Kusursuz bir anlatım.Skickligt berättat.
Yaşam ve ölüm: Yazılım kusurları öldürebilir.Ordets makt och vanmakt: mitt skrivande liv.
Diğer kusurlar gibi lokalize değildirler ve kararsızdırlar.Вони не локалізовані, як інші топологічні дефекти, і нестійкі.
Kusursuz Cinayet (film), Andrew Davis'in yönettiği 1998 tarihli ABD filmi.Ідеальне вбивство (англ. A Perfect Murder) — американський художній фільм від режисера Ендрю Девіса 1998 року.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.І він задумує ідеальне вбивство.
"Malzeme kusurları".Композитні матеріали».
En büyük kusuru ise aşırı kibirli olmasıdır.Рельєф — здебільшого горбистий.
Repertuarını kusursuz çalar.Значно розширився репертуар сюжетів.
Kusursuz Cinayet (film) bu filmin yeniden çevrimidir.Назва «Ідеальне вбивство» є цитатою з цього ж фільму.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Анатомічні дефекти призводять до контакту між зовнішнім середовищем та нервовою системою.
"Böyle kusursuzluk beklemiyorduk".Ми просто не хотіли подібних нісенітниць».
Bu kusurlu öncül evrenin sonsuz, hareketsiz ve homojen olmamasıydı.На той час вважали, що Всесвіт статичний, незмінний і вічний.
Eleştirmenler görünen deneysel başarıların aslında yöntemsel kusurlardan oluşabileceğini kanıtlamışlardır.Критики стверджують, що методологічні недоліки можна пояснити очевидністю експериментальних успіхів.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Звичайно, не всі вірші були досконалі.
Şehzade hocasına büyük bir sevgi besliyor, saygıda kusur etmiyordu.Закохана в начальника, страждає без взаємності.
Çok büyük bir aruz kusurudur.Уже вибачайте за відвертість.
"Edis: Kusura bakmasınlar kendime sanatçı diyorum".Валерій Сторожик: «Актор — ще не значить артист!».
Kusurlu olmalarını istedim."Я була досконала».
Aman, onun hakkında kusura bakma.Та, не перейматеся із-за цього.
Bir naif tilkisi yoktur. Aynı şekilde, kusursuz bir adam diye bir şey de yoktur.Наївних лисиць не існує. Так само не існує людей без недоліків.
Britanya halkı:Britanyalı kardeşlerimize karşı da saygıda kusur etmiş değiliz.A nespouštěli jsme ze zřetele ani své britské bratry.
İnsanlığında kusur etme.Nezměň se v lidský spam.
20.Bölüm Kusursuz Seviye!11. místo správného 20.
On, on beş Ve yirmi yıllık devlete sadık ve kusursuz hizmete göre verildi.Dvacet let dialogu Důstojně a radostně.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Anatomické defekty způsobují průchodnost mezi vnějším prostředím a nervovým systémem.
Kusurlu şiirler, biliyorum.Krásnohorská, Básně.
Onun tüm eserleri kusursuz ve mükemmeldir.Jeho malby jsou velmi precizní a technicky dokonalé.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.Zjišťují, že přes své rozdíly mají spoustu společného.
1571 yılında Manila Asya bölgesindeki kusursuz üsleri olmuştu.Od roku 1571 se jejich základnou stala Manila.
Gönül, el kusurunu gözlememeli ve insanlar hakkında kötü şeyler düşünmemelidir.Když je vidíme, nemyslíme o nich zle.
Materyallerin mikroyapısı bu kusurları açığa çıkarır ki üzerinde çalışılabilsin.Dopady malých těles mohou vyvrhnout dostatek materiálu, z něhož by se zformovaly.
Bazı dinlerde tamamen kusursuzlaştırmayı amaçlar.Ženy jsou v mnoha verších vybízeny k cudnosti.
R47: Doğum kusurlarına neden olabilir.R47: Poate cauza malformații la nou-născut.
Idolator web sitesinden Carl Williot, şarkıyı "R&B'nin oldukça kusursuz bir parçası" olarak özetledi.Carl Williot de la site-ul Idolator a rezumat piesa ca fiind „o bucată destul de impecabilă de R&B.”
Devrin padişahları da ona hürmette kusur etmiyorlardı.Cancelaria moșiei n-au devastat-o.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Defectele anatomice permit continuitatea dintre mediul extern și sistemul nervos.
Bu idollerin benzerlerine Elmalı Semahöyük'te ve Sandıklı Kusura Höyük'te de rastlanmaktadır.Astfel, au rămas toponime precum Tătăruși, Tărășeni, Tătărași, Tătărășeni.
Hepsinin kalitesine göre az-çok farklı konularda kusurları vardır.În opinia mea, cu toții au dreptate în anumite privințe, iar în altele greșesc.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Cu toate acestea, aceste funcționalități nu sunt perfecte.
PopMatters, albümün "tahmin edilebileceği kadar fazla kusurunun bulunmadığını" belirtti.PopMatters spunea că „nu are atâtea dezavantaje pe cât s-ar putea crede”.
Perde baskıları kusursuzdur.Pulberea sporilor este albicioasă.
Nematikler aynı zamanda 'hedgehog' (kirpi, dikenli) denen topolojik kusurlar gösterir.Nematicele prezintă și așa-numitele defecte topologice „arici”.
Korolyov öldükten sonra, Mişin Baş Tasarımcısı oldu ve kusurlu N1 roketi programı ortaya çıktı.Pentru drumul până la Lună Koroliov a proiectat uriașa rachetă N-1.
Kusurlu şiirler, biliyorum.Pentru mine căpătase rezonanțe de poem.
Falanca kimse çok iyidir, ibâdette şu kusuru olmasa, dahâ iyi olurdu demek, gıybet olur.A jónak, szépnek örülök, ha baj ér, nem panaszkodom.
Halbuki pratikte veriler çok defa kusursuzca simetrik değildirler.A legtöbb hókristály nem tökéletesen szimmetrikus.
Idolator web sitesinden Carl Williot, şarkıyı "R&B'nin oldukça kusursuz bir parçası" olarak özetledi.Carl Williot az Idolator honlaptól összefoglalójában egy „egészen hibátlan R&B számnak” nevezte.
Ancak bu eserler tamamen kusursuz değildiler.Ezek a megoldások azonban nem voltak tökéletesek.
Burak Erdoğan ise kusursuz bulundu.Árvasága azonban tökéletes maradt...
Bu yüzden siyah cisim kusursuz bir Lambertian radyatörüdür.A fekete test viszont Lambert-féle sugárzó.
Kusuru olmadığını söyler.Szólóalbum: Tudod, hogy nincs bocsánat.
Kusurlu olmalarını istedim."Igyekeztem jól csinálni.”
İnsanlığında kusur etme.Te váltsd meg az emberiséget!
Tanrı, mükemmel olduğu için, imparatorunda kusursuz olması gerekmekteydi.Ha Isten tökéletes, honnan a világ tökéletlensége?
Bunlar Kusura ve Uşak dereleridir.Ez a munka és a szolgaság motívuma.
Kusursuz Cinayet 1998 ABD yapımı gerilim filmidir.Tökéletes gyilkosság (A Perfect Murder) 1998.
Anatomik kusurlar dış çevre ile sinir sistemi arasında devamlılığa sebep olabilir.Ezek az anatómiai eltérések kapcsolatot teremtenek az idegrendszer és a külvilág között.
Planın en büyük kusuru yola yukardan devam etmeleri gerekiyordu.Emiatt a tervezet miatt az irányzékokat magasabbra kellett helyezni.
Kuramların, bilimsel olarak yararlı sayılabilmesi için kusursuz doğrulukta olmalarına gerek yoktur.Teorioiden ei tarvitse olla täydellisen täsmällisiä, jotta niistä olisi hyötyä.
Descartes ve Spinoza’dan ayrı olarak, Leibniz’in kusursuz bir üniversite geçmişi vardır felsefe üzerine.Päinvastoin kuin Descartesilla ja Spinozalla Leibnizillä oli läpikotainen filosofinen yliopistokoulutus.