kutup ile cümle

kutup kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fransa'nın en önemli kütüphane olan BnF, aynı zamanda dünyanın en önemli kütüphanelerinden biridir.Der SHD besitzt auch eine der bedeutendsten Bibliotheken in Frankreich.
Bu kutuplanmayı sağlayan filtreler güneş gözlüklerinde ve fotoğrafçılıkta kullanılır.Diese Polarisationsfilter finden noch heute in der Fotografie, aber auch in Sonnenbrillen, Verwendung.
Kütüphanesinde 6.123 kitap bulunmaktadır.Über 12.600 Noten stehen dem Nutzer in der Bibliothek zur Verfügung.
Girişte ilk büyük oda fuaye, ikincisi bir kütüphane, üçüncü Bahman Mirza Qajar kalıntısı olarak hizmet etti.An beiden Enden des Broad Path liegt je ein Gebäude, das Waterhouse für den 3. Marquess entworfen hat.
Örneğin; kendileri kütüphaneye adapte olmak yerine kütüphanenin onlara adapte olmasını isterler.Um die Funktion benutzen zu können, müssen entsprechende Locales für die Library installiert sein.
Bir süre de kütüphanede çalışmıştır.Sie arbeitet in der Bibliothek.
Bunlar mevcut çeşitli önemli araştırma kütüphaneleri.Diese betreibt heute mehrere wichtige Forschungseinrichtungen.
Çoğu kütüphane tamamlandı.Die meisten Lesesäle wurden geschlossen.
Yani “kutup ayısı”.In: „Der Niederrhein“.
Aynı şekilde üniversitenin kütüphanesi de ülkenin en büyük kütüphanesi olma özelliğine sahiptir.Die Universitätsbibliothek ist die bedeutendste Bibliothek des Landes.
Moskova'nın ilk halk kütüphanesi ile üniversitesi de burada kurulmuştur.Er richtete in Moskau auch die erste öffentliche Bibliothek ein.
2004 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından Kluge Ödülü verildi.2012 erhielt er den Kluge-Preis der Library of Congress.
Dewey, 1876'da Amerikan Kütüphane Derneği'nin (American Library Association, ALA) kurulmasına öncülük etti.1876 war er Mitbegründer der American Library Association (ALA).
Kütüphane sıralamasının ana ilkesi budur.So entstand der Grundstock der Bibliothek.
Parkta ciddi miktarda kutup tilkisi mevcuttur.Im Park gibt es eine Reihe von Kalksteinklippen.
Türk Kütüphaneciliği, 26(2), 227-261.(Universal-Bibliothek, 2226–2227.)
Bu kütüphanenin günümüzde kendi adıyla anıldığı bildirilmektedir..Der Roman wird heute unter ihrem eigenen Namen vertrieben.
Bu katta bir kütüphane bulunmaktadır.Im Erdgeschoss wurde eine Bibliothek eingerichtet.
Ayrıca geniş bir kütüphane oluşturulmuştu.Er besaß auch eine umfangreiche Bibliothek.
Basel Üniversitesi kütüphanesi 8.3 milyon kitabıyla İsviçre'nin en büyük kütüphanesidir.Die Harvard University Library ist mit 16,8 Millionen Büchern die größte Universitätsbibliothek der Welt.
Azerbaycan Millî Kütüphanesi 1922 yılında kuruldu ve resmi açılışı ise 23 Mayıs 1923 tarihinde yapıldı.Die Bibliothek wurde 1922 gegründet und am 23. Mai 1923 eröffnet.
Boş zamanlarımda kütüphanede olurum.Zur Zeit Arbeit in einer wissenschaftlichen Bibliothek.
Açık Hava Kütüphanesi.Die offene Bibliothek.
(Bu eser halen Sülaymaniye Kütüphanesi'ndedir.)(Ein Exemplar befindet sich in den Beständen der Augsburger Stadtbibliothek.)
Kongre KütüphanesiMinisterpräsidialbüros
Kütüphane 1925 ile 1990 yılları arası Aleksandr Myasnikyan'ın adıyla anılmıştır.Zwischen 1925 und 1990 war die Bibliothek nach Alexander Mjasnikow (armenisch Alexander Mjasnikjan) benannt.
Güzelgöz, kütüphaneyi sosyalleşme merkezi olarak köy kahvesine bir seçenek haline getirmek istemektedir.Die Bibliothek wurde als Volkseigentum eine öffentliche Bezirksbibliothek.
Los Angeles Halk Kütüphanesi Los Angeles Kütüphane VakfıDas Siegel von Los Angeles in der University of Dayton Marian Library
Paralellerin dereceleri, Ekvatordan kutuplara doğru büyür.Die vertikale Komponente nimmt vom Äquator zu den Polen hin ab.
Kağıtları Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’deki Bancroft Kütüphanesinde bulunmaktadır.Ihre Aufzeichnungen befinden sich in der California Academy of Sciences und der Bancroft Library, Berkeley.
Aynı zamanda, işletim sistemi tarafından sağlanan kütüphaneleri de kullanabilirler.Zudem wird die vom Betriebssystem bereitgestellte Rechtschreibprüfung genutzt.
University Kolej kütüphanesi.(Schriften aus der Universitätsbibliothek.
Laçin ilçesinde ise kütüphane yoktur.In Belvidere gibt es keine Bibliothek.
İki katlı olanlar ise Sıbyan Mektebi, kütüphane gibi vakıf müesseseleriyle birleştirilerek kullanılmıştır.Der Südliche Pavillon ist bis heute erhalten, beide werden als Bildhauerateliers des Bundes genutzt.
Kutuplar haricinde her yerde bulunan kuşlardır.Größere Tiere sind mit Ausnahme von Vögeln nicht vorhanden.
Çeşitli kütüphanelerde dergi sayıları mevcuttur.Die Zeitschrift ist in sehr vielen Bibliotheken vertreten.
Kodeksin isminden de anlaşılacağı üzere Basel Üniversitesi Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir.Ihr Nachlass wird in der Universitätsbibliothek Basel aufbewahrt.
Bu kütüphanedeki tüm kitaplar ise ormanın ağaçlarından oluşturulmuştur.Das Holz für die Kirche stammte aus den Wäldern der Umgebung.
Kütüphane, bağış ve satın yoluyla oluşturulmuş geniş bir koleksiyona sahiptir.Die Bibliothek ist eine Spezialbibliothek, die ihren Grundbestand über Stiftungen und Aufkäufe bildete.
Kütüphanesi yoktur.Eine Bibliothek gab es nicht.
Diğer üniversitelere ve kütüphanelere baktım yine yoktu.Weitere Fach- und Fakultätsbibliotheken folgten.
Onu gördüğümde kütüphanede oturuyordu.Il était assis dans la bibliothèque quand je l'ai vu.
25 Ocak'tan önce kitaplarımı kütüphaneye götürmek zorundayım.Je dois rapporter mes livres à la bibliothèque avant le 25 janvier.
Bu kütüphanede çok sayıda kitap var.Dans cette bibliothèque, il y a beaucoup de livres.
Kütüphanede beraber çalışabilir miyiz?Pouvons-nous étudier ensemble à la bibliothèque ?
Bu kütüphanede kaç tane kitap var?Combien de livres y a-t-il dans cette bibliothèque ?
Kütüphane 09.00 ile 20.00 saatleri arasında açık.La bibliothèque est ouverte de neuf heures à vingt heures.
Tom Mary'den onu kütüphanenin önünde beklemesini rica etti.Tom demanda à Mari de l’attendre devant la bibliothèque.
Okulda bir kütüphane var mı?Est-ce que l'école a une bibliothèque ?
Tom kütüphanede seninle tanışmak istedi.Tom voulait te rencontrer à la bibliothèque.
Tom bir kütüphanecidir.Tom est bibliothécaire.
Kütüphaneye gidecek miyiz?Aller à la bibliothèque ?
Bu kutuplaşma 1997'de Japon TRISTAN parçacık hızlandırıcısı kullanılarak deneysel olarak onaylandı.Ses effets ont été expérimentalement observés en 1997 par l'accélérateur de particules japonais TRISTAN.
1930 yılında Sterling Memorial Kütüphanesi açıldığında bu kitaplar oraya nakledildi.À l'ouverture de la bibliothèque du Sterling Memorial, en 1930, les collections y sont transférées.
1994'ten beri Polonya Ulusal Kütüphanesi'nde çalışıyordu.Depuis 1994, il travaille à la Bibliothèque nationale de Pologne.
17 laboratuvar ve bir kütüphaneye ev sahipliği yapar.Il possède 17 laboratoires et une bibliothèque.
Düğüm, Donna'nın kütüphaneden ayrıldığını ve kurtarıldığını (saklandığını) söyler.Celui-ci explique que Donna a quitté la bibliothèque et a été sauvée.
Kütüphaneye gittim yoktu, başka kütüphanelere baktım yoktu.Bon, je ne suis pas non plus allé à la bibliothèque.
Eskiçağ Kütüphaneleri.Bibliothèques d'autrefois.
24 Nisan - ABD Kongre Kütüphanesi kuruldu.24 avril : fondation de la Bibliothèque du Congrès américain.
İlgili Sayfalar