Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Ty Människosonen har kommit för att uppsöka och frälsa det som var förlorat.»
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Διοτι ο Υιος του ανθρωπου ηλθε να ζητηση και να σωση το απολωλος.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››ибо Сын Человеческий пришел взыскать и спасти погибшее.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››Понеже Човешкият Син дойде да потърси и да спаси погиналото.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››прийшов бо Син чоловічий, щоб шукати й спасати погибше.
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››כי בא בן האדם לבקש ולהושיע את האבד׃
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››لان ابن الانسان قد جاء لكي يطلب ويخلّص ما قد هلك
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››人 子 來 、 為 要 尋 找 拯 救 失 喪 的 人
Nitekim İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi.››人子來 、 為要 尋找 拯救 失喪 的 人
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Dia tidak pernah berbicara tentang nafsu lebih lembut, menyimpan dengan ejekan dan mencibir.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.El nu a vorbit niciodată de pasiuni mai moale, cu excepţia cu o glumă răutăcioasă şi un surâs dispreţuitor.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Er sprach nie von den weicheren Leidenschaften, sparen mit Spott und Hohn.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Hän ei koskaan puhunut pehmeämpi intohimoja, paitsi kanssa iva ja halveksivasti.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Han talade aldrig om de mjukare passioner, spara med en pik och ett hån.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Han talte aldrig om de blødere lidenskaber, gemme med en spydighed og en vrængen.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Hij sprak nooit over de zachtere hartstochten, op te slaan met een sneer en een sneer.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Il ne parlait jamais des passions plus douces, à l'exception avec un brocard et un ricanement.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.그는 결코 일본, 부드럽고 열정의 이야기 비웃음과 멸시와.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Nigdy nie mówił o miękkich namiętności, z wyjątkiem z kpina i szyderstwo.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Nikdy hovoril o mäkšie vášňou, s výnimkou sa posmievať a úškľabok.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Nikdy mluvil o měkčí vášní, s výjimkou se posmívat a úšklebek.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Nikoli ni govoril o mehkejše strasti, razen z Rugati in posmehom.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Non parlava mai delle passioni più morbida, salvo con una beffa e un ghigno.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Ông không bao giờ nói về niềm đam mê nhẹ nhàng hơn, tiết kiệm với một gibe và một lời chế nhạo.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Soha nem beszélt a lágyabb szenvedélyek, kivéve, ha a csúfolódás és egy gúnyos mosollyal.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Ποτέ δεν μίλησε για το μαλακότερο πάθη, εκτός με Gibe και χλεύη.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Він ніколи не говорив про м'які пристрасті, за винятком з Гів'а, і насмішкою.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Он никогда не говорил о мягкой страсти, за исключением с Гива и насмешкой.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.Той никога не говори за по-меки страсти, с изключение на с подигравка и сарказъм.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.הוא מעולם לא דיבר על התשוקות רך, לשמור עם גיב לבין לעג.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.انه لم يتكلم عن ليونة العواطف ، حفظ مع هزء وسخرية ل.
O asla kurtarmak, yumuşak tutkuların konuştu bir alay ve alay ile.愚弄and冷笑し。 彼らは立派なものだった
O çocuk sadık olacaktır. Yanan bir evdeysen seni kurtarmak için yanan eve girecektir.Weet je, dat kind zal heel loyaal zijn en als je huis afbrandt, zal hij je eruit halen
O çocuk sadık olacaktır. Yanan bir evdeysen seni kurtarmak için yanan eve girecektir.Я скажу так: дитина-аутист дуже вірна, якщо ваш дім палає, вона винесе вас звідти.
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Azt mondta: "Figyelj JR, a kívánságodnak nem megmentenie, hanem megváltoztatni kell a világot."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Cô ý đã nói rằng "Này, JR, lời ước của anh không phải để cứu thế giối, nhưng để thay đổi thế giới."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Ea mi-a spus, "Hey, JR, dorinţa ta nu trebuie să salveze lumea, ci s-o schimbe."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Ela disse, "Ei, JR, o teu desejo não é salvar o mundo, mas mudar o mundo."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."E lei ha rispost, "JR, il tuo desiderio non è salvare il mondo, ma solo cambiare il mondo".
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Elle a dit, " Hé, JR, ton voeu n'est pas de sauver le monde, mais de changer le monde."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Jawabnya, "Hei, JR, harapanmu bukan untuk menyelamatkan dunia, tapi untuk mengubah dunia."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."그러자 그녀가 말하길 "이봐요, JR, 당신의 소망으로 세상을 구하라는 얘기가 아니에요. 바꾸라는 얘기죠."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Odpowiedziała: "Hej, JR, twoja misja nie ma ratować świata, ale go zmieniać."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Ona na to, "Hej, JR, tvoje prianie nemá zachrániť svet, má ho zmeniť."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Ona řekla, "Hej, JR, tvoje přání není o záchraně světa, ale o jeho změně k lepšímu."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Sie sagte: "He, JR, dein Wunsch ist nicht dazu da, die Welt zu retten, sondern die Welt zu verändern."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Y ella dijo: "JR, tu deseo no es salvar el mundo sino cambiarlo".
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Ze zei: "Hee JR, jouw wens gaat niet over de wereld redden, maar ze te veranderen."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Αυτή είπε, "Ε, JR, η ευχή σου δεν είναι για να σώσεις τον κόσμο, αλλά για να τον αλλάξεις."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."На что она ответила: "JR, твоё пожелание заключается не в спасении мира, а в его изменении" -
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."Тя отвърна: "Джей Ар, твоето желание е не да спасиш света, а да го промениш."
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."היא ענתה, "היי, ג'יי-אר, המשאלה שלך לא צריכה להיות להציל את העולם, אלא לשנות את העולם".
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."اجابت ," جي ار, ان امنيتك ليست لانقاذ العالم , لكن لتغيير العالم"
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."佢就話,"JR呀, 你嘅願望又唔系拯救世界,系改變佢姐。"
O da dedi ki, "Ya JR, senin dileğin dünyayı kurtarmak değil, onu değiştirmek."救う気はなくても 変える気はあるでしょ」 「ああ そうだね」
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.Älä pelkää heitä, sillä minä olen sinun kanssasi ja pelastan sinut, sanoo Herra."
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.Ðừng sợ vì cớ chúng nó; vì ta ở với ngươi đặng giải cứu ngươi, Ðức Giê-hô-va phán vậy.
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.Ðừng sợ vì cớ chúng_nó ; vì ta ở với ngươi đặng giải_cứu ngươi , Ðức_Giê - hô-va phán vậy .
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.Frukta icke för dem; ty jag är med dig och vill hjälpa dig, säger HERREN.»
Onlardan korkma, çünkü seni kurtarmak için ben seninleyim.›› Böyle diyor RAB.frygt ikke for dem, thi jeg er med dig for at frelse dig, lyder det fra HERREN."