Ana içeriğe geç
Sözlük

lâik ile cümle

lâik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.И светски настроените хора могат да бъдат повлияни.
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.Но и светски мыслящие люди могут быть подвержены этому тоже.
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.Проте це може впливати і на світсько налаштованих людей.
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.אבל גם האנשים החילוניים יכולים להיות מושפעים ממנה.
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.كما يمكن للعلمانيين ان يتأثروا بها ايضاً ..
Ancak laik görüşlü insanlar da bu etki altında olabilir.問題は政治文化だと思うのです。
Birçok kişi Şii grup ve çoktandır laikliğiyle övünmekte olan Suriye rejimi arasındaki ittifak ile alay etti.Muchos otros se mofaron de la alianza del grupo shiíta con el régimen sirio que se ha jactado de su laicismo.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Aan de ene kant was er mijn moeder, een hoogopgeleide, seculiere, moderne, westerse Turkse vrouw.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Å ena sidan var det min mor, en välutbildad, sekulariserad, modern, västerländskt influerad, turkisk kvinna.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Auf der einen Seite war da meine Mutter, eine gebildete, sekuläre, moderne, westliche, türkische Frau.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Az egyik oldalon volt az anyám, jól képzett, nem vallásos, modern, nyugatias, török nő.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Da una parte c'era mia madre, una donna turca istruita, laica, moderna, occidentalizzata.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Di satu sisi, ada ibu saya, seorang wanita Turki yang berpendidikan, sekuler, modern, dan kebarat-baratan.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.D'une part, il y avait ma mère, une femme turque bien éduquée, laïque, moderne, occidentalisée.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Một mặt là mẹ tôi, một người phụ nữ Thổ Nhĩ Kỳ có học thức, không mê tín, hiện đại, Tây hóa.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Na jedné straně byla moje máma, vzdělaná, světská, moderní Turkyně ovlivněná Západem.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Num lado, estava a minha mãe, uma mulher turca ocidentalizada, moderna, secular, culta.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Pe de o parte era mama mea, o turcoaică cu o educaţie înaltă, laică, modernă, occidentalizată.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Por un lado estaba mi madre, una mujer educada, secular, moderna, occidentalizada y Turca.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Z jednej strony była moja matka, wykształcona, świecka, nowoczesna i zwesternizowana Turczynka.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.Από τη μία πλευρά ήταν η μητέρα μου, μια μορφωμένη, κοσμική, μοντέρνα Τουρκάλα με ευρωπαϊκούς τρόπους.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.З одного боку була моя мати - високоосвічена, світська, сучасна, турецька жінка з європейським стилем життя.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.От една страна беше майка ми, добре образована, светска дама, модерна, със западна култура, туркиня.
Bir tarafta annem vardı, iyi eğitimli, laik, modern, batılılaşmış bir Türk kadını.С одной стороны была моя мать - хорошо образованная, светская, современная, прозападная турецкая женщина.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Denken Sie es sich als eine Art säkulare Kirche.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Gândiţi-vă la el ca la un fel de biserică laică.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Hãy nghĩ về nó như một nhà thờ lâu đời.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Immaginatelo come una sorta di chiesa laica.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.일종의 세속적인 교회라고 생각하십시오.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Myślcie o nim, jako o świeckim kościele.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Piensen en él como un tipo de Iglesia láica.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Vous pouvez le voir comme un temple laïc.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Zie het als een soort seculiere kerk.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Φανταστείτε το σαν κοσμική εκκλησία.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Мислете за него като за един вид светска църква.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Представьте, что это некая мирская церковь.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.Сприймайте це як таку собі світську церкву.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.אתם יכולים לראות בו מעין כנסיה חילונית.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.كما أنها تفكر في نوع من الكنيسة العلمانية.
Bu merkezi laik bir ibadethane gibi düşünebilirsiniz.カードに書かれた言葉は この中で行われることを表現しています
Daha otokratik, laik rejim böylece sona erdi, ki bu rejim Türkiye'nin doğuşuydu.이는 독재주의적이고 세속적인 정권을 종식시킨 터키의 시작이었습니다.
Daha otokratik, laik rejim böylece sona erdi, ki bu rejim Türkiye'nin doğuşuydu.דבר שסיים את המשטר האוטוקרטי החילוני, שזו היתה ההתחלה של טורקיה.
Daha otokratik, laik rejim böylece sona erdi, ki bu rejim Türkiye'nin doğuşuydu.والتي انهت عصر الاستبداد العلماني وكانت تلك الانتخابات بداية انطلاقة تركيا
Daha otokratik, laik rejim böylece sona erdi, ki bu rejim Türkiye'nin doğuşuydu.それはトルコの始まりだったのです。 トルコにいる敬虔深いイスラム教徒は
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Az oktatás egy olyan terület, melyben a szekuláris világ nagyon is hisz.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Der Bildungsweg ist ein Feld, an das die säkulare Welt wirklich glaubt.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Educaţia e un domeniu în care comunitatea laică crede cu tărie.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Hiện tại giáo dục là một lãnh vực mà thế giới trần tục thực sự tin vào.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Izobraževanje je področje, v katerega sekularen svet resnično verjame.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Kini, pendidikan adalah sebuah bidang yang benar-benar dipercayai oleh dunia sekular.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.교육은 세속적인 세상이 정말로 믿고 의존하는 것 중에 하나죠.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.La educación es un campo en el que el mundo secular realmente cree.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.L'éducation est un domaine en lequel le monde laïque croit vraiment.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.L'educazione è un campo in cui il mondo laico crede molto.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Na vzdělávání se v sekulárním světě hodně věří.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Onderwijs is een terrein waarin de wereldlijke mens écht gelooft.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Ora a educação é um campo em que o mundo secular realmente acredita.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Uddannelse er et område den sekulære verden virkelig har tiltro til
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Utbildning är ett område som den sekulariserade världen verkligen tror på.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Vzdelávanie je oblasť, ktorej svet naozaj dôveruje.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod