelua enemmistölle kohdeväestöstä.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.W przypadku Bułgarii, Niemiec i Francji nie ma dostępnych informacji.
Sadece İtalya ve Lüksemburg bu hizmeti hedef kitlenin çoğunluğuna sunmaktadır.Липсват данни за България.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.De har heller ikke noget valg.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.De har inget val heller.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.E não tem opção de escolha.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.E non c'è neppure il lusso della scelta.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.Heillä ei edes ole vaihtoehtoa.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.Jest też pozbawiony luksusu wyboru.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.Tampoco tiene el lujo de escoger.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.Ούτε έχεις τότε την πολυτέλεια της επιλογής.
Seçim yapma lüksleri de yoktur.И они не могут позволить себе роскоши сделать выбор.
Seri üretim binek otomobil sürücüleri gibi uzman sürücüler için lüks segment yok.Er is geen premium segment voor "professional drivers", het lijkt meer alsof iedereen in een sedan rijdt.
Seri üretim binek otomobil sürücüleri gibi uzman sürücüler için lüks segment yok.Es gibt kein Premiumsegment für Profifahrer, es ist als ob jeder massenproduzierte Sedans fährt.
Seri üretim binek otomobil sürücüleri gibi uzman sürücüler için lüks segment yok.Non c'è un segmento premium per esperti piloti, è come se tutti guidassimo delle berline prodotte in serie.
Sizlerden biri, herhangi biri -- zenginseniz, fakirseniz, lüks bir eviniz varsa -- hiç farketmez.Bárki közületek, bárki -- mindegy, hogy gazdag vagy szegény, hogy puccos háza van -- nem számít.