Ana içeriğe geç
Sözlük

kusur ile cümle

kusur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İşlediği günah kendisine açıklanırsa, sunu olarak kusursuz bir teke getirmeli.所 犯 的 罪 自己 知道 了 、 就 要 牽一隻沒 有 殘疾 的 公山羊 為 供物
İşte resmin olmasını istediğimiz yer burası. Kusursuz."거기가 바른 자리야, 완벽"
İşte resmin olmasını istediğimiz yer burası. Kusursuz."זה איפה שאנחנו רוצים את התמונה. כן. מושלם."
İşte resmin olmasını istediğimiz yer burası. Kusursuz."هذا المكان الذى نرغب تعليق الصورة فيه. تماما. ممتاز "
İşte resmin olmasını istediğimiz yer burası. Kusursuz."水平 直角 中心が前提です
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Dobře navržená hra hladce vtáhne hráče do hlubin virtuálních zážitků.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Dobrze zaprojektowana gra wideo płynnie wplecie użytkownika w tworzywo wirtualnego przeżycia.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Een goed ontworpen game zal de gebruiker naadloos inweven in de virtuele ervaring.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Egy jól megtervezett videojáték tökéletesen beleszövi a játékost a virtuális élmény anyagába.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Ein gut designtes Videospiel verwebt den Spieler nahtlos in den Stoff der virtuellen Erfahrung.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.잘 디자인 된 비디오 게임은 자연스럽게 유저를 가상 경험이라는 구조 속에 짜넣는다.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Sebuah video game yang dirancang dengan baik akan membenamkan penggunanya ke dalam pengalaman virtual.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Un bon jeu vidéo va entrainer le joueur dans le monde de l'expérience virtuelle.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Un joc bine proiectat va întrepătrunde insesizabil userul şi cadrul experienţei virtuale.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Un videogioco ben progettato integrerà perfettamente l'utente nel tessuto dell'esperienza virtuale.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Ένα καλοσχεδιασμένο παιχνίδι θα τραβήξει ομαλά το χρήστη μέσα στο πλέγμα της εικονικής εμπειρίας.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Добре замислената видеоигра неусетно ще пренесе потребителя в материята на виртуалното съществуване.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Добре зроблена гра легко вплітає гравця в матерію віртуального досвіду.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.Хорошо сделанная игра, легко вовлечет игрока в мир виртуальных впечатлений.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.משחק מחשב בנוי היטב ישחיל את המשתמש ללא קושי לתוך המרקם של החוויה הוירטואלית.
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.اللعبة التلفزيونية المصممة جيدا ستأخذ اللاعب إلى عمق التجربة الخيالية
İyi tasarlanmış bir bilgisayar oyunu, kullanıcıyı sanal deneyimin kumaşına kusursuz bir şekilde dokur.仮想体験の中にプレーヤーを引き込む ゲームをすればするほど
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, det är nödvändigt att ta upp en eller två tillkortakommanden av den fysiska sidan av äktenskapet.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, det er nødvendigt at gøre opmærksom på et par mangler i den, øh, fysiske del af ægteskabet.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.Johne, je nutné vyřešit jeden či dva nedostatky ve fyzické stránce manželství.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, è necessario rimediare a un paio di mancanze dal, uh, lato fisico del matrimonio.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, il faudrait mettre fin à deux ou trois choses concernant l'aspect, euh... physique du mariage.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, meidän täytyy käsitellä muutamaa puutetta avioliiton fyysisessä puolessa.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, musimy poruszyć kwestię jednego czy dwóch mankamentów hmmm, fizycznej strony małżeństwa.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, nagyon fontos rámutatnom egy-két hiányosságra a házasság fizikai részéről.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.John, wir müssen jetzt über ein oder zwei Probleme bei den körperlichen Aspekten der Ehe reden.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.남자: 존, 결혼 생활 중 한두 가지 부족한 점에 대해 이야기해야겠군요. 육체적인 면에서 말이에요.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.Τζον, πρέπει να συζητήσουμε κάποια θεματάκια όσον αφορά την απόδοσή σου στα, ε, συζυγικά σου καθήκοντα.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.الرجل: جون، إنه من الضروري لمعالجة بعض مواطن القصور في، آه، الجانب الجسدي للزواج.
John, şimdi evliliğin fiziksel kısımlarına ilişkin olarak bir iki kusurdan bahsetmek istiyorum.克服しなければならない いくつかの欠点があります それは 結婚の肉体的な側面です 妻が夫に対して
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.A ceruza nélkül az alanyok nagyon jó bírák voltak.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Bez tužky byli zkoumaní skvělými soudci.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Brez svinčnika so se v določanju odrezali očitno.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Fără creion, persoanele au putut evalua corect.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.연필 없이, 대상자들은 훌륭하게 판단했습니다.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Nếu không sử dụng bút chì, các tình nguyện viên là những người phán xét tuyệt với,
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Ohne den Stift konnten es die Probanden hervorragend feststellen.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Sin el lápiz, los individuos fueron unos jueces excelentes.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Tanpa pensil, subjek adalah juri yang hebat.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Zonder het potlood waren de personen fantastische juryleden.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Χωρίς το μολύβι, τα υποκείμενα ήταν άριστοι κριτές,
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Без молива, участниците безпогрешно познавали.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.Без олівця, учасники були відмінними суддями.
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.ללא העיפרון בפיהם, היו הנבדקים שופטים מצוינים,
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.وبدون القلم كان الحكم صحيحاً 100%
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.當無咗支鉛筆,參加者都判別得到真假笑容
Kalem olmadan herkes kusursuz şekilde yargılayabiliyordu.鉛筆をくわえた途端
Kaliforniya Eyaleti'ne göre bu ürünün kanser ve doğum kusurlarına yol açan kimyasallar içerir.Kalifornia att orsaka cancer, fosterskador eller andra reproduktiva skador.
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Ingrijorari - am cateva. Are cateva defecte, le facem fata.
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Je suis un peu inquiet. Il a des défauts, nous devons l'admettre.
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.여길 봐요. 몇몇 안 좋은 점도 있긴 해요 예를 들어보자면
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Mối quan ngại -- tôi có vài đây. Nó có vài lỗi mà chúng ta nên nêu ra ở đây
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Perplessità -- ne ho alcune. Ha qualche difetto; ma possiamo affrontarli.
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Preocupaciones; tengo unas pocas. Tiene algunos defectos; hay que reconocerlo.
Kaygılarım -- evet bir kaç tane, kusurları da var; olsun yüzleşmeliyiz.Sorgen - habe ich einige. Es hat ein paar Fehler; das müssen wir einfach akzeptieren.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod