Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenEr waren krekels en vogels en kikkers die geluid maakten.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenGdzie świerszcze, ptaki i żaby wydawały swoje odgłosy. I kiedy tak siedzieliśmy, zza gór zaczęły nadchodzić
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenIl y avait des bruits de criquets, d'oiseaux et de grenouilles et nous nous sommes assis là.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerinden거기서 귀뚜라미, 새, 개구리들이 울고 있었는데 우리가 앉자 저너머 산 북쪽에서
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenKörülöttünk tücskök, madarak és békák zenéltek, és mi ott ültünk, miközben északról a hegyek mögül
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenSe auzeau greieri, păsărele și orăcăitul broaștelor.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenΑκούγαμε τους γρύλους, τα πουλιά και τα βατράχια,
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenСлушахме шума от щурците, птиците и жабите.
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenצרצרים, ציפורים וצפרדעים הרעישו שם, ובעודנו יושבים שם, הגיעו מעל להרים
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenوكانت هناك الصراصير والطيور والضفادع تصدر أصواتا، وجلسنا هناك، فوق الجبال بالجهة
Cırcır böcekleri, kuşlar ve kurbağalar birlikte ses yapıyorlardı ve biz orada otururken, dağların üzerindenそのうち 北の方の山から スピルバーグの映画に 出てきそうな雲が
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E. B. 화이트는 유머를 분석하는 것은 개구리 해부와 같다고 말했습니다.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White a dit : " Analyser l'humour, c'est comme disséquer une grenouille.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White dijo, analizar el humor es como diseccionar una rana.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White disse que analisar humor é como dissecar uma rã.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White ha detto, analizzare l'umorismo è come vivisezionare una rana.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E. B. White prohlásil, že analyzovat humor je jako pitvat žábu.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White spunea că analiza umorului e ca disecția unei broaște.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.E.B. White zei dat humor analyseren is als een kikker dissecteren.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.Theo E.B White, phân tích sự hài hước giống như mổ ếch.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.Według E.B. White'a analiza humoru jest jak sekcja żaby.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.Οπως ειπε ο Ε.Β. Γουάιτ, η ανάλυση του χιούμορ είναι σα να διαμελίζεις ενα βάτραχο.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.Е.Б. Вайт сказав: "Аналіз гумору - це як розтин жаби".
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.Элвин Б. Уайт сказал, что анализ юмора похож на вскрытие лягушки.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.עכשיו, א.ב. ווייט אמר, לנתח הומור זה כמו לפרק צפרדע.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.الآن، إي بي وايت يقول، تحليل الدعابة يشبه تشريح الضفدع.
E.B.White diyor ki, mizahı analiz etmek kurbağayı parçalamak gibidir.あまり意味のない事をやって カエルを殺すだけです
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.(7:27) Si tu refuses de le laisser aller, je vais frapper par des grenouilles toute l`étendue de ton pays.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.7:27 Wo du dich weigerst, siehe, so will ich all dein Gebiet mit Fröschen plagen,
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Ak ho nebudeš chcieť prepustiť, hľa, raním všetky tvoje kraje žabami,
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Als u hun dat weigert, zal Ik uw land straffen met een kikkerplaag.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Aronne stese la mano sulle acque d'Egitto e le rane uscirono e coprirono il paese d'Egitto
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Če se boš pa branil ga izpustiti, glej, udarim vse pokrajine tvoje z žabami.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Dacă nu vrei să -l laşi să plece, am să aduc broaşte pe toată întinderea ţării tale.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Dersom du nekter å la dem fare, da vil jeg plage hele ditt land med frosk.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Ha pedig te el nem akarod bocsátani, ímé én egész határodat békákkal verem meg.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Jika engkau menolak, negeri ini akan Kupenuhi dengan katak sebagai hukuman
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.네가 만일 보내기를 거절하면 내가 개구리로 너의 온 지경을 칠 지라
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Mas se recusares deixá-lo ir, eis que ferirei com rãs todos os teus termos.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Men hvis du vægrer dig ved at lade dem rejse, se, da vil jeg plage hele dit Land med Frøer;
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Men om du icke vill släppa dem, se, då skall jag hemsöka hela ditt land med paddor.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Mutta jos kieltäydyt päästämästä heitä, niin katso, minä rankaisen koko sinun maatasi sammakoilla.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Nếu ngươi không tha cho đi , nầy ta sẽ giáng tai_nạn ếch_nhái khắp bờ_cõi ngươi .
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Nếu ngươi không tha cho đi, nầy ta sẽ giáng tai nạn ếch nhái khắp bờ cõi ngươi.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Pakli nebudeš chtíti propustiti, aj, já raním všecky krajiny tvé žabami.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Tedy wyciągnął Aaron rękę swą na wody Egipskie, i wylazły żaby, które okryły ziemię Egipską.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Y si rehúsas dejarlo ir, he aquí yo castigaré todo tu territorio con una plaga de ranas
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.και αν δεν θελης να εξαποστειλης αυτον, ιδου, εγω θελω κτυπησει παντα τα ορια σου με βατραχους
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.если же ты не согласишься отпустить, то вот, Я поражаю всю область твою жабами;
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.Но ако откажеш да ги пуснеш, ето, Аз ще поразя всичките ти предели с жаби.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.ואם מאן אתה לשלח הנה אנכי נגף את כל גבולך בצפרדעים׃
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.وان كنت تأبى ان تطلقهم فها انا اضرب جميع تخومك بالضفادع.
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.你 若 不 肯 容 他 們 去 、 我 必 使 青 蛙 糟 蹋 你 的 四 境
Eğer halkımı salıvermeyi reddedersen, bütün ülkeni kurbağalarla cezalandıracağım.你 若 不 肯 容 他 們去 、 我 必 使 青蛙 糟蹋 你 的 四 境
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.Also werden sie sie aufziehen - In Gefangenschaft natürlich - von Eiern zu Kaulquappen bis zu Fröschen.
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.Así que las criarán, en cautividad por supuesto, desde huevos hasta renacuajos y luego a ranas.
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.Astfel, prizonierii o vor creşte, în captivitate bineînţeles, începând de la ou şi până la maturitate.
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.그래서 우리는 그들을, 물론 감금된 상태로요 알에서 올챙이, 그리고 개구리까지 기르는 것입니다.
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.Le alleveranno, in cattività ovviamente, da uova a girini fino a rane.
Elbette esaret altında, yumurtadan iribaşa -- ve daha sonra kurbağaya dönüşecekler.Więc będą je hodować, oczywiście w niewoli, od skrzeku przez kijanki aż do żab.