İletişim kurmaya başladığında benlik bilinci gelişti ve bir şeyleri anlamaya başladı.İletişim kurmaya başladıkça ve kendini anlamaya başladıkça, anladı ki...
Daha direkt bir etkileşim kurmayı öğrenmek istiyordum.I wanted to learn about being more direct in interaction.
Ağzımı her açışımda kurmaya uğraştığım o imkansız bağlantı işte bu.It's what I strive for every time I open my mouth -- that impossible connection.
Kucaklamak kadar bebekle bağ kurmayı hızlandıran başka bir yöntem yoktur.There is nothing that prompts bonding as much as holding and being close to your infant.
Burada ortaya kurmaya çalıştığım şey bir taslak, insanların bunun içini doldurmasını umuyorum.What I've tried to lay out is a framework and I'm hoping that people can just fill it in.
O sizinle bu diyalog yoluyla bir işbirliği kurmaya çalışırdı.And it would build a working alliance with you through that dialogue.
Bir sonraki videoda, size daha karışık üç katlı integraller kurmayı öğreteceğim. -And in the next video I'll show you how to set up more complicated triple integrals.
Bu fotoğraflar ile bir sistem, bilgi sistemi kurmayı umuyorum.And with these pictures, I hope that we can create information, a system of information.
İnsanlar iletişim kurmaya çalıştığında, bir dili paylaşmaya çalışıyorlar.So when people set out to communicate they set out to share a language.
İnsanlar ile iletişim kurmayı seviyorum.I just like to communicate with people.
Ve böylece bağlantılar kurmaya devam etmek.And you continue to make connections.
1957 yılında beş misyoner irtibat kurmaya çalışmış ve tehlikeli bir hata yapmıştır.In 1957, five missionaries attempted contact and made a critical mistake.
Utanç duymayan insanlar sadece insani empati veya bağlantı kurmaya kapasitesi olmayanlardır.The only people who don't experience shame have no capacity for human empathy or connection.
Ve 1972'de bu ulus, denizdeki karşılığını kurmaya başladı:And, in 1972, this nation began to establish a counterpart in the sea,
Simdi bununla ilerleme arasında bir bağ kurmaya çalışalım.Let's contrast that for a minute to development.
'High Line Dostları' adlı bu derneği kurmaya karar verdik.Friends of the High Line.
Hattı kurmayı yaz boyunca yaptık.We did the line install over the summer.
Benimle yeni bir tiyatro topluluğu kurmayı düşünür müsün?How about organizing a new troupe with me?
Denklemi kurmaya hazır mısınız?Are you ready to make the match?
Ve insanlarla iletişim kurmayı seçtiğinizde baskı altındayken, çabuk iyileşebilirsinizAnd when you choose to connect with others under stress, you can create resilience.
Dünya dışı varlıklarla iletişim kurmaya çalışıyoruz.We're interested in communication with extraterrestrial intelligence.
Biz de buçocuklar için geceleri ders yapılacak bir okul kurmaya karar verdik.So we thought of starting a school at night for the children.
Eğer Mısır, hukuk kurallarına dayanan bir toplum kurmayı başarabilirse bir model olabilir.If Egypt is to succeed at building a society based on the rule of law, it could be a model.
Başka şeylerle bağlantı kurmaya çalışmayın.Don't try to connect with other things.
Sadece kendi özünüz ile bağlantı kurmaya niyetlenin.Try to connect with your own being.
Sistemi kurmayı bitirdik ve şu an test ediyoruz.We're mostly done building it, and now we're testing it.
Bu sebepten ötürü şu an Afganistan'da adli bir sistem kurmaya çalışıyoruz.That is why we are trying to build a judicial system right now in Afghanistan.
Ayrıca yeni bir iş kurmayı da ilginç bulduğunuzu düşünüyorum.And I think in the meantime you might learn a little interesting things about starting a business.
Babanın karısıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Babanın namusudur o."'You shall not uncover the nakedness of your father's wife: it is your father's nakedness.
Halanla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o babanın yakın akrabasıdır."'You shall not uncover the nakedness of your father's sister: she is your father's near kinswoman.
Kardeşinin karısıyla cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o kardeşinin namusudur."'You shall not uncover the nakedness of your brother's wife: it is your brother's nakedness.
Böylece o günden itibaren İsayı öldürmek için düzen kurmaya başladılar.So from that day forward they took counsel that they might put him to death.
Teyzenle cinsel ilişki kurmayacaksın. Çünkü o annenin yakın akrabasıdır.Thou shalt not uncover the nakedness of thy mother's sister: for she is thy mother's near kinswoman.
Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter.We built the heavens by Our authority; and We are the Lord of power and expanse.
Ve pek büyük düzenler kurmaya giriştiler.And they contrived a plot of great magnitude,
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.So they contrived a plot against him, but We made them abject.
Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın!O People who Believe!
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler.So they tried to execute their evil scheme upon him – We therefore degraded them.
Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz sırada zevcelerinizle cinsel temas kurmayın.And copulate not with them While ye are retreating in the mosques.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın!Take not as friends the people who incurred the Wrath of Allah (i.e. the Jews).
Bekleme süreleri dolmadan onlarla nikah bağını kurmaya kalkışmayın.And know that Allah knows what is in your minds, so fear Him.
Onların ardından da Mûsa ile Hârun'u ayetlerimiz eşliğinde Firavun ve kurmaylarına gönderdik.Then, after them, We sent Moses and Aaron with Our proofs to Pharaoh and his dignitaries.
INDI sunucusu bu porttan itibaren başlayan portlar ile bağlantı kurmaya çalışacakINDI server will attempt to bind with ports starting from this port
INDI sunucusu bu port ile biten portlarla bağlantı kurmaya çalışacakINDI server will attempt to bind with ports ending with this port
Yazıcı tam olarak tanımlanamadı. Yeniden kurmayı deneyin.The printer is incompletely defined. Try to reinstall it.
Galeri kipi - tarayıcı ile bağlantı kurmayınGallery mode - do not connect to scanner
Yeniden kurmayı deneyin. Konqueror ile bütünleşme kapatılacak.Try to reinstall it. The integration with Konqueror will be disabled.
BDP üyeleri sandalye ve masalarla pencerelere barikat kurmaya çalışıyor.BDP members are trying to build a barricade on windows by using the tables and chairs.
Batı Rusya'dan toprak alarak Büyük Ukrayna'yı kurmayı planlıyordu.He planned to establish a Greater Ukraine state taking territory from Western Russia.
...birlikte alternatif bir Kongo kurmayı öneriyorum....together I suggest we build an alternative Congo.
Arnavutluk nükleer enerji santrali kurmaya adım adım yaklaşıyor.Albania is inching closer to building a nuclear power plant.
UBP, koalisyon kurmaya gerek kalmadan tek başına iktidara gelebilecek.The UBP will be able to govern on its own, with no need to form a coalition.
BH, hava sahasının kontrolünü eline alacak devlet düzeyinde bir daire kurmaya hazırlanıyorBiH is set to establish a state-level agency to assert control over its airspace.
Tola, sonrasını şöyle özetliyor: "Küçük bir işletme kurmaya karar verip, bir internet kafe açtık."We decided to start a small business, an internet cafe, and to look for jobs at the same time.
On.net, ülkede bir geniş bantlı kablosuz ağ kurmayı da öngörüyor.On.net also envisions establishing a broadband internet wireless network in the country.
Sırbistan Cumhuriyeti ile iyi ilişkiler kurmaya büyük ilgi gösteriyoruz.We are very interested in having good relations with the Republic of Serbia.
Kuzey ve güney arasında daha farklı bir bağlantı kurmaya çalışmalıyız.We must work on a different kind of connection between the north and south.
Kasabayı Van, Iğdır veya diğer sınır kentlerinde kurmayı teklif ediyoruz." dedi."We are offering to settle this town in Van, Igdir or other border towns."
Neden partiden ayrılarak Demos’u kurmaya karar verdiniz?Why did you decide to leave the party and form Demos?
Kuçi: Hükümet, kuzey kesiminde hukukun üstünlüğünü kurmaya kararlıdır.Kuci: The government is determined to establish the rule of law in its northern part.