Ana içeriğe geç
Sözlük

kurbağalar ile cümle

kurbağalar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bazen küçük kurbağaları da yerler.Іноді поїдає жаб.
Kurbağalarda ve balıklarda görülür.Vyskytuje se i u savců a ryb.
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.Spisovatel komedií Aristofanés se také inspiroval mýty, totiž ve svých hrách Ptáci a Žáby.
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).Vyskytuje se nejen u lidí, ale i u zvířat (častá je u koní).
Mısır'ın ikinci belası kurbağalardı.A doua dinastie elenistică a Egiptului.
Kurbağalarda ve balıklarda görülür.Se găsește în produse lactate și în pește.
Kurbağalar yazın toprağın altında kurur.Ca și barbegazii, vegetează sub pământ în timpul verii.
Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı.A harmadik teszt azokat zárta ki, akik nem voltak elég kitartó úszók.
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).Yrittää pelastaa maailman kaikki eläimet, erityisesti tiikerit, sukupuutolta.
Uysal olan bu kurbağalar insanların yaşam alanlarının yakınlarında yaşayabilir.Oravat voivat kesyyntyä hyvin kesyiksi ihmisten läheisyydessä.
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.Den komiske dramatiker Aristofanes brugte myter i Fuglene eller frøer.
Toros kurbağalarının yaşam alanı çok dardır, bu nedenle soyları tehlikeye girmeye açıktır.Men Lars Hjortshøjs forkølelsessår kommer på tværs, og brylluppet er i fare.
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.Den komiske skuespillforfatteren Aristofanes brukte myter som i Fuglene eller Froskene.
Genellikle balık ve kurbağalarla beslenirler.Den lever hovedsakelig av fisk og frosker.
Balıklar, kurbağalar ve diğer su canlılarıyla beslenirler.Burung ini memakan ikan, katak dan hewan air lainnya.
Bu isteği onu kurbağalar dağına götürür.Ia diberi ramalan akan merajai makhluk halus di gunung-gunung.
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.Nhà hài kịch Aristophanes cũng sử dụng thần thoại, trong vở Những con chim và Những con ếch.
Uysal olan bu kurbağalar insanların yaşam alanlarının yakınlarında yaşayabilir.Loài này có thể sinh sống gần các môi trường sống của con người.
Tahtın kurulu olduğu zeminde menekşeler ve kurbağalar, sol tarafda ise domuz başı resmedilmiştir.牛や豚などの肉畜の場合は、正中線に沿って左右に切断される。
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).また、植物と動物 (特に鳥類) をこよなく愛す。
Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı.其他的实验表明,青蛙并没有试图跳出逐渐加热的水中。
Ağaç kurbağaları 4 alt familya ve 37-39 cinse ayrılır.樹蟾科可以細分為4個亞科,和37至39屬。
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).他們的目標就是吃掉魚缸裡所有的魚類(而非寵物)。
Bu isteği onu kurbağalar dağına götürür.王全斌將其扶至絳霄殿。
Genellikle balık ve kurbağalarla beslenirler.它們主要吃魚類及青蛙。
Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı.19세기에 행해진 또 다른 실험에서는 서서히 끓는 물에서 개구리는 탈출을 시도하지 않는다는 결과가 나온 바가 있다.
Avustralya'da, kurbağalar şeklindeki jöle şekeri 1930'lardan beri çok popüler olmuştur.צפרדעים - באוסטרליה מייצרים סוכריות גומי בצורת צפרדעים משנות השלושים.
Bazen küçük kurbağaları da yerler.לעיתים יאכל גם דגים קטנים.
Genellikle balık ve kurbağalarla beslenirler.Хранят се главно с риба и жаби.
Rana arvalis, Ranidae (Gerçek su kurbağaları) familyasına ait bir kurbağa türü.Rana arvalis е вид земноводно от семейство Водни жаби (Ranidae).
Kurbağaların iyiye işaret sayıldığı kültürler de vardır.В много други култури, жабите се смятат за добър знак.
Dünyayı ve tüm hayvanları kurtarmak istiyor (kurbağalar hariç).Kućni ljubimci i male životinje (manje od koze).
Sonra geri döndü ve kurbağalara seslendi.Vrátil sa na Kysuce a žil v Turzovke.
Komedya oyun yazarı Aristophanes, Kuşlar ve Kurbağalar'da efsaneleri kullandı.Komični dramatik Aristofan je tudi uporabil mite v Pticah in Žabah.
Ayrıca sarı derili ve kırmızı gözlü albino bayağı kurbağalar da bulunmuştur.Tuo tarpu gyvūnams albinosams būdingos raudonos akys.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Aber ich glaube, es sind die Weibchen, die die Eier legen.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.C'est les femelles, je pense, qui pondent les œufs.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Cred că femelele depun ouăle.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.내 생각엔 암컷 개구리들이 알을 낳을 거야.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Mẹ nghĩ là con cái đẻ trứng
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Sabes, não estou muito a par da reprodução dos sapos. "Acho que são as fêmeas que põem os ovos
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Saya pikir katak betina bertelur.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Sono le femmine, credo, che depongono le uova.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar. Sonra erkekler de yumurtaları döllüyor.Ale myslím, že samičky nakladou vajíčka a žabáci je poté oplodní.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar. Sonra erkekler de yumurtaları döllüyor.Creo que son las hembras las que ponen los huevos, después los machos los fecundan.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar. Sonra erkekler de yumurtaları döllüyor.Myslím si, že samičky sú tie, čo nakladú vajíčka a že potom ich samčekovia oplodnia.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar. Sonra erkekler de yumurtaları döllüyor.Volgens mij leggen de vrouwtjes de eieren en daarna bevruchten de mannetjes ze.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.To samice składają jajka, zdaje się.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Τα θηλυκά, νομίζω, γεννάνε τα αυγά.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.Мисля си, че всъщност, женските снасят яйца.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.אבל אלה הנקבות, נדמה לי, שמטילות את הביצים.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.إنها الإناث، كما أعتقد، التى تضع البيض.
Ama sanıyorum, dişi kurbağalar yumurtluyorlar.「それで雄が卵を受精させて」
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.8:3 Da taten die Zauberer auch also mit ihrem Beschwören und ließen Frösche über Ägyptenland kommen.
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.A to isté urobili aj vedomci svojimi kúzly a vyviedli žaby na Egyptskú zem.
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.A učinili tolikéž čarodějníci skrze své čáry; a udělali, že vyšly žáby na zemi Egyptskou.
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.Các thuật sĩ cũng cậy phù chú mình làm y như vậy, đặng khiến ếch nhái bò lên xứ Ê-díp-tô.
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.Các thuật_sĩ cũng cậy phù_chú mình làm y như_vậy , đặng khiến ếch_nhái bò lên xứ Ê - díp-tô .
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.Dar şi vrăjitorii au făcut la fel prin vrăjitoriile lor: au scos şi ei broaşte peste toată ţara Egiptului.
Ancak büyücüler de kendi büyüleriyle aynı şeyi yaptılar ve ülkeye kurbağaları saldılar.De az írástudók is úgy cselekedének az õ titkos mesterségökkel és felhozák a békákat Égyiptom földére.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod