Üzgünüz, iletişim kurmaya çalıştığınız kişi mevcut değil.We are sorry, the person you are trying to contact is not available.
Bir krizde öğretmenin ile temas kurmalısın.In a crisis, you must get in touch with your teacher.
Şirketine döndüğünde benimle temas kurmayı unutma.When you return to your company, don't forget to keep in touch with me.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.We use gestures as well as words to communicate with others.
Nihai amacımız dünya barışını kurmaktır.Our ultimate goal is to establish world peace.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Diğer kültürlerden insanlarla iletişim kurmak çok zordur.It's very difficult to communicate with people from other cultures.
Kelimeleri iletişim kurmak için kullanırız.We use words in order to communicate.
Şirketimiz Rusya'da yeni bir kimya tesisi kurmayı planlıyor.Our company is planning to build a new chemical plant in Russia.
Onunla iletişim kurmayı imkansız buldum.I found it impossible to get in contact with him.
Asla Tom'dan haber almanın hayalini kurmadım.Never did I dream of hearing from Tom.
Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.It took us half an hour to set up the tent.
Uzağa gitsen bile, telefon üzerinden birbirimizle temas kurmaya devam edelim.Even if you go far away, let's keep in touch with each other over the phone.
Adam kendi antenini kurmaya çalıştı.The man tried to install his own antenna.
Kocanızla iletişim kurmayı istemenizi anlıyorum.I understand you wish to contact your husband.
Odanın bu köşesinde bir sera kurmak isterim.In this corner of the room I'd like to put a house-plant.
Masayı kurmaya yardım etmelisin.You must help set the table.
Ölü bir adamın anısına bir anıt kurmak için bir fon başlatıldı.A fund was launched to set up a monument in memory of the dead man.
Lise sınıf arkadaşlarınla irtibat kurmaya devam ediyor musun?Do you keep in contact with your high school classmates?
İletişim kurmak için sözcükler kullanırız.We use words to communicate.
Polisle bağlantı kurmaya çalıştım.I tried to get in touch with the police.
Onunla bağlantı kurmak istiyorum.I want to get in touch with him.
Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.I had a lot of difficulty getting in touch with her.
Biz kalacak bir yer bulamazsak dışarıda kamp kurmak zorunda kalacağız.We'll have to camp out if we can't find a place to stay.
Yeni başkan ordu kurmak istiyor.The new president wants to build up the army.
Dünya barışını kurmak için elimizden geleni yapmalıyız.We should do our utmost to establish world peace.
Birçok aile sınırda yeni bir hayat kurmak için ayrıldı.Many families left to make a new life on the frontier.
Çok sayıda aile sınırda yeni bir hayat kurmak için batıya gitti.Many families went west to make a new life on the frontier.
Üniversite Yönetimi, New York'ta bir şube kampüs kurmaya karar verdi.The University Administration decided to set up a branch campus in New York.
Onunla bağlantı kurmak istiyorum. Onun telefon numarasını biliyor musun?I want to contact him. Do you know his phone number?
O, o ülke ile ittifak kurmamızı savundu.He argued for our forming the alliance with that nation.
O benim çocuk hırsızlarıyla temas kurmamı sağladı.He put me in touch with the kidnappers.
İşini kurmayı planlıyor.He is planning to launch his business.
İnsanlarla arkadaşlık kurma konusunda çok tutuk.He is very slow at making friends with anybody.
Onlar yeni bir siyasi parti kurmaya çalışıyorlar.They are trying to organize a new political party.
O çıkmadan önce onunla bağlantı kurmak zorundaydık.We had to get in touch with her before she went out.
Hatalardan öğrenmek için bir "suçlama yok" sistemini kurmalıyız.In order to learn from mistakes, we construct a "no blame" system.
Arkadaşlarınla iletişim kurar kurmaz onlara bir çığ geldiğini söyle.As soon as you contact your friends, tell them that an avalanche is coming.
Her şahıs saldırısız toplanma ve dernek kurma ve derneğe katılma serbestisine maliktir.Everyone has the right to freedom of peaceful assembly and association.
Onunla iletişim kurmaya çalışıyorlar.They're attempting to contact her.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.They agreed to form a joint partnership.
Kurmaca ile ilgili sorun çok fazla mantıklı olmasıdır. Gerçek hiç mantıklı gelmez.The trouble with fiction... is that it makes too much sense. Reality never makes sense.
O, onun mümkün olan en kısa sürede onunla iletişim kurmasını istiyor.She'd like him to get in touch with her as soon as possible.
Sanırım onunla bağlantı kurmamın zamanıdır.I think it's time for me to contact her.
Sanırım telefonla onunla iletişim kurmamın zamanıdır.I think it's time for me to contact him by phone.
Bir piknik masasını kurmanın bu kadar zor olacağını asla düşünmemiştim.I never thought it'd be this hard to build a picnic table.
İletişim kurmak için yerli bir konuşmacı gibi konuşmanız gerekmez.It's not necessary to speak like a native speaker in order to communicate.
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Tom yerleşmek ve bir aile kurmak için hazır.Tom is ready to settle down and start a family.
Bütün kuşlar yuva kurmaz.Not all birds build nests.
Çadırı buraya kurmak kimin fikriydi?Whose idea was it to pitch the tent here?
Sağır ve dilsiz insanlar iletişim kurmak için işaret dilini kullanabilirler.Deaf-mute people can use sign language to communicate.
Benimle irtibat kurmaktan çekinme.Feel free to contact me.
Anne-babası boşandıklarından dolayı kız babasıyla pek bir temas kurmadı.Because her parents got divorced, the girl had hardly any contact with her father.
Çok az bildiğin bir dilde cümle kurmak zordur.It is hard to make a sentence in a language that you know very little about.
Hayal kurmayı kes!Çalışmazsan Almanya'ya gidemezsin.Stop dreaming! If you can't work, you can't go to Germany.
Çadırını nehre bu kadar yakın kurmayı gerçekten istiyor musun?Do you really want to pitch your tent this close to the river?
Sanırım yangın alarmını nereye kurmamız gerektiğini anladım.I think I've figured out where we need to install the fire alarm.
Hayal kurmak istiyorum.I want to dream.
O tavşana tuzak kurmayı deneyeceğim.I'm going to try to trap that rabbit.