Kusursuz, doğru bir adamdır.Plemenit je i pošten čovjek.
Karanlığın yılı olan 2029 yılında gezegenin yöneticileri olan akıllı makineler kusursuz bir plan yaparlar.V Roku temnoty, 2029 vymysleli vládcovia planéty Zem jedinečný plán.
Mükemmellik, eksiksiz ve kusursuz olma durumunu ifade eden bir kavramdır.Bolo povedané, že túžobne odhodlanie je buď dokonalé alebo nedokonalé.
Kusursuz, doğru bir adamdır.Prý charakter a správný chlap .
Tam çevirisi Kusursuz Cinayet anlamındadır.Pagrindinė versija yra užsakomoji žmogžudystė.
20.Bölüm Kusursuz Seviye!20-ojoje nuobodžios lygiosios.
On-on beş gün içinde donanmayı kusursuz şekilde ortaya çıkartmazsan artık kendin bilirsin.Prireikus per penkias dienas toks laivas įgyja visiškai sukomplektuotą įgulą.
Onun eserlerinde yarattığı dünya yaşadığına göre çok daha kusursuzdu.Dar jam gyvam esant jo kūriniai susilaukė didelės šlovės.
Kusursuz sistem olamamaktadır.Programos nėra protai.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Sest asjad vähemalt näivad üsna ebatäiuslikud.
O kusursuz biri.Ta on üleni täiuslik.
1571 yılında Manila Asya bölgesindeki kusursuz üsleri olmuştu.1571 asutasid nad Hispaania Ida-India keskusena Manila.
Onun tüm eserleri kusursuz ve mükemmeldir.Iga hääl oli ise virtuoosne ja täiuslik.
20.Bölüm Kusursuz Seviye!Absoluudis 22. koht.
Unutulmamalıdır ki bu kanun bütün kusursuz kara cisimler için evrenseldir.Järeldame, et valem kehtib kõigi kumerate mustade kehade jaoks.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.A percepção no século XVII era que a Lua era uma esfera celestial perfeita.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Au 17° siècle, on voyait la lune comme une sphère céleste parfaite.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.A XVII. században azt gondolták, a Hold tökéletes, mennyei gömb.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Die Wahrnehmung im 17. Jahrhundert war, dass der Mond eine perfekte Himmelssphäre darstellte.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.In de perceptie van de 17e eeuw was de maan een perfecte hemelse sfeer.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.La percepción en el siglo XVII era que se trataba de una esfera celeste perfecta.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.La percezione nel 17° secolo era che si trattava di una sfera celeste perfetta.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Pada abad ke-17, Bulan dianggap sebagai bulatan sempurna di langit.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Percepția în secolul 17 era că Luna e o sferă cerească perfectă.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Uppfattningen på 1600-talet var att månen var en perfekt himlasfär.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.V 17. století panovala představa, že měsíc je dokonalá nebeská koule.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.V 17. stoletju so verjeli, da je Luna popolno nebesno telo.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Vnímanie v 17-tom storočí bolo, že mesiac je dokonalá nebeská guľa.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.W siedemnastym wieku Księżyc postrzegano jako idealnie gładką sferę.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.Το 17ο αιώνα θεωρούσαν ότι το φεγγάρι ήταν μια τέλεια ουράνια σφαίρα.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.В 17 веке полагали, что Луна — идеальное небесное тело.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.През 17. век учените мислеха, че Луната има идеално чиста форма.
17. yüzyıl anlayışında Ay, kusursuz kutsal bir küre idi.У XVII столітті вважали, що Місяць - ідеально кулясте небесне тіло.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.18살때, 엄마의 훌륭한 지도아래서 저는, 여러분 아마 예상하시겠지만
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.A 18 anni, sotto l'ottima tutela di mia madre, diventai quindi, come potete immaginare, femminista.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Tizennyolc éves koromra anyám remek gyámkodása nyomán tehát, ahogy sejthetik, dacos feminista lettem.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.Στα 18 μου, υπό την εξαιρετική καθοδήγηση της μητέρας μου, ήμουνα, όπως θα φαντάζεστε, αψήφιστα φεμινίστρια.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.К 18 годам, находясь под маминой опекой, я была, как вы можете догадаться, ярой феминисткой.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.На 18 години, под отличното напътствие на майка ми, бях, както можете да си представите, непокорна феминистка.
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.בגיל שמונה עשרה, תחת חסותה הנהדרת של אימי, הפכתי עד מהרה, כפי שאתם יכולים לצפות,
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.في سن الثامنة عشر و تحت الوصاية المتميزة من أمي, أصبحت و كما تتوقعون
18'lerimde annemin kusursuz velayeti altında, tahmin edebileceğiniz gibi, asi bir feminist olmuştum.素晴らしい母親の指導のもと、 ご想像通り、 完全にフェミニストになっていました
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.a v ich ústach nebola najdená lesť, lebo sú bezvadní pred trónom Božím.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.A v ústech jejich není nalezena lest; neboť jsou bez úhony před trůnem Božím.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.A w ustach ich nie znalazła się zdrada; albowiem są bez zmazy przed stolicą Bożą.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.eikä heidän suussaan ole valhetta havaittu; he ovat tahrattomat.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.E na sua boca não se achou engano; porque são irrepreensíveis.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.És az õ szájokban nem találtatott álnokság; mert az Istennek királyiszéke elõtt feddhetetlenek.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.et dans leur bouche il ne s`est point trouvé de mensonge, car ils sont irrépréhensibles.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.In v njih ustih se ni našla laž, brez madeža so.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.그 입에 거짓말이 없고 흠이 없는 자들이더라
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Non fu trovata menzogna sulla loro bocca; sono senza macchia
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Och i deras mun har ingen lögn blivit funnen; de äro ostraffliga.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.og i deres Mund er der ikke fundet Løgn; thi de ere ulastelige.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.og i deres munn er ikke funnet løgn; for de er uten lyte.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Şi în gura lor nu s'a găsit minciună, căci sînt fără vină înaintea scaunului de domnie al lui Dumnezeu.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.Tidak pernah mereka berdusta; dan tidak ada cela sedikit pun pada mereka
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.trong miệng chúng chẳng có lời nói dối nào hết, cũng không có dấu vết gì.
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.trong miệng chúng chẳng có lời nói_dối nào hết , cũng không có dấu_vết gì .
Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.und in ihrem Munde ist kein Falsch gefunden; denn sie sind unsträflich vor dem Stuhl Gottes.