Ana içeriğe geç
Sözlük

kutu ile cümle

kutu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir kibriti tutuşturmak için kibrit, kibrit kutusunda yer alan bu bölgeye sürtülür.In deze ruimte is ook een gewelf geplaatst waarop de vuurplaats van de haard rust.
Eş kutuplu jeneratör (yukarıda solda), bu duruma bir örnektir.De brandnetel (Urtica) is daar een voorbeeld van.
Sally dışarıdayken, yani onun haberi olmadan, Anne Sally’nin sepetinden misketi alır ve kendi kutusuna koyar.Als Sally weg is, haalt Anne de knikker uit het mandje, legt die in het doosje en sluit het doosje.
Metal kutulu.Een metalen emmer.
Kutupsal koordinat sistemiCoördinatiegetal Veelvlak
Scott'ın tüm takımı kutuptan dönüş yolculuğunda öldü.Zijn vrouw overleed op de terugreis aan de waterpokken.
Nardole, bunu Bill'e küçük bir kutunun içinde bulunan daha büyük bir kutu hayal etmesini söylemiştir.Abbé vertelt Edmond over een grote geldschat die verborgen is op een klein eiland.
Eddie'nin ayağını yanında görülebilecek çöp kutusu, Iron Maiden albümünün kapağında da bulunmaktadır.Onder het straatnaambord hangt een poster van Eddie zoals hij stond afgebeeld op Iron Maidens debuutalbum.
Kutup ayılarının dokunma duyusu hakkında oldukça az bilgiye sahibiz.Heel weinig is geweten over de ontstaansgeschiedenis van de tapijten.
Bu kutu çantama sığmayacak kadar büyük.Deze doos is zo groot dat hij niet in mijn tas past.
Kutuda ne var?Wat zit er in de doos?
Mavi kutu sende mi?Heb je de blauwe doos?
Mavi kutuyu aldın mı?Heb je de blauwe doos?
Çöp kutularını dışarı koyduk.We hebben de vuilnisbakken buitengezet.
O kutu babanın mı?Is die doos van je vader?
Bir şehir adı içindeki en düşük sayılar, daha büyük şehirler için posta kutularına atıfta bulunur.De laagste nummers binnen een plaatsnaam betreffen bij grotere plaatsen de postbussen.
Örneğin, Amsterdam'daki 1000 ila 1009 serisi, ana postanedeki posta kutularından oluşur.Zo bestaat de reeks 1000 tot en met 1009 in Amsterdam uit de postbussen in het hoofdpostkantoor.
1020 serisi, Amsterdam Noord'daki posta kutularıdır.De reeks 1020 zijn de postbussen in Amsterdam Noord.
Lisede, her hafta 100 kutu kola içtikten sonra 3 kez kalp krizi geçirdi.W liceum przebył trzy ataki serca spowodowane wypijaniem stu puszek Coca-Coli tygodniowo.
10 Mart 2009'da oyun tekrar kutusuyla birlikte Atari tarafından dağıtılmaya başlandı.W dniu 10 marca 2009 roku gra trafiła w formie pudełkowej do sklepów, została wydana przez Atari.
NASA, ay kutuplarından birinde kalıcı bir üssün kuruluşunu da planlamaktadır.NASA planuje utworzenie permanentnej bazy lunarnej na jednym z biegunów.
Uluslararası alanda ise İsveç Kutup Yıldızı Nişanı almıştı.Za swoją pracę został odznaczony, między innymi, szwedzkim Orderem Gwiazdy Polarnej.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.Clay Jensen, uczeń szkoły średniej, znajduje pudełko zostawione pod drzwiami swojego domu.
Yerküre, kutupları birleştiren çizgi ekseninde (yer ekseni) döner.Łodyga Łodygi długo pełzające po ziemi i zakorzeniające się.
Kutup dairelerinin her ikisi de esas olarak su buzundan oluşmaktadırlar.Czapy polarne na obu biegunach składają się głównie z lodu wodnego.
Kibrit kutusu masanın üzerinde(dir).Karty dziadka leżące na stole.
Günümüzden 12000 önce kutup yıldızı Vega'ydı.Wega około 14 tysięcy lat temu była już gwiazdą biegunową.
Lipitler kutuplu bir yapıya sahip değildir.Kask nie może mieć zabudowanej twarzy.
The Singles 1999-2006, İngiliz alternatif rock grubu Coldplay'in ilk kutu seti.The Singles 1999–2006 – box set, będący kompilacją singli brytyjskiego rockowego zespołu Coldplay.
WikiRank tarafından verilen puanlar bilgi kutularının kalite değerlendirmesinde kullanılmıştır.Miary dostarczone przez WikiRank wykorzystywane w ocenie jakości infoboksów.
İstediği kutunun içinde ölmüş bir uzaylı cesedi vardır.Zabalsamowane ciało spoczywało w wewnętrznej trumnie.
Kutub göksel hareketlere atfen ve astronomik bir terim veya ruhani bir imge olarak kullanılabilir.Okazuje się, że Gwiazda Niebios może być używana jako broń lub niezwykłe źródło energii.
Genellikle kutu üretiminde kullanılmaktadır.Zwykle była używana w projektowaniu książek.
Ses kutuları çok iyi gelişmiştir.Listki okwiatu dobrze rozwinięte.
Bu projelerden en popüler olanları şunlardır: 1909 6 Nisan'da Robert E. Peary Kuzey Kutup noktasına ulaştı.6 kwietnia 1909 amerykański podróżnik Robert E. Peary dotarł do bieguna północnego.
Vites kutusu: 4 ileri, 1 geri, tüm vitesler senkromeçli.Skrzynia biegów: 5 biegów do przodu i 1 do tyłu, bez synchronizacji.
Bu ormandaki ağaçlar kibrit ve kutu imalatına elverişlidir.Bohaterami tej animacji są zapałki i pudełka od zapałek.
Bir kara kutu modeli, önceden bilgili bir bilgi bulunmayan bir sistemdir.Szkielet taki to właściwie gotowy system ekspertowy pozbawiony wiedzy.
11 Ekim 1983'te Venüs çevresinde kutupsal bir yörüngeye girdi.11 kwietnia 2006 weszła ona na orbitę okołobiegunową wokół Wenus.
Oyun sonunda üç pinata/hediye kutusu açlır.Pod koniec odcinka dostają prezent - puszkę ze śrubkami.
Yeni akıllı posta kutuları.Katalog znaczków pocztowych .
"Pandoranın kutusu bugün açılacak".Rondo Kaponiera w nocy zostanie otwarte!
1990 yılında Güneş'in kutup bölgelerini incelemek için Ulysses uzay sondası fırlatıldı.Sonda Ulysses została wystrzelona w 1990 w celu zbadania biegunów Słońca.
Bira kutusunu büker, biranın köpüğü çenesinden akar...Piwo z szafki Nawarzył piwa...
Pandora'nın Kutusu Filmi.Książka Pandora’s Hope.
Kutup ayıları oyuncudan daha hızlı yüzebilir.Większość ssaków kopytnych potrafi biegać szybciej niż lwy.
Güncellenmiş logolar, şişe etiketleme ve kutu tasarımları da aynı zamanda uygulandı.Wprowadzono wówczas zastrzeżony kształt butelki i etykiety.
Kutup ışıkları gözlendi.Reflektory były chowane.
En sonunda bir kutuyu bir platformun içinden çıkarırlar.Obecnie jego fragment wieńczy skałkę z tablicą.
K 4-55'in parlak iç halkası, çift kutuplu bir yapı ile kuşatılmıştır.Wyjątkowość K 4-55 stanowi jej jasny wewnętrzny pierścień posiadający dwubiegunową strukturę.
Bugünkü kutup buz örtüleri jeolojik olarak oldukça yenidir.Budowa Czerwonych Wierchów jest dość zróżnicowana geologicznie.
Kutuplarda buzullar yoktur ve deniz seviyeleri yüksektir.W mieście nie ma plaży, ale są tu nadmorskie klify.
Daha sonra SS muhafızları fazla ceset yakmak için ek benzin kutuları getirdi ve cesetler yakıldı.Napastnicy oblali ciała zabitych benzyną i podpalili.
Daha sonra kutuyu Nil'e taşıyıp suya attılar.Następnie umieścili ich w skrzyni i zatopili w morzu.
Jüpiter döndükçe iyonosferi de bağlantılı bir şekilde gezegenin kutup noktalarındaki manyetik alanlara kayar.Krążąc wokół Jowisza, Io porusza się w bardzo silnym polu magnetycznym planety.
Pek çok tüp veya kutucuk, tutuşturulduğunda çeşitli şekil ve renkte kıvılcım çıkartmak için birleştirilir.Kwiaty zawierają liczne zalążki i pręciki zmodyfikowane w różnokształtne i barwne miodniki.
Şaft yatağı kutuları artık Kuzey Amerika demiryollarında kullanılmamaktadır.Ten gatunek nie występuje obecnie w wodach Ameryki Północnej.
Rakipler birbirlerine kutu kaptırmamaya bakarlar.Rywale nie widzą nawzajem swoich szachownic.
Eddie's Archive İngiliz heavy metal grubu Iron Maiden'ın 16 Kasım 2002'de piyasaya sürülen bir kutu setidir.Eddie's Archive – box set brytyjskiej heavymetalowej grupy Iron Maiden, wydany 16 listopada 2002.
Ekim, 2013 – kutu-biçimli temelin inşaatına başlanmıştır.Maj 2013 - początek montażu dachu kratownicowego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod