Ana içeriğe geç
Sözlük

kurar ile cümle

kurar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Orada ABD'nin Küba politikasının eleştiren bir dernek kurar.Il est par ailleurs arrivé à plusieurs reprises au Monde diplomatique de critiquer la politique cubaine.
1952 yılında İsrail İle Barışa Muhalefet Örgütünü kurar.En 1952, il crée l'Organisation pour s'opposer à la paix avec Israël.
Mehmedbeyova kariyerine pilot olarak ve Bakü havacılık kulübünü kurarak devam ediyordu.Leyla Mammadbeyova poursuivit sa carrière comme pilote et instructrice au club aérien de Bakou.
Endüstrideki gecikmelerinin önüne geçmek için bazı üreticiler batılı şirketlerle ortaklık kurar.Pour rattraper leur retard, certains constructeurs s'associent avec des entreprises occidentales.
1927 - John von Neumann; yoğunluk matris gösterimini tanıtırlar ve istatiksel kuantum mekaniğini kurarlar.1927 – John von Neumann introduit la matrice densité et la mécanique quantique statistique.
Pound bir yıl sonra, İmgeci şiir akımını kurar.Un an plus tard, les Mini se paient une revanche magistrale.
Evlenip yuva kurar, zaman içinde yaşlanır.Politique Vieillir et vivre ensemble.
Ağlarını kısa vejetasyon arasına kurarlar.Semez vos enfants au coin d'un bois.
New York Cosmos klübünü 1971'de kurarak futbolu ABD'ye soktu.Le New York Cosmos fait son entrée dans la North American Soccer League en 1971.
Aynı yıl Konstantin Züreyk, Hani el-Hindi ve Wadie Haddad ile beraber Arap Ulusal Hareketini kurar.Il fonde la même année le Mouvement nationaliste arabe avec Constantin Zureik, Hani al-Hindi et Wadie Haddad.
1998 yılında kendi işini kurarak Fortel Invest'te işe başladı.Ce n'est qu'en 1998 qu'il ouvre son propre studio à Teshie.
Bunun üzerine George Hotz kendi şirketini kurarak sürücüsüz otomobil geliştirmeye başlamıştır.Sir George Grey entreprend alors de développer les infrastructures routières.
Falsatff bir hayat kadını olan Doll Tearsheet ile ilişki kurar.Dewey se lie d'amitié avec une mouche.
Bir ağaç veya duvardaki bir delikte yuva kurar.Trou d'arbre ou de mur.
Jesse: Bazen iyi bir baba ve iyi bir eş olmak üzerine hayal kurarım.Être un bon gars pour une fois, un bon père de famille.
Parti, Raad van Verzet (Direniş Konseyi) adında bir direniş hareketi kurar.Le parti continue de travailler sous le nom de Parti de l'Espoir (Partido de la Esperanza).
Bunun üzerine gerillalar yolda pusu kurarak Almanları bekledi.Ils essayent de tuer les Allemands sur la route.
Ayrıca "Doku Film" isminde bir yapım şirketi kurarak yapımcılığa başladı.Ils créent même une société de production Difilm qui va très bien marcher.
Craven ve eşi Christine bir şirket kurarak lambaları üretmeye başladılar ve adını da Crestworth koydular.Craven créé sa propre entreprise, Crestworth, afin de produire les lampes.
1995'te iki yazar arkadaşıyla birlikte, Uçanbalık Yayınları'nı kurarak, çocuk kitapları yayımlamaya başladı.Elle a commencé à écrire des livres pour la jeunesse en 1995 en pensant à ses deux enfants.
Ayrı bir ev kurarak Kandilli'ye yerleştiler, dört çocukları oldu.Le couple s'installe dans une maison dilapidée et a quatre enfants.
1968 yılında Cibril, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi- Genel Komutanlık'ı (FHKC-GK) kurar.Fin 1968, le MNA devient le Front populaire de libération de la Palestine (FPLP).
Basit bir bilgisayar üzerine bile kurarak kolayca kullanılabilir.Il pourra même être utile d'utiliser un point de repère aisé dans le système informatique utilisé.
1948 - Claude Elwood Shannon; bilgi teorisini kurar.1978: Claude E. Shannon, créateur de la théorie de l'information quantitative.
Tasarımın önemini anlayan Simca Avrupa'da ilk tasarım stüdyosunu kurar.Simca est le premier à comprendre l'importance du design et fonde de ce fait le premier studio de dessin.
Gece aktif olurlar ve avını pusu kurarak yakalamayı tercih ederler.Il chasse à l’affût et à l’approche, préférant tendre une embuscade plutôt que de poursuivre sa proie.
Alaska'ya kadar olan iki senelik yolculuğu esnasında pek çok renkli karakterle arkadaşlık kurar.Les deux compères vont, au cours de leurs vacances, rencontrer une bande de personnages hauts en couleurs.
Nehrin kaynağına doğru ilerler ve Bakongo Krallığı ile temas kurar.Les deux frères remontent le fleuve et fondent le royaume du Gondor.
Bu fikri bugün kabarcık odası olarak bildiğimiz cihazı kurarak uygulamaya geçirdi.Il la mit en pratique en assemblant le dispositif désormais connu sous le nom de chambre à bulles.
Çekirdek, işlem yöneticisi ile sıklıkla etkileşim kurar.Par extension, elle englobe souvent la gestion des conducteurs.
Muzaffer José de San Martín milli bir hükümet kurar.Il se rapproche de José de San Martín.
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.Et quand il entend sonner un téléphone, il ne répond pas.
Bu yaklaşım biçimi teoriler arasında bir süreklilik ilişkisi kurar.Pour référence rapide, voici une forme courte du théorème.
"Y Kant Tori Read" adlı bir grup kurar.Tori Amos intègre un groupe de musique nommé Y Kant Tori Read.
1963 yılında Vince McMahon Sr. ve Mondt World Wide Wrestling Federation'ı kurarak şirketten ayrılmıştır.En 1983, Vince McMahon, Sr. quitte la NWA et crée la World Wrestling Federation.
Doktor, Alpha Centauri ile bağlantı kurarak Buz Savaşçılarına yardımcı olur.El Doctor se pone en contacto con Alpha Centauri para ayudar a los Guerreros del Hielo.
Craven ve eşi Christine bir şirket kurarak lambaları üretmeye başladılar ve adını da Crestworth koydular.Craven estableció con su mujer Christine una empresa llamada Crestworth para fabricar las lámparas.
Asker kız, Martha'nın da olduğu diğer tarafa tuzak kurarak koridorun patlamasına neden olur.La soldado causa una explosión que sella el corredor en el que están, atrapando a Martha al otro lado.
13 gün bu bölgede kalan yunan askeri “Bahçehendeği” mevkiine seyyar hastane kurar.Ha habido años en los que se ha realizado Noche Amarilla o Tarde Amarilla en otras ciudades del país.
Buffy ve Spike, potansiyel avcıları eğitmek için bir kamp kurarlar.Buffy y Spike comienzan a capacitar formalmente a las Cazadoras Potenciales.
Björn Skifs ilk olarak 1962 yılında Slam Creepers grubunu kurarak müzik kariyerine başlamıştır.Björn Skifs formó su primer grupo de música Slam Creepers’ en 1963.
İkili grup kurarak "Steve and Eydie" adıyla sahne almışlardır.En dúo con su esposo, su show se llamaba «Steve and Eydie».
2007 yılında Antonio Marcegaglia, Katar’ın Doha kentinde Marcegaglia Gulf’u kurar.En 2007, Marcegaglia constituye Marcegaglia Gulf en la ciudad de Doha, Qatar.
Öğretmenlik yaptığı İzzet Ünver Lisesi'nde tiyatro kolunu kurarak oyunlar sergiledi (1980).Por ejemplo, la revista MAD dejó su nombre a una comedia titulada Up the Academy (1980).
Yuvasını ağaç üzerine veya yapılara kurar, sekiz yumurtaya kadar yumurtlar ve üzerine kuluçkaya yatar.Puede construir su nido tanto en árboles como en edificios poniendo hasta ocho huevos.
İmparator Septimus Severus, Bizans'ı yeniden kurar.El emperador romano Septimio Severo reconstruye Bizancio.
Üçlü bir araya gelerek Angel Araştırmacılık'ı "yardıma muhtaç olanlara yardım etme" ümidiyle kurarlar.El trío forma Investigaciones Angel, cuya misión es "Ayudar a los Necesitados".
Bazen geniş koloniler kurarlar.A veces, forman colonias.
Bu mevsimde Kuugaarjuk Nehri'nde balık bentleri (saputiit) kurarlar.En este río también se pesca salmón durante la temporada veraniega.
( Tek başına yürüyen kişi bir dostluk kurar. )(Chico, mejor que camines bien.)
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.Sus teléfonos impiden llamar a los servicios de emergencias.
Yeni bir reis seçmek için Seymen Alayı kurardı.Una solución sería elegir a un nuevo maestro.
17. yüzyılda Cungarlar (Oyratlar, Kalmıklar) bölgede bir İmparatorluk kurar.En el siglo XVII los dzungar (oiratos, calmucos) establecieron un imperio sobre gran parte de la región.
Kendi bahçe ve sera işletmelerini kurarlar.Construirás y harás tu jardín.
Dokunsal ve kimyasal iletişim kurarlar.Reacciones cinéticas y químicas.
Uçkuru düşük birisi olarak tasvir edilmesine rağmen, Kif Kroker ile ilişki kurar.Inicialmente se la ve algo promiscua, aunque luego desarrolló una larga relación con Kif Kroker.
Karol onu öldürmez, hatta ikisi birlikte ortak iş kurarlar.Kevin no lo rechaza y ambos continúan besándose.
Deckard, Sebastian'ın evine gittiğinde Pris ona pusu kurar.Deckard es enviado al apartamento de Sebastian después de los asesinatos.
MÖ 1500’lü yıllarda Saydaklar, MÖ 7. yüzyılda da İyon yalılar bu bölgede birçok ticaret kolonisi kurarlar.El año del 150e aniversario de relaciones franco-japonesas ocupa una gran parte del salón.
Yüksek ağaç tepelerinde yuva kurarlar.Viven en las ramas altas de los árboles.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod