Kurtarma ekipleri depremin kurbanlarına malzeme dağıtacak.The rescue workers are going to hand out supplies to the victims of the earthquake.
Sel kurbanlarına yiyecek ve giyecek sağladık.We provided the flood victims with food and clothing.
Kasırganın kurbanları üç gündür gıdanın tadına bakmadı.The victims of the hurricane have not tasted food for three days.
Tarantula kurbanını çok çabuk yakaladı.The tarantula seized its victim very quickly.
Savaş, pek çok kurban ile sona erdi.The war ended with many victims.
Kazanın kurbanı kimdir?Who is the victim of the accident?
Kurbanın yanlışlıkla büyük miktarda zehir aldığı düşünülüyor.The victim is thought to have taken a large quantity of poison by mistake.
Kurbanlara yiyecek ve elbise sağlamalıyız.We must provide the victims with food and clothes.
Binlerce mağdur bu hastalığa kurban edildi.Thousands of people became victims of this disease.
Kızıl Haç gecikme olmadan felaket kurbanlarına yardım sağlıyor.The Red Cross gets help to disaster victims without delay.
Kızıl Haç kurbanlara yiyecek ve tıbbi malzemeler dağıttı.The Red Cross dispensed food and medical supplies to the victims.
Onun bir sonraki kurbanı kim olacaktı?Who would be its next victim?
Ölümcül bir hastalığa kurban gitti.He fell a victim to a deadly disease.
Kendi hırsının kurbanı oldu.He fell a victim to his own ambition.
Hırsının kurbanı oldu.He fell victim to his own ambition.
Kurbanları desteklemek için bir fon kurdular.They set up a fund to support the victims.
Bir keçiyi Tanrıya kurban olarak öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to God.
Kurbanlara yardım etmek için bir şeyler yapmamızı istediler.They called on us to do something to help the victims.
Savaş kurbanlarına yiyecek temin ettiler.They supplied the war victims with food.
Onlar savaş kurbanları için yiyecek sağladı.They provided food for the war victims.
Keskin nişancı, kurbanlarını birer birer vurdu.The sniper picked off his victims one by one.
Soyguncu silahını kurbana doğrulttu.The burglar pointed his gun at the victim.
Tom korkunç bir suçun kurbanı.Tom is the victim of a terrible crime.
İtfaiyeci araba-kazası kurbanına yardımcı oldu.The firefighter helped the car-accident victim.
Avcılar her zaman masum kurbanları avlamaktadır.Predators always prey on unsuspecting victims.
Tekrar yağmur yağdırmak için kaç tane kurbanlık kuzuya ihtiyacımız var?How many sacrificial lambs do we need to bring the rain back?
Soruna sebep olan sorunun kurbanı olacaktır.Whoever causes trouble will be the victim of the trouble.
Onlar bu keçiyi Tanrı'ya bir kurban olarak öldürdüler.They killed this goat as a sacrifice to God.
Tabiri caizse, bunlar savaş kurbanlarıydı.These were victims of war, so to speak.
Tom fabrikadaki patlama için kurbanların ailelerine özür diledi.Tom apologized to the families of the victims for the explosion at the factory.
Polisler kurbanın Tom olduğunu düşündü fakat cesedi tanıyamadılar.The police thought the victim was Tom, but they were unable to identify the body.
Onlar tanrılara kurban olarak bir keçi öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to the gods.
Orada kaç tane kurban vardı?How many victims were there?
O kurban değil.She is not the victim.
Birkaç bin kişi bu hastalığın kurbanı oldu.Several thousand people became victims of this disease.
Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler.They sacrificed forbidden swine, and put to death all who refused to eat.
Kurban dövülmüş ve ölüme terkedilmiş.The victim had been beaten up and left for dead.
Çok kurban keseriz.We sacrifice a lot.
Sizin kurban boşuna değildi.Your sacrifice was not in vain.
Tom, 419 dolandırıcılığı kurbanıydı.Tom was the victim of a 419 fraud.
Tom bir gasp girişimi kurbanıydı.Tom was the victim of an extortion attempt.
Kurban köpekler tarafından sakat bırakılmıştı.The victim was crippled by dogs.
Tom Mary'ye bütün kurbanların bir listesini verdi.Tom gave Mary a list of all the victims.
Tom tek kurban değildi.Tom wasn't the only victim.
Kurbanın elinde barut artığı buldular.They found gunshot residue on the victim's hand.
Ateşli silah kurbanlarıyla dolu çok sayıda ambulans vardı.There were many ambulances filled with gunshot victims.
Silahlı üç kurban kritik durumda.The three gunshot victims are in critical condition.
Ben senin kendini kurban etmene izin veremem.I can't let you sacrifice yourself.
Kurbanın vücudu halı üzerinde yüzü aşağıya bakacak şekilde yatıyordu.The victim's body was lying face down on the rug.
Kurbanların çoğu ya yanarak ya da boğularak öldü.Many of the victims either burnt to death or suffocated.
Üç yaya, kaza kurbanı oldu.Three pedestrians were victims of an accident.
Tom kurban.Tom is the victim.
O kurbanlık koyun gibi hemen onun peşinde koşar.He immediately goes after her, like an ox to the slaughter.
O kurbanlık bir öküz gibi onu hemen takip eder.He immediately follows her, like an ox to the slaughter.
Tom iğrenç bir suçun kurbanıydı.Tom was the victim of a heinous crime.
Tom kurbanlardan birinin erkek kardeşi.Tom is the brother of one of the victims.
Polis onun yakın akrabasına bildirdikten sonra kurbanın adını duyuracak.The police will release the victim's name after they have notified his next of kin.
O, kurbanın kimliğini tespit etti.She identified the victim.
"Kurban bayramın kutlu olsun" "Senin de, teşekkürler.""Happy Qurban!" "You as well, thank you."
Polis kurbanın katilini tanıdığına inanıyor.The police believe the victim knew his killer.