İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.British people are used to standing in queues.
Halley'in Kuyruklu yıldızı her seksen yılda bir uğrar.Halley's Comet comes round once every eighty years.
Halley kuyruklu yıldızı 2061 yılında geri dönecektir.Halley's Comet will come back in 2061.
Otobüs durağında uzun bir kuyruk yoktu.There was not a long queue at the bus stop.
Biz kuyrukta ayakta bekletildik.We were made to stand in line.
Bazı kedilerde kuyruklar yok.Tails are absent in some cats.
Gümrükte uzun kuyruklar olacak.There will be long lines at the Customs.
Kadın ayrıldı ve tekrar kuyrukta beklediği adliyeye gitti.The woman left and went to the courthouse, where she waited in line again.
O, kuyruktaydı.He was in the queue.
Yeni bir kuyruklu yıldız keşfettiğini iddia etti.He claimed that he had discovered a new comet.
O ezgiyi kuyruklu piyanosunda çaldı.She played that tune on her grand piano.
Erkek tavus kuşunun renkli kuyruk tüyleri vardır.The male peacock has colorful tail feathers.
Tom bir saat kuyrukta bekledi.Tom stood in line for an hour.
Ziyaretçiler müzeye girmek için uzun bir kuyrukta beklediler.The visitors waited in a long line to get into the museum.
Bu kuş bir sarı kuyruksallayan.This bird is a wagtail.
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait in line for three hours.
Sezar'ın ölümünden sonra, bir kuyruklu yıldız yedi gün boyunca parladı.After the death of Caesar, a comet shone for seven days.
Tom kuyrukta durdu.Tom stood in line.
Kuyrukluyıldızları ve asteroitleri karıştırma.Don't confuse comets and asteroids.
Kuyrukluyıldız ve asteroitleri karıştırmayın.Don't mix up comets and asteroids.
Kuzenim kuyrukta sondan ikinci kişi.My cousin is the second to the last person in the line.
Tavşanların uzun kulakları ve kısa kuyrukları vardır.Rabbits have long ears and short tails.
Kuyrukta beklemekten bıktın mı?Are you tired of waiting in line?
Ben kuyrukta beklemekten usandım.I'm tired of waiting in line.
Tom kuyrukta beklemekten usandı.Tom is tired of waiting in line.
O, kuyruktaki beşinci adam.He's the fifth man in line.
Bilet gişesindeki kuyrukta beklemek zorunda kaldı.He had to stand in line at the ticket office.
Tom kuyruktaki son kişi.Tom is the last person in line.
Arabanın bozuk bir kuyruk lambası var.Your car has a broken taillight.
O kuyrukta otuz dakika durdum.I stood in that line for thirty minutes.
Dükkanın önünde uzun bir kuyruk oluştu.A long queue had formed in front of the shop.
Mağazanın önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu.A long queue had formed in front of the shop.
Tom'un oturma odasında kuyruklu bir piyanosu var.Tom has a grand piano in his living room.
Tom kuyrukta durmak istemedi.Tom didn't want to stand in line.
Kuyruk çok yavaş ilerliyor.The line is moving very slowly.
Bir saatten daha fazla süredir kuyrukta bekliyoruz.We've been waiting in line for over an hour.
Kuyruklu yıldızlar buz ve kayadan yapılır?Comets are made from ice and rock.
Bilet gişesinde bir kuyruk var.There is a line at the ticket office.
Sen Louvre Müzesi'ne girmek için uzun bir kuyrukta beklemek zorundasın.You have to wait on a long line to get into the Louvre Museum.
Tom kuyrukta beklemekten nefret eder.Tom hates waiting in line.
Tom kuyrukta üçüncü kişi.Tom is the third person in line.
Rosetta sondası Philae, 67P / Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına başarıyla indi.Rosetta's probe, Philae, has successfully landed on the comet 67P/Churyumov–Gerasimenko.
Astreoidler ve kuyruklu yıldızlar arasındaki fark nedir?What's the difference between asteroids and comets?
Kuyrukluyıldızlar nereden gelir?Where do comets come from?
Tom üç saatten daha fazla süre bilet gişesinde kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to stand in line at the ticket office for over three hours.
Bir kuyruklu yıldızın çekirdek denilen ayrı bir merkezi vardır.A comet has a distinct center called a nucleus.
Kuyruklu yıldız adı "uzun saçlı" anlamına gelen Latince kelime Cometa'dan gelmektedir.The name comet comes from the Latin word cometa which means "long-haired".
Giotto 10 Temmuz, 1992'de Kuyruklu yıldız Grigg-Skjellerup'la yakın bir karşılaşma yaptı.Giotto made a close encounter with Comet Grigg-Skjellerup on July 10, 1992.
Kuyruklu piyanonun hiçbir pedalı yoktur.The grand piano has no pedal at all.
Tom üç saat kuyrukta durmak zorunda kaldı.Tom had to stand in line for three hours.
Köpek, balık, kemik, kuyruk ve hepsini yer.The dog eats the fish, the bone, the tail, and all.
Neden kuyrukta bekliyorsun?Why are you waiting in line?
Ben kuyruklarda beklemeyi sevmiyorum.I don't like waiting in lines.
Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.The tail at the rear of the plane provides stability.
Tilkilerin uzun kuyrukları ve sivri kulakları vardır.Foxes have long tails and pointed ears.
O, düştü ve kuyruk sokumu kemiğini incitti.He fell and hurt his tailbone.
İnsanların kuyruktakilerin önüne geçmesi kabalıktır.It's rude for people to cut in line.
Tom kuyruktakilerin önüne geçti.Tom cut in front of the entire line.
Kuyruk köşeye kadar uzanıyordu.The line stretched around the corner.
Kulübün dışındaki kuyruk köşeye kadar uzanıyordu.The line outside the club stretched around the corner.