Ailem bana Sarah adını vermiş, kutsal bir ad.両親は私をサラと名付けた 聖書に出てくる名前で 物語では 神がサラに 「おまえには不可能なことができる」 と言ったとき
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.곧 이런 것에 접촉된 자는 저녁까지 부정하니 몸을 물로 씻지 아니하면 성물을 먹지 못할지며
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.zal tot de avond onrein zijn en mag pas van de heilige offers eten nadat hij zich die avond heeft gebaad.
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.נפש אשר תגע בו וטמאה עד הערב ולא יאכל מן הקדשים כי אם רחץ בשרו במים׃
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.فالذي يمسّ ذلك يكون نجسا الى المساء ولا يأكل من الاقداس بل يرحض جسده بماء.
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.摸 了 這 些 人 物 的 、 必 不 潔 淨 到 晚 上 、 若 不 用 水 洗 身 、 就 不 可 喫 聖 物
akşama kadar kirli sayılacak, yıkanmadığı sürece kutsal sunulardan yemeyecektir.摸 了 這些 人物 的 、 必不潔淨 到 晚上 、 若 不 用 水 洗身 、 就 不 可 喫聖物
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Emas yang berkilauan telah menjadi suram batu-batu Rumah Allah bertebaran di jalan
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Hvor Guldet blev sort, og skæmmet det ædle metal, de hellige Stene slængt hen på Gadernes Hjørner!
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Hvor gullet blir mørkt, det edleste gull forandret, de hellige stener strødd omkring ved alle gatehjørner!
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.슬프다 어찌 그리 금이 빛을 잃고 정금이 변하였으며 성소의 돌이 각 거리 머리에 쏟아졌는고
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Than ôi! vàng mờ tối, vàng ròng biến đổi dường nào! Ðá nơi thánh đổ ra nơi mọi góc đường phố!
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Than_ôi ! vàng mờ tối , vàng_ròng biến_đổi dường nào ! Ðá nơi thánh đổ ra nơi mọi góc đường_phố !
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Как потускло золото, изменилось золото наилучшее! камни святилища раскиданы по всем перекресткам.
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.Как почерня златото! Измени се най-чистото злато! Камъните на светилището са пръснати край всичките улици,
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.איכה יועם זהב ישנא הכתם הטוב תשתפכנה אבני קדש בראש כל חוצות׃
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.كيف اكدر الذهب تغير الابريز الجيد. انهالت حجارة القدس في راس كل شارع.
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.黃 金 何 其 失 光 . 純 金 何 其 變 色 . 聖 所 的 石 頭 倒 在 各 市 口 上
Altın nasıl donuklaştı, Saf altın nasıl değişti! Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.黃金 何其 失光.純金 何其 變色 . 聖所 的 石頭 倒 在 各市 口上
Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili."하지만 정치는 신성한 것일 수 있습니다."
Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.אבל הפוליטיקה עוסקת גם בקדוש.
Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.ولكن السياسة أيضاً عن التقديس.
Ama aynı zamanda da kutsallıkla ilgili.他人と共に参加して
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.Aber sie erbitterten und entrüsteten seinen heiligen Geist; darum ward er ihr Feind und stritt wider sie.
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.그들이 반역하여 주의 성신을 근심케 하였으므로 그가 돌이켜 그들의 대적이 되사 친히 그들을 치셨더니
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.Men de stred imod og bedrøved hans hellige Ånd; så blev han deres Fjende, han kæmped imod dem.
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.Õk pedig engedetlenek voltak és megszomoríták szentségének lelkét, és õ ellenségükké lõn, hadakozott ellenök.
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.Но они возмутились и огорчили Святаго Духа Его; поэтому Он обратился в неприятеля их: Сам воевал против них.
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.והמה מרו ועצבו את רוח קדשו ויהפך להם לאויב הוא נלחם בם׃
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.ولكنهم تمردوا واحزنوا روح قدسه فتحول لهم عدوا وهو حاربهم.
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.他 們 竟 悖 逆 、 使 主 的 聖 靈 擔 憂 . 他 就 轉 作 他 們 的 仇 敵 、 親 自 攻 擊 他 們
Ama başkaldırıp Onun Kutsal Ruhunu incittiler. O da düşmanları olup onlara karşı savaştı.他 們竟 悖逆 、 使主 的 聖靈 擔憂 . 他 就 轉作 他 們 的 仇敵 、 親自 攻擊 他 們
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Aber ich glaube, dass die Menschen die Wichtigkeit unserer Städte erkannt haben.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Ale myślę, że ludzie zdali sobie sprawę ze świętości naszych przestrzeni miejskich.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Dar cred că lumea a început să recunoască sanctitatea spațiilor urbane.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.사람들이 우리 도시의 존엄성을 인지하고 있다고 생각합니다.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Ma credo che le persone abbiano riconosciuto la santità delle nostre aree urbane.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Mais je crois que les gens reconnaissent le caractère sacré de nos zones urbaines.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Mensen onderkennen inmiddels het belang van het stedelijke gebied.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Pero creo que la gente ha reconocido la santidad de nuestras zonas urbanas.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Но мисля, че хората са признали светостта на градските ни райони.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.Но я думаю, что люди поняли святость наших городских пространств.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.אבל אני חושב שאנשים זיהו את הקְדֻשָּׁה שבאיזורים האוּרבּנים שלנו.
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.لكنني أعتقد أن الناس قد أدركوا حرمة المناطق المدنية
Ama bence insanlar şehir alanlarının kutsallığını kabul etmişler.尊厳も認知されているようです シカゴのような場所は
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Ale jako by sa potom naplnily písma, že musí byť tak?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Ale jakożby się wypełniły Pisma, które mówią, iż się tak musi stać?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Ale kterak by se pak naplnila Písma, kteráž svědčí, že tak musí býti?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Comment donc s`accompliraient les Écritures, d`après lesquelles il doit en être ainsi?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Como, pois, se cumpririam as Escrituras, que dizem que assim convém que aconteça?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Dar cum se vor împlini Scripturile, cari zic că aşa trebuie să se întîmple?``
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››De mi módon teljesednének be az írások, hogy így kell lenni?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Entonces, ¿cómo se cumplirían las Escrituras de que es necesario que suceda de esta manera
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Hvorledes skulde da skriftene opfylles, at så må skje?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Hvorledes skulde da Skrifterne opfyldes, at det bør gå således til?"
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Kako bi se pa izpolnila pisma, ki pričajo, da mora tako biti?
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››내가 만일 그렇게 하면 이런 일이 있으리라 한 성경이 어떻게 이루어지리요 하시더라
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Maar hoe kan dan in vervulling gaan wat over deze dingen is geschreven?"
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Ma come allora si adempirebbero le Scritture, secondo le quali così deve avvenire?»
Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?››Men huru bleve då skrifterna fullbordade, som säga att så måste ske?»