Ana içeriğe geç
Sözlük

kurdular ile cümle

kurdular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Disse piger slog sig sammen og formede en gruppe og satte en kampagne igang for stemmeregistrering.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Estas chicas se reunieron, formaron un grupo, y lanzaron una campaña para registrar votantes.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Mas estas jovens juntaram-se, formaram um grupo e lançaram uma campanha de registo eleitoral.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Te dziewczęta połączyły się i utworzyły grupę, która rozpoczęła kampanię na rzecz rejestracji wyborców.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Αυτά τα κορίτσια ενώθηκαν και σχημάτισαν μια ομάδα και ξεκίνησαν μια εκστρατεία για να εγγραφούν οι ψηφοφόροι.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Тези момичета се събраха и основаха група и започнаха кампания за регистрация при гласуване.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Ці дівчата зібралися разом, сформували групу і розпочали кампанію за реєстрацію на голосування.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar. Seçmen kayıtları için.Эти девушки сплотились, создали группу и начали кампанию по регистрации избирателей.
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar.הנערות הללו התאגדו יחד והקימו קבוצה והשיקו קמפיין
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar.تجمعت هؤلاء الفتيات معا وكونن مجموعة وأطلقن حملة
Bu kızlar bir grup kurdular ve bir kampanya başlattılar.有権者登録キャンペーンを 始めました
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Cînd îmi este mîhnit duhul în mine, Tu îmi cunoşti cărarea. Pe drumul pe care umblu, mi-au întins o cursă.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.davanti a lui effondo il mio lamento, al tuo cospetto sfogo la mia angoscia
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Ik stort mijn hele hart voor Hem uit; al mijn ellende vertel ik Hem.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Jag utgjuter inför honom mitt bekymmer, min nöd kungör jag för honom.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Jeg utøser min sorg for hans åsyn, jeg gir min nød til kjenne for hans åsyn.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Kiöntöm elõtte panaszomat, kitárom elõtte nyomorúságomat,
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.내 심령이 속에서 상할 때에도 주께서 내 길을 아셨나이다 나의 행하는 길에 저희가 나를 잡으려고 올무를 숨겼나이다
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Minä vuodatan hänen eteensä valitukseni, kerron hänelle ahdistukseni.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Når Ånden vansmægter i mig, kender du dog min Sti. På Vejen, ad hvilken jeg vandrer, lægger de Snarer for mig.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Vylévám před oblíčejem jeho žádost svou, a ssoužení své před ním oznamuji.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Vylievam pred ním svoju žiaľbu; oznamujem pred ním svoje súženie.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Wylewam przed obliczem jego żądłość moję, a utrapienie moje przed oblicznością jego oznajmuję.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.Когато духът ми изнемогваше в мене, тогава Ти знаеше пътя ми. Примка скриха за мене на пътя, по който ходят.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.בהתעטף עלי רוחי ואתה ידעת נתיבתי בארח זו אהלך טמנו פח לי׃
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.عندما اعيت روحي فيّ وانت عرفت مسلكي. في الطريق التي اسلك اخفوا لي فخا‎.
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.我 的 靈 在 我 裡 面 發 昏 的 時 候 、 你 知 道 我 的 道 路 。 在 我 行 的 路 上 、 敵 人 為 我 暗 設 網 羅
Bunalıma düştüğümde, Gideceğim yolu sen bilirsin. Tuzak kurdular yürüdüğüm yola.我的靈 在 我 裡面 發昏 的 時候 、 你 知道 我 的 道路 。 在 我行 的 路上 、 敵人為 我 暗設網羅
Bunun üzerine ülke çapýnda 17 kütüphanede, PACER'a ücretsiz eriţim sađlayan bir sistem kurdular.Ils ont installé un accès libre à PACER dans 17 bibliothèques à travers le pays
Bunun üzerine ülke çapýnda 17 kütüphanede, PACER'a ücretsiz eriţim sađlayan bir sistem kurdular.PACER في 17 مكتبة في جميع أنحاء البلاد، يوفِّر وصولاً مجانياً لـ
Bunun üzerine ülke çapýnda 17 kütüphanede, PACER'a ücretsiz eriţim sađlayan bir sistem kurdular.Sử dụng thông tin thu được<br/>từ các thư viện dùng thử
Bunun üzerine ülke çapýnda 17 kütüphanede, PACER'a ücretsiz eriţim sađlayan bir sistem kurdular.И так они собрали эту систему, в 17 библиотеках по всей стране был бесплатный доступ PACER.
Bunun üzerine ülke çapýnda 17 kütüphanede, PACER'a ücretsiz eriţim sađlayan bir sistem kurdular.つまり、22000平方マイル(訳注:北海道の約2/3)につき 1つの図書館です、まったく、不便もいいところです。
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Ce qu'ils voulaient, c'était filmer des preuves pour monter un procès.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Co chtěli, bylo natočit jej a získat důkazy k soudu.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Decisero di filmarlo per raccogliere le prove e costruire un caso giudiziario.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Det de ville var at filme det for at samle beviser til en sag.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Lo que ellos querían hacer, era grabarlo para reunir evidencias y llevarlo a corte.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.Αυτό που ήθελαν ήταν να καταγράψουν για να συγκεντρώσουν στοιχεία για το δικαστήριο.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.То, что они хотели сделать, было снять это собрать доказательства, чтобы сделать дело.
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.ما كانوا يريدون القيام به، هو تصوير ذلك، ليجمعوا أدلة تبني لهم قضية
Bunun yerine delil oluţturmak için düzenek kurdular.それが撮影した唯一の理由なんです。
Bu şirketi kurdular. -Takže, vytvořili společnost.
Bu şirketi kurdular. -Takže, vytvorili spoločnosť. Takže, vytvorili spoločnosť.
Bu şirketi kurdular. -彼らは、会社を作り出しました。 そして特別目的事業体は何をするか、 彼らは、それらの支払いの権利を、
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Acaban de establecer el sistema dinámico de precios.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Die hebben zojuist een dynamisch prijsbeleid geïntroduceerd.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Ei au instituit preturile dinamice.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Hanno istituito prezzi dinamici.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Ils viennent de mettre en place une tarification dynamique.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.그들은 변동 가격 정책을 도입했습니다.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Sie haben gerade dynamische Preise eingeführt.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Właśnie wprowadzili dynamiczne regulowanie cen.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Μόλις εφάρμοσαν δυναμική τιμολόγηση.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Они ввели механизм динамических цен.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.Те току-що въведоха динамично ценообразуване.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.החלו בתימחור דינמי.
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.لقد وضعوا نظام تسعيرة ديناميكي
Dinamik fiyatlandırma sistemini kurdular.彼らは料金を 試合毎に 決定しています
Filistliler de gidip Yahudada ordugah kurdular, Lehi yöresine yayıldılar.Entonces los filisteos subieron y acamparon en Judá, extendiéndose hasta Leji
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod