Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar.Her byggede de en gård og etablerede et nyt liv.
Zoya'nın partizan birimi olan 9903'e (Batı Cephesi Kurmayı) atandı.Kosmodemjanskaja ble tildelt partisanenheten 9903.
08:46 — Brüksel kontrolörleri, trenin makinisti ile temas kurmaya çalışıyordu.08:46 Kontrolløren i Brussel prøvde å få kontakt med togføreren uten å klare det.
Savaşın geri kalanını kurmay subay olarak geçirdi.Han tilbrakte resten av krigen som krigsfange.
1933 - Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ile ticari ve diplomatik ilişkiler kurmaya başladı.1933 – USA og Sovjetunionen oppretter formelle diplomatiske forbindelser.
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.Enhver har rett til å danne og gå inn i fagforeninger for å beskytte sine interesser.
Burada yetişmişler ve Romulus Roma'yı kurmaya karar vermiştir.Da de ble eldre, var det her Romulus valgte å bygge Roma.
Meir'in istifasının ardından, Altı Gün Savaşı'nda kurmay başkanı olan Yitzhak Rabin başbakanlığa geçti.I ettertid av Meirs tilbaketrekning ble Yitzhak Rabin (stabssjefen under Seksdagerskrigen) statsminister.
Birçok örgüt takım kurmayı tercih etmektedir.Mye planter er å foretrekke.
1902 yılında Kurmay Yüzbaşı oldu.Han ble ekspedisjonssjef i 1902.
Bu albümünde başarısının ardından grup üyeleri kendi ailelerini kurmaya başladı.Etter dette albumet har medlemmene av bandet hatt flere egne prosjekter.
İngiltere ve Fransa Krallığı, 16. yüzyılda Amerika'da kololoniler kurmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar.England og Frankrike forsøkte å opprette kolonier i Amerika på 1500-tallet, men disse feilet.
Buradaki çoğu subay daha önce Rusya İmparatorluğu Genel Kurmay'ında görev yapmıştı.Det var kommet endel folk derfra for å tjenestegjøre som offiserer i Den keiserlige russiske hær.
4 Eylül 1914 tarihinde 1. Ordu Kurmay heyetine atandı.1914 - Etter valget 1. mars blir det holdt Råd.
2009-2011 yılları arasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevini yürüttü.Fra 2001 til 2004 var han leder for alle UNHCR sine oppdrag.
1965'te Malezya'dan ayrıldıktan sonra Singapur ekonomisini kurmaya yardım eden öncülerden biridir.Etter at Singapore ble løsrevet fra Malaysia i 1965, var han den første presidenten i republikken Singapore.
ISO'ya bir NFTA önerisi, blok zinciri için yeni bir ISO teknik komitesi kurmayı amaçladı.Proposal untuk NFTA ke ISO dimaksudkan untuk membentuk komite teknis ISO baru untuk blockchain.
Ancak Avatar dört elementin tamamını yönetmeye ve bununla beraber ruhlarla bağlantı kurmaya yetkindir.Namun, Avatar dapat menguasai seluruh empat elemen serta berkomunikasi dengan para arwah.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.Saat itu, orang-orang dari berbagai kampungpun mulai gelisah dan mulai melakukan pengamanan masing-masing.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Bangsa itu kurang dapat membanggakan pencapaiannya sendiri.
Ancak, onu yok etme amacından vazgeçmediler, ona bir tuzak kurmaya kara verdiler.Ia pun mengingkarinya, hingga akhirnya mereka (para pengikutnya) meninggalkannya.
Aynı zamanda Haçlılar Kudüs Krallığı ile yakın ilişkiler kurmaya yöneldi.Oleh karena itu ia telah mengembangkan tali persahabatan yang sangat akrab dengan keluarga Kerajaan Saudi.
Martina, iki ortak imparator üzerinde kendi otoritesini kurmaya teşebbüs ediyordu.Emma berperan dalam pemerintahan terkoordinasi ini dengan menjadi ikatan bersama antara kedua raja tersebut.
Ben iki şey arasında bir denge kurmaya çalıştım.Setahun aku memperhatikan apa yang terdapat di antara keduanya.
İmparator bundan sonra otoritesini yeniden kurmaya çabaladı.Bey yang tersisa berusaha mengembalikan kekuasaan mereka.
Bu sırada Ahilerde Denizli'ye yerleşerek zaviler kurmaya başladılar.Pada saat itu mereka sudah memulai menggunakan kayu cedar untuk membuat kapal.
Antagonist Sue Sylvester (Jane Lynch), kulübe karşı komplo kurmaya başlar.Sue Sylvester (Jane Lynch) (sebagai Kepala Sekolah) mempunyai pikiran untuk menikahi dirinya sendiri.
Itagaki, 1934'ten Kwantung Ordusunun kurmay Yardımcısı ve 1936'da kurmay Başkanlığına getirildi.Ia menjadi Wakil Kepala Staf Angkatan Darat Kwantung dari 1934, dan Kepala Staf pada tahun 1936.
Sasha, Bob'u kamp kurmaya ikna etmeye çalışır ancak Bob buna razı olmaz.Sasha cố thuyết phục Bob rằng họ nên dựng trại ở đây.
Wolfram Freiherr von Richthofen ise onun Kurmay Başkanı olarak görev yaptı.Tham mưu trưởng của ông là Wolfram Freiherr von Richthofen, người về sau cũng trở thành thống chế.
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.Đại tá Nguyễn Công Vĩnh, Chiến đoàn trưởng Chiến đoàn 9 bị bắt sống.
Diğerleri Deep-Ando ile bağlantı kurmaya çalışır.Không cố gắng liên lạc với người chết — Deut.
Yeni kurmaylar oluşturdu.Họ mới tạo ra.
Onun oğulları Kırım'da ayrı bir Hanlık kurmayı başarmışlardır.Hai con của ông hiện có việc làm ổn định tại tỉnh Hà Nam.
Öncelikle siyasi düzeni yeniden kurmaya girişti.Ông cải tổ cách lại hệ thống pháp luật.
Bu nedenle MÖ 750'lerden itibaren Yunanlar her yönde koloniler kurmaya başladılar.Từ khoảng năm 750 TCN người Hy Lạp bắt đầu 250 năm mở rộng, xây dựng các thuộc địa theo tất cả các hướng.
1915 yılında kurmay oldu.Ông bị thương nặng vào năm 1915.
9. Ordu'nun taarruzdan önceki son kurmay toplantısı 28 Nisan, saat 15:00'da yapıldı.第9軍は4月28日14時に最後の作戦会議を開いている。
Birlik komutanı, 9. Ordu Kurmay Başkanı'nın Seni gördüğüme sevindim.駐屯地司令は、第9特科連隊長が兼務。
Chappe aygıtını Paris'te kurmayı denedi ancak bunda başarılı olamadı.シェパードはパリで仕事を始めたがうまくいかなかった。
1938'de Kurmay kıta stajı için 1. Topçu Alayı'na verildi.1938年に召集され野砲兵第1連隊に入隊。
Otuz yıl sonra Mareşal Vasilevski (1943 yılında Genel Kurmay Başkanıydı) anılarında şöyle yazmaktadır.30年後、アレクサンドル・ヴァシレフスキー元帥(1943年時のソビエト赤軍総司令部参謀総長)は回顧録にこう書いている。
Avusturya Okulu insan eylemlerinin temel ilkelerinden yola çıkarak bir ekonomik teori kurmaya çalışır.経済学のオーストリア学派は、経済現象の基礎を個人の意図的な行動に置く方法論的個人主義を提唱した。
İtalya'daki Denizci cumhuriyetler Ragusa ve Venedik ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı.ドイツ騎士団は、ヴィータウタスとの良い関係を維持しようとしていた。
Ardından Kurmay Subay olarak 192.収容人員192名。
Aslında iletişim kurmaya çalışıyoruz, ama yolda bir yerde galiba birilerini kızdırmışız.元々は方向音痴では無かったが、とある原因で方向音痴になってしまった。
Doğu Cephesi'nde 1943'ten 1944'e kadar Güney Ordular Grubu Kurmay Başkanı oldu.この間、1943年から1944年にかけて機動師団参謀長として東部戦線に出征。
İngiltere ve Fransa Krallığı, 16. yüzyılda Amerika'da kololoniler kurmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar.イギリスとフランスは16世紀にアメリカ大陸に植民地を築こうとしたが、初めは失敗に終わった。
Bir grup bu teklifi kabul etmenin Filistin'de bir Yahudi devleti kurmayı daha da zorlaştıracağını öne sürdü.一方、この打診を受け入れてしまうと今後パレスチナへのユダヤ人国家建設が困難になってしまうと考え、強硬に反対する者もいた。
Babası kurmay subay idi.犯人は親兵衛であった。
"Kurmay" sınıfındaki en ast subay rütbesi Kıdemli Üsteğmendir.軍人としての最終階級は名誉准将。
Herkesin menfaatlerinin korunmasi için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.(4) 人人有为维护其利益而组织和参加工会的权利。
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.蘇名世,直隶肥乡人,明末清初政治人物。
Tüm ülkelerle dostça ilişkiler kurmayı hedefleyerek tamamlayıcılık politikasını sürdürür.奉行與所有國家友好合作的政策。
Meşruti Monarşi kurmaya karar vermiştir ve ilk yasama meclisi aynı yılın Kasım ayında toplanmıştır.他決定成立一個君主立憲國家,立法议会于該年11月首次召集。
Yarışmanın sloganı olan Dare to Dream (Türkçe:"Hayal kurmaya cesaret et"), 28 Ekim 2018'de açıklandı.本次賽事的主標題「放膽逐夢(Dare to Dream)」在2018年10月28日公布。
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.1839年,新西兰公司宣布它将于新西兰建立殖民地的计划。
Boniface, Selanik Krallığı'nı kurmaya devam etti., yeni Latin İmpratorluğu'nun bir ardıl devleti olarak.博尼法斯建立了萨洛尼卡拉丁王国,作为新成立的拉丁帝国的一个附庸国。
İnsanları zina yapmaya, evlilik dışı ilişkiler kurmaya iter.限制或妨碍配偶工作。
1914 ve genellikle 1915’te, Einstein eşitlikleri başka bir yaklaşımla kurmaya çalışıyordu.在1914年和1915年的大部分時間裡,愛因斯坦試圖基於另一種方法創建場方程。