‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Nato mi veli: Stopi k meni in me usmrti, kajti groza se me je lotila, ker še je duša docela v meni!
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Người bèn tiếp : Hãy lại gần giết ta đi , vì ta bị xây_xẩm , nhưng hãy còn sống .
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Người bèn tiếp: Hãy lại gần giết ta đi, vì ta bị xây xẩm, nhưng hãy còn sống.
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Så sagde han til mig: Kom herhen og giv mig Dødsstødet! Thi Krampen har grebet mig, men jeg lever endnu!
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Şi a zis: ,Apropie-te dar, şi omoară-mă; căci m'a apucat ameţeala, măcar că sînt încă plin de viaţă.`
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›Тогда он сказал мне: подойди ко мне и убей меня, ибо тоска смертная объяла меня, душа моя все еще во мне.
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›ויאמר אלי עמד נא עלי ומתתני כי אחזני השבץ כי כל עוד נפשי בי׃
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›فقال لي قف عليّ واقتلني لانه قد اعتراني الدوار لان كل نفسي بعد فيّ.
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›他 說 、 請 你 來 將 我 殺 死 、 因 為 痛 苦 抓 住 我 、 我 的 生 命 尚 存
‹‹Saul, ‹Ne olur üstüme var ve beni öldür!› dedi, ‹Çünkü çektiğim acılardan kurtulmak istiyorum.›他 說 、 請 你 來將 我 殺死 、 因 為 痛苦 抓住 我 、 我 的 生命 尚存
'Savaşlara karşıyım,' demeye başlarsın ve sonra kırk yaşında, dünyadan ve her türlü şeyden kurtulmak istersin.'Estoy contra las guerras,' Y a los cuarenta entonces quieres deshacerte del mundo o lo que sea.
'Savaşlara karşıyım,' demeye başlarsın ve sonra kırk yaşında, dünyadan ve her türlü şeyden kurtulmak istersin.Et puis à quarante, tu veux te débarrasser du monde entier, etc. etc.
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Anh là đạo diễn, anh đã làm điều đó bao năm qua."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Doskonale wiesz, co robisz." Jesteś reżyserem, robiłeś to od lat."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Du ved præcis, hvad du laver. Du er en instruktør, du har lavet det i årevis".
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Du weißt genau, was du da machst. Du bist Regisseur und hast das schon jahrelang gemacht."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Eres director, lo has hecho durante años".
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Eşti regizor, ai făcut asta ani de zile."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu."És um realizador, já o fazes há muitos anos."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Je weet precies wat je doet. Je bent regisseur, je doet het al jaren. "
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Kau seorang sutradara selama bertahun-tahun."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.라고 말하는 저의 생각들을 없애는 것이죠.
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Sai esattamente quello che stai facendo. Sei un regista, lo hai fatto per anni"
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Tu sais exactement ce que tu fais. Tu es un réalisateur, tu fais ça depuis des années."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Ξέρεις ακριβώς τι κάνεις. Είσαι σκηνοθέτης, αυτό το κάνεις χρόνια ολόκληρα."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Знаеш точно какво правиш. Режисьор си, правиш го от години."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Ти точно знаєш, що робити. Ти режисер, ти займаєшся цим багато років".
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.Ты точно знаешь, что делаешь. Ты режиссёр, ты занимаешься этим много лет".
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu."אתה במאי. עשית את זה שנים".
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.أنت مخرج، تقوم بهذا لسنوات."
Sen bir yönetmensin, bunu yıllardır yapıyorsun." diyen zihnimden kurtulmamın bir yolu bu.撮影場所に行って
Sen'den kurtulmak zorundasın.Je moet jezelf kwijtraken.
Sen'den kurtulmak zorundasın.Tu dois te débarrasser de toi.
Sen'den kurtulmak zorundasın.Тебе нужно избавиться от тебя.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Acel tricou nepurtat de ani de zile? E timpul să-i fac vânt.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.A póló, amit évek óta nem vettem fel? Itt az ideje, hogy kidobjam.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.A to tričko, čo som na sebe nemal už roky? Je čas zahodiť ho.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Co ta košile, kterou jsem na sebe nevzal celé roky? Je na čase ji vyhodit.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Dat T-shirt dat ik al jaren niet meer had gedragen? Het is tijd om los te laten.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.E aquela camisa que não usamos há anos? É altura de a pormos de lado.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Et ce t-shirt que je ne porte plus depuis des années ? Il est temps de le laisser partir.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.In ta majica, ki je ne nosim že leta? Čas je, da se ločiva.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Ja tuo paita, jota et ole käyttänyt vuosiin? On aika luopua siitä.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Kemeja yang tidak pernah saya pakai bertahun-tahun? Saatnya untuk membuangnya.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.제가 수년동안 입지 않았던 그 셔츠 말이에요? 이젠 제가 그걸 버릴 시간이죠.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Koszulka, której nie nosiłem od lat? Czas najwyższy się jej pozbyć.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Och den där skjortan som jag inte burit på år? Den är det tid för mig att släppa.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Og den trøje, som jeg ikke havde gået med i årevis? Det er på tide, jeg slipper den.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.¿Qué hacer con la camisa que no he usado en años? Es hora de dejarla partir.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Quella maglietta che non ho più messo da anni? È ora di buttarla.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Và cái áo tôi đã không mặc trong nhiều năm? Đã tới lúc tôi phải vứt nó đi.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Was ist mit diesem Hemd, das ich jahrelang nicht getragen hatte? Es ist Zeit, dass ich mich davon trenne.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Και αυτό το μπλουζάκι που δεν είχα φορέσει για χρόνια; Ώρα να το πετάξω.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.А тази риза, която не бях носил от години? Време е да я оставя.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.А та сорочка, яку я не вдягав роками? - Час мені її відпустити.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.Эта рубашка, которую я не надевал уже несколько лет? Пришло время с ней расстаться.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.והחולצה ההיא שלא לבשתי שנים? הגיע הזמן שאפטר ממנה.
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.فالتيشرت الذي لم ترتديه منذ سنوات.. حان وقت التخلص منه
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.「やっぱり もう捨てようかな」 生活に不必要なモノは削りながら
Senelerdir giymediğim o tişört var ya, ondan kurtulmanın zamanı geldi.好似個件我好多年都無著過嘅衫? 係時候處理左佢。