kurumuş ile cümle
kurumuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Onların işi kurumuş ağaçları kesip devirmek.Their job is to fell the dead trees.
Aslında bir pınar vardı, ama kurumuştu.There was a spring indeed, but it was dry.
Kurumuş giysilerim aniden yağmur yağdığı için ıslanır.My dried out clothes are getting wet because it is suddenly raining.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tamamen kurumuştu.In the second month, the seven and twentieth day of the month, the earth was dried.
Şimdi bu göl tamamen kurumuş ve çok çamurlu ve tuzludur..This lake is now totally dried, and very muddy and salty.
Fakat 1985'ten sonra ağaçlar kendiliğinden kurumuştur.In 1985, the Raisins broke up.
Bunlardan birisi gövdesinin içinde bulunan arıların balları nedeniyle kurumuştur.And some of them, setting out from thence, settled among the Sabines.
Kehrizler kurumuş ve ülke çapında terk edilmiştir.The land is plowed and soil is rotated.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.I wanted to clear up the slum of legs.
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.In the house, investigators found a trail of blood with scattered teeth.
Daha sonra kurumuş ve kullanımdan kalkmıştır.She was then pumped out and raised.
Arazi, geriye hiçbir yeşillik kalmayacak şekilde kurumuş olarak tasvir ediliyor.The area has since been completely recolonized by vegetation through ecological succession.
Ayrıca dereler de kurumuştur.Thefts also increased.
Amerika Birleşik Devletleri'nde on binlerce mil kurumuş dere var.There are tens of thousands of miles of dewatered streams in the United States.
Sadece Montana'da 6.400 kilometre kurumuş dere var.There are 4,000 miles of dewatered streams in Montana alone.
Kurumuş otları veriyorlar.There is no straw left either, they give you the dry grass.
E kurumuş otlarla millet yürür mü?Can the people go with dry grass?
Kurumuş yaşlı çam ağacının olduğu dönemece geldik. Tam o sırada güneş çıktı.We came to that bend over there, by that dry old pine tree and just then, the sun came out.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Land completely destroyed, the erosion there, the land had dried.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.In the second month, on the twenty-seventh day of the month, the earth was dry.
onlara, ‹İsrail halkı Şeria Irmağının kurumuş yatağından geçti› diyeceksiniz.Then you shall let your children know, saying, 'Israel came over this Jordan on dry land.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.As they passed by in the morning, they saw the fig tree withered away from the roots.
Olayı hatırlayan Petrus, ‹‹Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!›› dedi.Peter, remembering, said to him, "Rabbi, look! The fig tree which you cursed has withered away."
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.We sent a single blast against them, and they were reduced to husks of a decayed fence.
Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş.(While) you were pelting them with stones of porphyritic lava,
İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.Man We fashioned from fermented clay dried tingling hard,
Rabbin meleklere, "Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım," demişti.And when thy Lord said to the angels, 'See, I am creating a mortal of a clay of mud moulded.
Dedi ki: "Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim."Said he, 'I would never bow myself before a mortal whom Thou hast created of a clay of mud moulded.'
Sonra kurumaya başlar, böylece onu sararmış görürsün. Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Thereafter it wirhereth, and thou beholdest it turn yellow; then He maketh it chaff.
Sonra da onu kurumuş kırıntılar kılıyor.Then He turns them into chaff.
Ama sonra kurur, sen onu sapsarı kurumuş görürsün. Sonra da çerçöp haline gelir.Then it withers and you see it turn yellow, then it becomes chaff.
Gazze çevresinde sürekli kurumuş ayakkabılar buluyorum.I keep finding seared shoes around Gaza.
İran Devrim Muhafızları Ordusu altında kurumuştur.It was formed under the IRGC.
O zamanlar kurumuş Amik Gölü çevresinde aşırı hasar bildirildi.Extreme damage was reported around the now drained Lake Amik.
Büyük bir krater gölü olan Meke Gölü, artık büyük ölçüde kurumuşLake Meke (Meke Gölü), a large crater lake, now largely dried up
Zamanla bu göl kurumuştur.Mit der Zeit schwand dieser See.
Hatta Shaw, kurumuş deriyi dikiş var mı diye makasla kontrol etmişti.Darunter hat Manet mit breiten dunkelbraunen Pinselstrichen eine Schleife angedeutet.
“Wadi” Arapça da kurumuş nehir yatağı anlamına gelir.Rambla, ein Lehnwort aus dem Arabischen, bedeutet Flussbett.
Şehirdeki ahşap yapılar bir önceki yıl yaşanan kuraklık nedeniyle iyice kurumuştu.Cette année-là, les bâtiments étaient particulièrement secs en raison de sècheresse de l'année précédente.
HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.Maik a le cancer et va bientôt mourir.
Kehrizler kurumuş ve ülke çapında terk edilmiştir.Así, la Mata Alta (Cilleros) se encuentra abandonada y en desuso.
Şimdi bu göl tamamen kurumuş ve çok çamurlu ve tuzludur..El agua estaba muy sucia, asquerosa, y llena de basura.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Rebrota por brotaciones vigorosas del tronco.
"Sinan Kurumuş Boluspor'a kiralandı!".Il povero pubblico è sommerso da tonnellate di sbobba».
HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.Nata con gravissime menomazioni, morirà dopo pochissimo tempo.
Şimdi bu göl tamamen kurumuş ve çok çamurlu ve tuzludur..В настоящее время озеро почти полностью сухое, очень грязное и солёное.
Fakat açılan sondaj kuyularından sonra göletlerin tamamı kurumuştur.После каждого забитого им гола исполняет сальто.
Köyde bir göl vardır fakat ihmalden ve depremlerden kurumuştur.В деревне есть озеро и памятник Победы.
HIV kurumuş kanda da kısa zamanda ölür.Оказывается, что она больна раком и вскоре умирает у него на руках.
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.وقام الأب بالاتصال على الشرطة التي لم تتحصل سوى على بعض بصمات الأرجل والأيدي الدموية في الموقع.
"Sinan Kurumuş Boluspor'a kiralandı!".("لقد اختبأت بالحلوى xalwo الخاصة بك!")
Hatta Shaw, kurumuş deriyi dikiş var mı diye makasla kontrol etmişti.Shaw até mesmo tomou uma tesoura para verificar se havia pontos na pele seca.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Participaram na Queima das Fitas de Leiria.
1950 yılında Corpus Christi, Texas şehrinde kurumuştur.Het eerste restaurant werd in 1950 opgericht in de stad Corpus Christi, Texas.
Ayrıca dereler de kurumuştur.Wycięto też drzewa.
Hatta Shaw, kurumuş deriyi dikiş var mı diye makasla kontrol etmişti.Shaw wziął ze sobą nawet parę nożyczek do wysuszonej skóry, by szukać szwów.
Ayrıca dereler de kurumuştur.Dessutom tätades slejferna.
1971 yılından beri kurumuş olan Lop Nur tuz gölünden geriye kalan bölgedir.Отже, вода озера після 1971 р. є жорсткою для водопостачання .
1950 yılında Corpus Christi, Texas şehrinde kurumuştur.Byla založena v roce 1950 ve městě Corpus Christi v Texasu.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Získává se z povrchového poranění tenké kůry stromů.