"Buraya hayatımızı kurtarmaya geldik."We come here to save our life
Beni kurtar.Save me.
Hepimizi kurtar.Save us all!
Yalvarırım, kurtar bizi.Save us, I beg you!
Bizi kurtar, Maria!Save us, Maria.
Aslında iki milyon dolar değerindeki... ...kamera teçhizatını suya batmaktan kurtardık.We actually managed to drown two million dollars' worth of camera gear.
Sordu, "Yağmur ormanlarını kurtarmak için ne yapabilirim?"He said, "What can I do to save the rainforests?"
Eğer biyolojik çeşitliliği kurtarma şansımızın olmasını istiyorsak, bu bölgeleri kurtarmalıyız.We have to save these places if we want a chance in hell of preserving biodiversity as we know it.
Belki şanslıysanız, birkaçı kıl payı kurtarabilir. Pekala, bu sahiden neye benziyor?Well, what does this really look like?
Saraya girme nedenim... ...babamın onurunu kurtarmaktı.After I entered, I only wanted to clear my dad's name.
Tersine sayısız hayat kurtarabilir.In fact, it could save countless lives.
Hayatlarını kurtarmak için insanları aşırı dozla uçuramazsın, bu kafa karıştırıcı olur.You don't want to be gorking people out just to save them, it's really confusing.
Denizden Lanka'ya geçeceğiz ve Sita'yı kurtaracağız.We shall cross the sea to Lanka and rescue Sita.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.I have done my duty in rescuing you from the enemy and avenging the insult to myself.
Dünya'yı kurtarıp herkesi mutlu etmek.I wanted to save the world and make everyone happy.
Bak ! o silahşöre hayatını kurtardığın için teşekkür etmelisin !Look ! you should thank that hero for saving your life !
Onu kurtardığınız için çok sağolun !I am very thank you you saved her !
Artık elimizdesin, o kılıçlı erkeğin bile kurtaramaz seni ! Anladın mı ?Ok ?
Seni o alçakların elinden kurtaramadım ! \T_T/I couldn't save you !
Meydan okumayı severim ve dünyayı kurtarmaya çalışmak buna iyi bir örnek.I love a challenge, and saving the Earth is probably a good one.
Size, dünyayı kurtaracak çözümlerin altısını göstermeye çalışacağım.I'm going to show you six, if I can, solutions for helping to save the world.
Miselyumla işbirliği yaptığımızda, dünyayı kurtarabileceğimizi düşünüyorum.I think engaging mycelium can help save the world.
Onu sen mi kurtardın?You rescued her?
Çok karanlıktı... ...kimin kurtardığını söylemek zor.It was so dark, it's hard to say who rescued whom.
Hayatını kurtardım.I saved her life.
Benimkini kurtardığın gibi.Like me.
Herkesin hayatını kurtarıyorsun!You save everybody!
Ve verdikleri cevap zalimce, ve onları bundan kurtaracak olan cevap değil.And their response is draconian, and not necessarily the one that's going to get them out of this.
Batacak şirketi kurtardım, ama görünüşe bakılırsa bir anda tekmeyi de yedim.I saved this nearly collapsing company, but seems I've been instantly kicked out.
Ben, Rabbi tanımayan insanların, kurtarılamayacağından ve cehenneme gideceğinden korkuyorum. Adam:People who don't get saved are going to hell. man:
Hayal edin; doğrudan mobil ödemelerin; aileleri; aşırı fakirlikten kurtarmaya yardım edebildiğiniImagine if direct mobile payments could help lift families from extreme poverty
Paydayı bu ifadeden kurtarmak için x'lerin ortalamasıyla çarparız. -And I do that just so we don't have this in the denominator both places.
Onlar evlilik kurtaramazlar ve çocuk büyütemezler.But they don't save marriages and they don't raise children.
Ve zamanla pek çok kızı kurtardı.And in that time she saved many girls.
Ve böylece 4500 kızı daha kurtardı.And then she saved 4,500 girls.
Beni kurtardýđýn günü unuttum.The day your true colours came out to play
Sizi eskimiş değer sisteminden kurtaracak yeni şeyler öğrenerek...By learning things that take you out of the old value system.
Korkunç suçlar işliyoruz, ve paçayı kurtarmanın sevinci ile tebessüm ediyoruz.We commit terrible crimes, and we smile at the delight in getting away with it.
Ama yüzme bile bilmediği halde beni kurtarmaya çalıştı.Doesn't even know how to swim but tried to save me.
Hayatını kurtarman için tek yol bu..That is the only way to save his life.
Ben Ha Ni'yi kurtardığını duydumI heard that you saved Ha Ni.
Sınıfımızı kurtar, sadece bu seferlik!Save our class, just this once!
Lütfen bizi kurtar!Please save us!
Önümüzdeki beş yılda bir milyondan fazla bebeğin hayatını kurtarmış olmayı planlıyoruz.Over the next five years we hope to save the lives of almost a million babies.
Ve bu Kucağın sıcaklığı ile milyonlarca hayatı kurtarabiliriz.And we can save millions of lives through the simple warmth of an Embrace.
"İçinde müthiş kurtarışlar yaptığın birçok fotoğraf olacak" dedi.We have a bunch of pictures of you making great saves."
Jamie Oliver Amerika'yı yemek seçimlerimiz vasıtasıyla kurtarmaya çalışıyor.Jamie Oliver is campaigning to save America from the way we eat.
Sylvia, denizleri, yemek seçimlerimiz sayesinde kurtarmaya çalışıyor.Sylvia is campaigning to save the oceans from the way we eat.
Hayatımı, öğretmenler odasındaki tuvaleti kullanmama izin vererek kurtardı.She saved my life by letting me go to the bathroom in the teachers' lounge.
O, benim hayatımı kurtarmıştı, ben ve partnerim de onunkini.She saved my life; I and my partner saved hers.
Onu kurtaracak tek şey uçmak olurdu.The only thing that could save her is flying.
Doğal olarak, kafesi kurtarılmıştı.Of course, the cage was salvaged.
"Ran, bu parmakları kurtarabilmenin hiçbir ihtimali yok."Ran, there is no possibility of us being able to save these fingers.
Reinhold Messner bunu 1995'te denedi ve 1 hafta sonra kurtarıldı.Reinhold Messner, tried it in 1995, and he was rescued after a week.
Tanıştığım en maço olmayan insanlardı ama beni kurtardılar.They were the least macho people I've ever met, but they made my day.
Son Kurtarıcı'nın varışı yeni bir başlangıcı, tekrar doğumu ve yeniden dirilmeyi sağlayacaktır.The arrival of the Ultimate Savior will mark a new beginning, a rebirth and a resurrection.
Kitaplar beni bir zamanlar olduğum o içine dönük çocukluktan kurtardılar.Books have saved the introverted, timid child that I was -- that I once was.
"Bu nesli nasıl kurtarabiliriz, şimdi başlasak nasıl olur?" demeniz anlamına geliyor.How do we save this generation, how do we start now?"
Neyseki durumu iyi kıvırdım da, canımızı kurtardıkLuckily I retreated or I'd have been in a tough spot
Canımı alırsanız alın ama şu kızı kurtarın önceI understand you guys are after my life Save the little girl under the wheel first