Afrikalı göçmenler, İstanbul’da profesyonel olmanın hayalini kuruyor. [Alexander Christie-Miller]African immigrants dream of turning pro in Istanbul. [Alexander Christie-Miller]
Pazarcı, "Bu bir gelenek, başkalarıyla iletiişim kuruyorsunuz." diyor."It's a tradition, you communicate with other people," he says.
Parlamentonun dışında kalmaktan korkan küçük partiler koalisyonlar kuruyorlar.Fearful of being shut out of parliament, the small parties are forming coalitions.
Belgrad ve Zagreb Askeri İlişkiler KuruyorBelgrade and Zagreb Build Military Ties
Bilim ve teknoloji: Arnavutluk bağlantı kuruyorScience and technology: Albania builds connectivity
BH, Barış Destek Operasyonları Eğitim Merkezi KuruyorBiH to Build Peace Support Operations Training Centre
Festival direkörü Vinko Mihajloviç, "Sahnelerimizi doğal ortamlarda kuruyoruz" dedi."We set our stages in natural environments," said festival director Vinko Mihajlovic.
Balkan ülkeleri petrol zenginliğinin hayalini kuruyorBalkan countries dream of oil riches
Reformu destekleyen “Servet anahtarlarını kuruyoruz!” yazılı propaganda afişi.A propaganda poster promoting the reform. The poster reads; "We are forging the keys of fortune'!"
Sonunda, üç domuz da tuğla eve barikat kuruyorlar ve domuz 9-1-1'i çağırıyor.In the end, with all three pigs barricaded in the brick house, the third pig calls 9-1-1.
Hastaneler yoğun bakım üniteleri ve izolasyon yatakları kuruyorlar.Hospitals have been setting up ICU units and isolation beds.
Günlerin Atası Dünyaya bir pusula Kuruyor, Avrupada Bir Kehanet kitabının ön kapağıThe Ancient of Days setting a Compass to the Earth, frontispiece to copy K of Europe a Prophecy
Tom hayal kuruyor mu?Träumt Tom?
Komünist işçiler Almanya’nın çeşitli yerlerinde tekrar konseyleri kuruyordu.Es hatten sich Ortsgruppen in verschiedenen Städten Deutschlands gebildet.
Yeni bir ülke kuruyorum.Ein neues Land entsteht.
Çocukluktan beri artistlik hayalini kuruyordu.Der Vater weckte bereits in der Kindheit ihr künstlerisches Interesse.
Bir yandan da Alexandria Üniversitesinin rektörlüğünü kuruyordu.Er gründete die Katechetenschule von Alexandria.
Finlandiya'da bulunan aşırı milliyeçi unsurlar "Büyük Finlandiya" hayalini kuruyordu.So kam es, dass „Finlandia“ schnell ins finnische Nationalbewusstsein einging.
Tom hayal kuruyor mu?Tom est-il en train de rêver ?
Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz.Viscache des montagnes (Lagidium viscacia) Cliquez sur une vignette pour l’agrandir.
Böyle günlerde diğerleriyle kağıda yazarak iletişim kuruyordu.Ces jours-là il communiquait avec les autres en écrivant sur un papier.
Ateş Ruhu Çok güçlü bir ruh.Kendisi 4 element üzerinde etki kuruyor.Le feu devient une entité universelle qui habite les quatre éléments.
Tom hayal kuruyor mu?¿Tom está soñando?
Yeni bir ülke kuruyorum."Estamos creando un nuevo país!
Karakterimizin uçağı düşünce adaya kamp kuruyorlar.Por suerte, llega nuestro personaje a la isla.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.En sus memorias escribió: «Fui, en la infancia, terriblemente feliz.
Tom hayal kuruyor mu?Tom sta sognando?
Senin hakkında hayal kuruyordum.Stavo sognando di te.
Yeni bir ülke kuruyorum."Stiamo creando un nuovo paese!
Hayal kuruyorsun.Вы мечтаете.
Hayal kuruyorsunuz!!Вы мечтаете.
Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler yontuyordunuz.Ведь это же Вы за горами нашли руду, из которой сварили металл, который сверкающим лайнером стал!»
Yeni bir ülke kuruyorum.Я новый мир хотел построить.
Her iki grup da üyeleriyle MySpace ve Twitter üzerinden iletişim kuruyor.Обмен мгновенными сообщениями с другими пользователями MySpace.
Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.ويمكرون ويمكر الله والله خير الماكرين.
Böyle günlerde diğerleriyle kağıda yazarak iletişim kuruyordu.Nesses dias, ele se comunicava com os outros apenas escrevendo.
Yeni bir ülke kuruyorum."Estamos a criar um novo país!
Bütün dünya bize karşı komplo kuruyorsa biz çok özel olmalıyız.Mas, fora a encarnação, o eu de Deus seria muito estranho para nós.
Tom hayal kuruyor mu?Tom está sonhando?
Tom sınıfta hayaller kuruyordu.Tom entregava-se a devaneios em sala de aula.
Komünist işçiler Almanya’nın çeşitli yerlerinde tekrar konseyleri kuruyordu.In de jaren hierna werden op diverse plaatsen in Duitsland diakonessenhuizen opgericht.
Böyle günlerde diğerleriyle kağıda yazarak iletişim kuruyordu.W takich dniach porozumiewał się ze światem pisemnie.
Yeni bir ülke kuruyorum.Czas na nowe państwo!
Böyle günlerde diğerleriyle kağıda yazarak iletişim kuruyordu.Sådana dagar kommunicerade han med andra genom att skriva på papper.
Yeni bir ülke kuruyorum.Ett nytt hemland.
Bütün dünya bize karşı komplo kuruyorsa biz çok özel olmalıyız.Men om vi totalt skulle sammansmälta med ett socialt sammanhang skulle vi ju inte heller vara individer.
Boya kuruyor.Фарба сохне.
Wendy küçük yaştan beri şarkıcı olmanın hayallerini kuruyordu.Christina už odmalička toužila být zpěvačkou.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.Slovo ‚jedináček‘ jsem v dětství doslova nenáviděl.
Böyle günlerde diğerleriyle kağıda yazarak iletişim kuruyordu.În acele zile comunica cu ceilalți prin scris.
Nehir kuruyor.Râul seacă.
Yeni bir ülke kuruyorum.Új országot hozunk létre."
1949 'da Cousteau ordudan ayrılıp Fransız Oşinografik Seferleri'ni kuruyor.1949-ben Cousteau leszerelt a francia haditengerészettől.
Finlandiya'da bulunan aşırı milliyeçi unsurlar "Büyük Finlandiya" hayalini kuruyordu.Bevándorlók generációi követték a „kaliforniai álmot”.
Yeni bir ülke kuruyorum.Meidän on uudesta luotava maa.
İnsanlar gerçekten bilgisayarlarıyla çok sıkı bağlar kuruyorlar!"Η ταινία είχε μεγάλη απήχηση στους φίλους των υπολογιστών.
Tom hayal kuruyor mu?Ονειρεύεται ο Τομ;
Bütün dünya bize karşı komplo kuruyorsa biz çok özel olmalıyız.Men når vi skal træffe personlige valg, er vi alle eksperter.
Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum.I et senere skrift noterede han: ”Siden min barndom har jeg studeret buddhismen med en eneste tanke.
Harry Potter Çataldili konuşarak onlarla diyalog kuruyordur.I den første talen vi bevitner gjennom Harry Potter går talen hans slik: .