Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Lo so, mi scusi, sono un medico.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Stiu, imi pare rau, sunt doar un generalist.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Tôi hiểu. Xin lỗi, tôi là bác sỹ đa khoa.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Tudom, sajnálom. Általános orvos vagyok.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Vím, omlouvám se, jsem praktický lékař.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Wiem, przepraszam, jestem internistą.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Ξέρω, λυπάμαι, εγώ είμαι γιατρός παθολόγος.
Biliyorum, Kusura bakmayın, Ben bir pratisyen doktorum.Я понял, простите, я врач общей практики.
Birçok lider gibi kendinin de kusurları olduğunu söylüyor.Et elle admet que tout comme de nombreux leaders, elle a des défauts.
Birçok lider gibi kendinin de kusurları olduğunu söylüyor.Nneka se resiste a considerarse una líder, y admite que como muchos líderes tiene defectos.
Birçok lider gibi kendinin de kusurları olduğunu söylüyor.Und sie gibt offen zu, dass sie wie so viele Anführer auch ihre Schwächen hat.
Birçok lider gibi kendinin de kusurları olduğunu söylüyor.تَرى نفسها كقائدة على مضض وتعترف أن لديها عيوب كالكثير من القادة.
Bir daha olmaz kusura bakmayýn.Добре, лека вечер.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Aquele terrível incómodo de individualidade não existia enquanto eu dançava.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Az önmagamnak levés kínzó rettegése nem létezett, amikor táncoltam!
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Cette crainte redoutable de ma personne n'existait pas lorsque je dansais.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Den gnagande oron kring självet fanns inte när jag dansade.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Diese nagende Bedrohung des Selbst-seins existierte nicht wenn ich tanzte.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Die zeurende sleur van zelf-zijn bestond niet wanneer ik danste.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Diri yang takut dan menggerutu itu hilang saat aku menari.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Ese temor persistente de individualidad no existía mientras danzaba.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Groaza sâcâitoare a eului dispărea când dansam.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.그 개성의 누그러지지않는 불안은 제가 춤출때는 존재하지 않았습니다.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Nỗi ám ảnh của cái tôi không còn đeo đẳng khi tôi nhảy múa.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Quell'assillante terrore della mia persona non esisteva mentre danzavo.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Ta neustálá hrůza z odlišného já neexistovala, když jsem tančila.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Ten ciągły strach przed byciem sobą nie istniał gdy tańczyłam.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Αυτός ο ανιαρός τρόμος αναζήτησης εαυτού δεν υπήρχε όταν χόρευα.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Този постоянен страх на индивидуалността не съществуваше докато танцувах.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Цього прискіпливого страху самовизначення не існувало, коли я танцювала.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.Этого мучительного страха самоопределения не существовало, когда я танцевала.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.הטרדה המעיקה של העצמי לא הייתה קיימת כאשר רקדתי.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.تلك الذات الملحة الفزعة لم تكن موجودة عندما كنت أرقص
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.ダンスをするときに感じることはありませんでした 夢中になって踊りました
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.那個無時無刻都存在對自我身份嘅擔憂 當我跳舞時都不再存在。
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Aku tahu aku punya banyak sekali kekurangan.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Ich weiß, es mangelt mir an vielen Sachen.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Ik weet dat ik een heleboel gebreken heb.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.JAg vet att jag brister i många saker.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Lo so che pecco di molte cose.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Wiem, że brakuje mi wiele do doskonałości...
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Ξέρω πως είμαι ελλειπής σε πολλά πράγματα.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Знам, че не ме бива в много неща.
Bir sürü kusurum olduğunu biliyorum.Я знаю, что у меня много недостатков.
Bir sürü kusurum olduğunu ve birçok hata yaptığımı düşündüm...나는 결함도 많고 실수도 많은 사람이지만
Bir sürü kusurum olduğunu ve birçok hata yaptığımı düşündüm...Meskipun aku punya banyak kekurangan dan banyak melakukan kesalahan...
Bir sürü kusurum olduğunu ve birçok hata yaptığımı düşündüm.....ظننت بأننـي مليء بالعيوب , و ارتكب الكثير من الأخطاء
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.D'une part nous avons la perspective apollonienne, assez ferme et réfléchie et intellectualisée et impeccable.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Egyrészt van a racionális nézőpont, amely nagyon üde és jól átgondolt, és intellektuális és tökéletes.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Jedním je princip apollinský, který je zřetelný, promyšlený, staví na intelektu a dokonalosti.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.한편으로, 아폴로 관점이 있는데, 그것은 날카롭고, 계획된 지적이고
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Một mặt, chúng ta có quan điểm của Apollo, rất sắc sảo, đầy chủ ý, thông thái và hoàn hảo.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Pe de o parte, avem o perspectivă apollonică, foarte aspră şi premeditată şi intelectualizată şi perfectă.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Por un lado, la perspectiva apolínea, concisa, premeditada, intelectualizada, y perfecta.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.Z jednej strony mamy wizję apollińską, która jest bardzo konkretna, przemyślana, intelektualna i idealna.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.З одного боку, аполонічний погляд, дуже чіткий і заздалегідь спланований, інтелектуальний і ідеалістичний.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.От една страна имаме Аполонова перспектива, която е много крехка и преднамерена, и интелектуална, и перфектна.
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.מצד אחד, יש לנו את נקודת המבט האפולונית, שהיא מאוד מהירה ומתוכננת מראש ומושכלת
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.من ناحيه لدينا وجهة النظر الأبولونيه، وهى حازمة للغايه ومترصدة وعقلانيه
Bir tarafta, Apollon perspektifi var, capcanlı ve önceden tasarlanmış ve iyi düşünülmüş ve kusursuz.きちんと計画され 理性的で 完璧なものです