Ana içeriğe geç
Sözlük

kurbağa ile cümle

kurbağa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Prens bir kurbağaya dönüştü.The prince was changed into a frog.
Çocuk kurbağaya bir taş fırlattı.The boy threw a stone at the frog.
Bu gölette bir sürü kurbağa vardı.There used to be a lot of frogs in this pond.
Bu çayır kurbağa doludur.This meadow abounds in frogs.
Kurbağalar yılanlardan korkarlar.Frogs are afraid of snakes.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemiyorum.I can't distinguish a frog from a toad.
Sudan bir kurbağa çıktı.A frog came out of the water.
Tetarlar kurbağa olurlar.Tadpoles become frogs.
Sazanın kurbağa yavrularını yediğini biliyor muydun?Did you know that carp eat tadpoles?
Kutuyu açar açmaz bir kurbağa dışarı zıpladı.No sooner had I opened the box than a frog jumped out.
Bir kurbağayı, iç organlarını incelemek için kesip parçalara ayırdık.We dissected a frog to examine its internal organs.
Yılan bir kurbağayı yuttu.The snake swallowed a frog.
Kurbağa kuyuda.The frog in the well.
Kurbağayı kara kurbağasından ayırt edemem.I cannot distinguish a frog from a toad.
Onlar parlak renkli kurbağalar olduğunu söylüyorlar fakat ben onları asla görmedim.They say there are bright-colored frogs, but I've never seen them.
Ben onun kurbağa yediğini duyuyorum.I hear that he eats frogs.
O bir kuyudaki bir kurbağa gibi.He is like a frog in a well.
Kuyudaki bir kurbağa okyanusu bilmez.A frog in a well doesn't know the ocean.
Bir kurbağayı bir kara kurbağasından ayırt edemem.I can't tell a frog from a toad.
Fransız halkı kurbağa yer ve kabadır!French people eat frogs and are rude!
Ona büyü yapacağım ve bir kurbağaya çevireceğim.I'll use magic on him and turn him into a frog.
Biz bir taşa çok benzeyen bir tür zehirli kurbağa inceliyoruz.We study a species of poisonous frog very similar to a stone.
Kurbağalar böyle inanılmaz yaratıklardır.Frogs are such amazing creatures.
Fransızlar kurbağa bacakları yemeyi severler.The French like to eat frog legs.
Kurbağalar sürüngen midir? Onların memeli olduğunu sanmıyorum.Are frogs reptiles? I don't expect them to be mammals.
Burada önce sadece "kurbağa" yazılıdır.Before, only "frog" is written here.
Cadı, onun erkek arkadaşını bir kurbağaya dönüştürdü.The witch turned her boyfriend into a frog.
Kurbağaların vırakladığını duyabiliyor musun?Can you hear the frogs croaking?
Banyomun duvarında bir ağaç kurbağası buldum.I found a tree frog on the wall in my bathroom.
Sayfada yazılı tek kelime "kurbağa" kelimesiydi.The only word written on the page was the word "frog."
Kurbağalar böcek yerler.Frogs eat insects.
Ev kedisi küçük bir kurbağayı bile yiyecek.A housecat will even eat a small frog.
Kim yatağıma bir kurbağa koydu?Who put a frog in my bed?
Bu yerde, sakinlerden daha fazla kurbağa var.This place has more frogs than residents.
Kurbağa vraklar.The frog croaks.
Kurbağa yürümeyi bilmediği için sıçrar.The frog jumps, because it doesn't know how to walk.
Bütün çocuklar kurbağaları nasıl yakalar?How do all the children catch frogs?
Kurbağalar böyle muhteşem yaratıklar.Frogs are such marvelous creatures.
Tom kurbağayı yutmak zorunda kaldı.Tom had to swallow the frog.
Kurbağalar sinek yerler.Frogs eat flies.
Kurbağalama yüzebilirim ama sırt üstü yüzemem.I can do breaststroke but not backstroke.
Yirmi iki yaşındayken, ben kurbağalama yüzüşün ustasıydım.When I was twenty two years old, I was the master of the breast stroke.
Öğretmenler öğrencilere anatomisini öğretmek için kurbağaları keserler.Teachers dissect frogs to teach students their anatomy.
Çayır kurbağa ile doludur.The meadow is full of frogs.
Evcil bir kurbağam var.I have a pet frog.
Kara kurbağası ötmeye başladı.The toad started to croak.
Leyla kurbağa canlı canlı yuttu.Layla swallowed the frog alive.
Tom bana kurbağalama yüzmeyi öğretti.Tom taught me how to swim the breaststroke.
Tom gerçekten kurbağa yedi mi?Did Tom actually eat a frog?
Tom, Mary'ye kurbağayı yediren kişidir.Tom is the one who made Mary eat a frog.
Mary'ye kurbağa yediren kişi Tom'dur.Tom is the one who made Mary eat a frog.
Mary'ye bir kurbağa yediren Tom'du.It was Tom who made Mary eat a frog.
Tom Mary'yi bir kurbağayı yemesi için zorladı.Tom forced Mary to eat a frog.
Kurbağa yavrularını yakaladık ve onları kavanozlara koyduk.We caught tadpoles and put them in jars.
Ben, Tom'a bir kurbağa yediren kişiyim.I'm the one who made Tom eat a frog.
Mary kurbağayı öptü.Mary kissed the frog.
Mary bir prense dönüşeceğini umarak kurbağayı öptü.Mary kissed the frog, hoping that it would transform into a prince.
Kurbağa bacaklarına sahip olacağım.I'll have the frog legs.
Sadece tek kurbağa bacağı sipariş edemezsin.You cannot order just one frog leg.
Tom,onları koyduğu kavanozda yüzen kurbağa yavrularını izledi.Tom watched the tadpoles swimming in the jar that he'd put them in.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod