Ana içeriğe geç
Sözlük

kuyumcu ile cümle

kuyumcu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yeni açılan kuyumcu, en iyi müşterilerimin bir kısmını elimden aldı.The newly-opened jewelry shop took away some of my best customers.
Onlar kuyumcu dükkanına zorla girdi.They broke into the jewelry shop.
Kuyumcu broşa büyük bir inci monte etti.The jeweler mounted a big pearl in the brooch.
O bir kuyumcu dükkânında alışveriş yapıyor.He is shopping in a jewelry store.
O bir kuyumcu dükkanından takı satın alıyor.She is buying jewelry in a jewelry store.
Kuyumcu açık.The jewelry store is open.
Tom Mary'ye kuyumcuda ne satın aldığını sordu.Tom asked Mary what she had bought at the jewelry store.
Gece vakti kuyumcu dükkanını soydular.They robbed the jewelry store during the night.
Alyansım yetenekli bir kuyumcu tarafından yapıldı.My wedding ring was crafted by a skilled goldsmith.
Benim evlilik yüzüğüm yetenekli bir kuyumcu tarafından yapıldı.My wedding ring was crafted by a skilled goldsmith.
Tom ve Mary birlikte kuyumcu dükkanına gittiler.Tom and Mary went to the jewelry store together.
Bu kuyumcuda bazı güzel küpeler vardır.In this jewelry store there are some pretty earrings.
Ben bir kuyumcu arıyorum.I am looking for a jewelry store.
O yerel bir kuyumcudan çaldığı bir yüzükle kız arkadaşına evlenme teklif etti.He proposed to his girl friend with a ring he had stolen from a local jewelry.
Tom kuyumcuyu öldürdü.Tom murdered the jeweller.
Kuyumcudan saatimin arkasındaki ismimin baş harflerini kazımasını istedim.I asked the jeweler to inscribe my initials on the back my watch.
Buradan çok uzak olmayan bir kuyumcu var.There's a jewelry store not far from here.
Tom bir kuyumcu.Tom is a goldsmith.
Tom bir kuyumcudur.Tom is a jeweller.
Sami bir kuyumcuyu öldürmekten hüküm giymişti.Sami was convicted of killing a jeweler.
Tom kuyumcu değil.Tom isn't a jeweler.
Mevcut Premier League kupası, Kraliyet Kuyumcuları Londra Asprey tarafından tasarlandı.The current Premier League trophy was created by Royal Jewellers Asprey of London.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.It currently houses a jewelry store.
1664) Richard Hoare, İngiliz kuyumcu ve bankacı(d.1664) Richard Hoare, English goldsmith and banker (b.
Kristal taşlar tipik olarak kostümlerde, giysilerde ve kuyumculukta kullanılmaktadır.Typically, crystal rhinestones have been used on costumes, apparel and jewelry.
Şunu kastediyorum, gerçek kuyumcular içeri biraz lehim eklerler.I mean, real jewelers put little bits of solder in.
Bir kuyumcuyu soymuştum Onlarda peşime takıldıI robbed that jewellery shop. They chased after me.
Kuyumcudaki insanların hakkımızda ne düşündüğünü sanıyorsun?What do you think the people at the rings store thought about us?
- Kuyumculuk, NAT.--GOLDSMlTH, NAT.
Surun köşesindeki odayla Koyun Kapısı arasındaki bölümü kuyumcularla tüccarlar onardılar.Between the ascent of the corner and the sheep gate, the goldsmiths and the merchants made repairs.
Cürufu gümüşten ayırınca, Kuyumcunun işleyeceği madde kalır.Take away the dross from the silver, and material comes out for the refiner;
Sarayda iyi karşılandı ve kısa süre sonra saray kuyumcusu olarak atandı.He was well received at court, and was soon after appointed court jeweller.
1880 veya 1881'de Wisgrill saray kuyumcusu Theodor Köchert ile evlendi.In 1880 or 1881 Wisgrill married the court jeweler Theodor Köchert.
Locked Down, bir kuyumcu soygunu gerçekleştirmeyi planlayan bir çifti takip ediyor.Locked Down follows a couple who plan to execute a heist of a jewelry store.
Zərgər kelimesi Azerbaycan dilinde kuyumcu anlamına gelir.The word Zərgər means goldsmith in Azerbaijani language.
Mevlana, bir kuyumcu olan Salahaddin Zerkub'da yeni bir arkadaş buldu.Rumi found another companion in Salaḥ ud-Din-e Zarkub, a goldsmith.
Gao, 2021'den beri Fransız üst düzey kuyumcu Chaumet'in marka sözcüsü oldu. [1] [2]Since 2021, Gao became the brand spokesperson for French high-end jeweller Chaumet.[37][38]
Yunan Rönesans ressamı, eğitimci ve kuyumcuydu.He was Greek Renaissance painter, educator and goldsmith.
Babası, Brüksel'deki zulümden kaçan zengin bir kuyumcu ustası, mücevherci ve oymacıydı.His father was a wealthy goldsmith, jeweller, and engraver who had fled persecution in Brussels.
1900-1925 döneminde, kuyumculuk endüstrisi platin alaşımlarının açık ara en büyük tüketicisiydi.In the 1900-1925 period, the jewelry industry was by far the largest consumer of platinum alloys.
Tom bir kuyumcudur.Tom ist Juwelier.
Bu yetişen incilerden de yalnızca %5'i kalitesi bakımından kuyumculuk sektöründe değerlendirilebilir.Nur ein Viertel aller Diamanten ist qualitativ als Schmuckstein geeignet.
Abisi Bekir ise refah içerisinde karısının babasından kalan kuyumcu dükkanlarını işletir.Hofjuweliere das Juweliergeschäft ihres Vaters weiter.
Bu eserlerin ticareti de kuyumculuk olarak adlandırılır.Dort angebrachter Schmuck wird daher auch als Giebelschmuck bezeichnet.
Mesleği ya kuyumculuk ya da lağımcılıktır.Das Ornament oder Schmuckwerk.
Pforzheim'ın ekonomisi kuyumculuk ve saate dayalıdır.Die MIDORA Leipzig ist eine Fachmesse für Uhren und Schmuck.
Benim evlilik yüzüğüm yetenekli bir kuyumcu tarafından yapıldı.Mi anillo de bodas fue hecho por un hábil joyero.
İş hayatında kuyumculuk ve sigortacılık yaparak faaliyet göstermişti.En ella desempeñó funciones en el área de seguros y anticorrupción.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Gestisce un negozio di gioielli.
Genellikle kuyumculukta altın, gümüş ve kıymetli taşların ağırlıklarını belirtmekte kullanılır.Diffuso è l'uso di gioielli in argento e perline.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Она содержит собственный ювелирный магазин.
Ekipler kuyumcuya girdiklerinde asıl hedefin kuyumcu değil de banka olduğunu geç fark ederler.У экс-собственников к банку было отношение не как к банку, а как к инструменту.
Bu eserlerin ticareti de kuyumculuk olarak adlandırılır.وربما كان هذا الكتاب هو نفسه المسمى بأصول الدين.
Mevcut Premier League kupası, Kraliyet Kuyumcuları Londra Asprey tarafından tasarlandı.O atual troféu da Premier League foi criado pela joalheria real Asprey, de Londres.
Bazı kaynaklara göre ise babası kuyumcuydu.Várias fontes, no entanto, afirmam que seu pai teria sido um vendedor ambulante de jóias.
Günümüzde sarraflar daha çok kuyumcu gibi çalışırlar.Hoje elas valem como verdadeiras jóias.
Kuyumculukta altının genellikle gümüşlü, palladyumlu, bakırlı veya platinli alaşımları çok kullanılır.Neste caso são geralmente utilizados lingotes de ouro, prata ou platina.
Öyküye göre bu kaşıkçı, bulduğu taşı bir kuyumcuya değerinin çok altında satar.Depois da venda, ele fica sabendo que uma das cadeiras contém em seu forro jóias extremamente valiosas.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.Ele gerencia uma empresa de brinquedos.
Bir kuyumcu dükkanına ev sahipliği yapmaktadır.De eigenaar van een juwelierswinkel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod