Ana içeriğe geç
Sözlük

kurtarma ile cümle

kurtarma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Eğer o köprüden düşseydin seni kurtarmak neredeyse imkansız olurdu.If you were to fall from that bridge, it would be almost impossible to rescue you.
Kurtarma ekipleri depremin kurbanlarına malzeme dağıtacak.The rescue workers are going to hand out supplies to the victims of the earthquake.
Bir kurtarma ekibi gelene kadar dayanmaya çalışın.Try to hold on until a rescue team arrives.
Çevreyi kirlilikten kurtarmalıyız.We must rescue the environment from pollution.
Tom bizim takımda kurtarma vuruşu yapar.Tom bats cleanup on our team.
Ne pahasına olursa olsun onu kurtarmalıyım.I must save her at all costs.
Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.I must save the drowning child by all means.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Doktor hastasını kurtarmak için mümkün olan her vasıtayı denedi.The doctor tried every possible means to save his patient.
Doktorların yapması gereken şey hayatları kurtarmak ve ölüme karşı mücadele etmek.What doctors should do is to save lives and fight against death.
Kurtarma ekibi kayıp yolcuları aradı.The rescue party searched for the missing passengers.
Uçmak için kanatlarım olsaydı, onu kurtarmaya giderdim.If I had wings to fly, I would have gone to save her.
Bu adam gerçekten karaktersiz. Hayatını kurtarmak için bir karar veremedi.This guy is really wishy-washy. He couldn't make a decision to save his life.
Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.Bill dived into the river to save the drowning child.
Çocuğu kurtarmak için elimizden geleni yaptık.We did everything we could to save the boy.
Babası onu kurtarmaya geldiğinde çocuk boğulmak üzereydi.The boy was on the point of drowning when his father came to his rescue.
Küçük kızı kurtarmak için onun suya atlaması ne cesaret!How brave of him to jump into the water to save the little girl!
Ben değerli eşyalarımı kurtarmak istiyorum.I want to recover my valuables.
Erkek kardeşim kurtarma ekibinin bir üyesidir.My brother is a member of the rescue squad.
Çocuğu boğulmaktan kurtarmak için onun cesareti övgü üstü.His bravery to save the child from drowning is above praise.
Fotoğrafçıyı ilk önce çocuğu kurtarmadığı için eleştirdik.We criticized the photographer for not rescuing the child first.
Onu kurtarmaya gittik.We went to his rescue.
Kendimi bu kötü alışkanlıktan kurtarmaya çalışıyorum.I'm trying to rid myself of this bad habit.
Küçük oğlan kendini polis memurundan kurtarmak için uğraştı.The little boy struggled to free himself from the policeman.
Bir çocuğu kurtarmaya çalışırken neredeyse boğuluyordum.I came near being drowned, trying to rescue a boy.
Mutfağımı hamamböceklerinden kurtarmalıyım.I must rid my kitchen of cockroaches.
Kimse beni kurtarmaya gelmedi.Nobody came to my rescue.
O, beni kurtarmak için geldi.He came to my rescue.
Ayı göründüğünde o, hayatını kurtarmak için kaçtı.He ran for his life when the bear appeared.
Onu kurtarmak için elinden geleni yaptı.He did his best to rescue her.
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.He risked his life to save her.
Bir kurtarma ekibi gelinceye kadar şarkı söylediler.They kept singing until a rescue team came.
Onlar derhal bizi kurtarmaya geldiler.They came to our rescue at once.
Babalarını kurtarmak için acele ettiler.They hurried to their father's rescue.
Kaybolan çocuk, kurtarma ekibi gelene kadar dayandı.The lost boy held out until the rescue team came.
Birçok kişiyi kurtarmak için bir kişiyi feda etmek etik olur muydu?Would it be ethical to sacrifice one person to save many?
Birisi onu kurtarmalı, ya da o boğulacak.Someone needs to save him, or he'll drown.
Milli kurtarma ekipleri beklemede Japonya'ya uçmaya hazır.National rescue teams are on standby ready to fly to Japan.
Onlar diğerlerini kurtarmaya çalışırken öldüler.They died trying to save others.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Arama ve kurtarma operasyonları hemen başladı.Search and rescue operations began immediately.
Onun ayağını tuzaktan kurtarmak imkansız.It's impossible to release his foot from the trap.
O, onu kurtarmak için elinden geleni yaptı.She did her best to rescue him.
O, onu kurtarmak için hayatını riske attı.She risked her life to save him.
Tom yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.Tom died trying to save a child from a burning building.
Tom Mary'yi kurtarmak için çalıştı.Tom tried to rescue Mary.
Tom Mary'yi kurtarmak için hayatını riske attı.Tom risked his life to save Mary.
Tom bir arama- kurtarma uzmanı olmak istiyordu.Tom wanted to become a search-and-rescue specialist.
Tom bir arama-kurtarma uzmanı olmak istiyordu.Tom wanted to become a search-and-rescue specialist.
Tom'dan başımı beladan kurtarmak için bana yardımcı olmasını istedim.I asked Tom to help me get out of trouble.
Seni kurtarmak için buradayım.I'm here to save you.
Organ bağışçısı olmayı kabul edersen, birinin yaşamını kurtarmasına yardım edebilirsin.If you agree to become an organ donor, you may help save someone's life.
Tom hayatını kurtarmak için koştu.Tom ran for his life.
Kurtarma operasyonuna "Tomodachi Operasyonu" adı verildi.The rescue operation was called "Operation Tomodachi".
Asker arkadaşının hayatını kurtarmak için kendini feda etti.The soldier sacrificed himself to save his friend's life.
Baba kızının canını kurtarmak için kendi canını verdi.The father gave his own life in order to save his daughter's.
Onu hemen kurtarmak zorundayız.We have to save him immediately.
Kredini kurtarmak için kaybını gizlemelisin.To save your credit, you must conceal your loss.
Neden en büyük bankalar en büyük kurtarma paketlerine ihtiyaç duyuyorlar?Why do the largest banks need the biggest bailout?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod