Örneğin, kusurlu malın yerine, kusursuz olanını edinebilir ya da paranızı geri alabilirsiniz.بإمكانك أن تحصل بدلاً منها على بضاعة سليمة أو بإمكانك استعادة أموالك.
Örneğin, size kusurlu mal yerine kusursuz bir mal verilebilir, ya da paranızı geri alabilirsiniz.Du kan till exempel ersättas med en felfri vara eller få dina pengar tillbaka.
Örneğin, size kusurlu mal yerine kusursuz bir mal verilebilir, ya da paranızı geri alabilirsiniz.Voit esimerkiksi saada tilalle tavaran, jossa ei ole virheitä, tai voit saada rahasi takaisin.
Örneğin, size kusurlu mal yerine kusursuz bir mal verilebilir, ya da paranızı geri alabilirsiniz.Vous pouvez notamment obtenir le même bien non défectueux ou être remboursé.
Örneğin, size kusurlu mal yerine kusursuz bir mal verilebilir, ya da paranızı geri alabilirsiniz.Вы можете, например, получить взамен другой товар без дефектов или получить назад ваши деньги.
Örneğin, size kusurlu mal yerine kusursuz bir mal verilebilir, ya da paranızı geri alabilirsiniz.所有购买商品或服务的人都是消费者。《消费者权益保障法》保障芬兰的消费者权益。如果您购买了问题产品,且产品问题不是由您造成的,您有权得到退款。您可要求商家提供没有瑕疵的产品或退款。
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluBeolvasztás (merge) az alkönyvtárakban is
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluBłędne rekursywne wywołanie make
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluLlamada recursiva a « make » mal formada
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluMake-call ricorsivo non corretto
Özyinelemeli make- çağrısı kusurlu재귀적 Make 호출 잘못됨
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluRecursieve merge
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluRekursiver Make-Aufruf ist ungültig
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluRekurzivna zlitja
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluΕσφαλμένη μορφή αναδρομικής κλήσης make
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluРекурсивное слияние
Özyinelemeli make- çağrısı kusurluمكرر make نداء
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.De data asta dr.
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.Esta vez, el Dr. West decidió ser astuto y le dijo a su paciente que,
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.Questa volta Il dr. West decise di giocare d'astuzia e disse al suo paziente:
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.Tym razem dr West postanowił go podejść, mówiąc:
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.Αυτή τη φορά ο Δρ. Γουέστ αποφάσισε να είναι πονηρός και είπε στον ασθενή,
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.Тягла доктор Уэст решил схитрить и сказал своему пациенту:
"Senin o aldığın Krebiozen kusurlu bir versiyondu, pek iyi değildi.אז הפעם ד"ר ווסט החליט להיות רמאי, והוא אמר לחולה שלו,
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Als je het zo bekijkt, merk je dat het een nogal gebrekkig product is.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Apabila Anda menganalogikan hal itu dengan merk dagang, Anda menyadari bahwa terorisme adalah produk gagal.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Dacă te uiţi la terorism ca la o marcă, ajungi la concluzia că-i un produs imperfect.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Jeśli patrzymy na terroryzm jak na światową markę, staje się jasne, że to dość wadliwy produkt.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.테러를 요즘의 브랜드로 본다면 꽤 문제가 있는 제품이란 걸 알게 될 것입니다
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Se lo si osserva come un marchio, si inizia a capire che deve essere un prodotto piuttosto difettoso.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Si lo vemos como una marca, veremos que es un producto muy defectuoso.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Wenn man ihn als Marke ansieht, merkt man, dass er als Produkt einige Mängel hat.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.Если посмотреть на терроризм как на брэнд, вы поймёте, что у него множество дефектов.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.אם רואים זאת כמותג באופן הזה, מבינים שמדובר במוצר די דפוק.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.إن نظرتم إليه كعلامة تجارية من هذه النواحي، فإنكم ستُدركون أنه منتج معيب جداً.
Terörizme bir marka şeklinde baktığınızda, onun oldukça kusurlu bir ürün olduğunu fark edeceksiniz.それが欠陥だらけだということがすぐにわかります まず 今申し上げたように 健康に悪いです
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Aceşti oameni aveau curajul să fie imperfecţi.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Ainsi, ces gens avaient, très simplement, le courage d'être imparfaits.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Also hatten diese Leute, schlichtweg die Courage unvollkommen zu sein.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Así que estas personas, sencillamente, tenían el coraje de ser imperfectas.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.A títo ľudia mali jednoducho odvahu byť nedokonalí.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Deze mensen hadden heel simpel de moed om onvolmaakt te zijn.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Estas pessoas tinham, simplesmente, a coragem de ser imperfeitas.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Ezeknek az embereknek tehát volt bátorságuk, vagy másképp fogalmazva, volt merszük - tökéletlennek lenni.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.In tako so ti ljudje, zelo enostavno, imeli pogum biti nepopolni.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Jadi orang-orang ini secara sederhana, hanya punya keberanian untuk jadi tidak sempurna.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.그러니까 이들은 간단히 말해서, 자신이 불완전하다는 말을 할 용기가 있었다는 거죠.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Näillä ihmisillä oli siis yksinkertaisesti rohkeutta olla epätäydellisiä.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Og disse mennesker havde, simpelt sagt, modet til at være uperfekte.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Per cui queste persone avevano, semplicemente, il coraggio di essere imperfetti.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Så dessa människor hade helt enkelt modet att vara ofullkomliga.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Takže tihle lidé měli jednoduše odvahu být nedokonalí.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Vậy những người này rất đơn giản, có dũng khí để là người không hoàn hảo.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Zatem ci ludzie mieli zwyczajnie odwagę, aby być niedoskonałymi.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Κι έτσι αυτοί οι άνθρωποι είχαν, πολύ απλά, το θάρρος να είναι ατελείς.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.И така, тези хора имаха куража да не бъдат перфектни.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Итак, у этих людей было, просто говоря, мужество быть несовершенными.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Тож ці люди просто мали сміливість бути недосконалими.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.וכך, לאנשים האלה היה, בפשטות, האומץ להיות לא מושלמים.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.وهؤلاء الأشخاص كان لهم الشجاعة ، بكل بساطة ليكونوا غير كاملين .