Trinity College Dublin, Hamilton Matematik Enstitüsü'nü kurarak yılı kutladı.[1]Trinity College Dublin marked the year by launching the Hamilton Mathematics Institute.[15]
Kraliyet sarayındaki kadınlar pozisyonlarını erkek krallarla ilişki kurarak kazandılar. [1]Women at the royal court gained their positions by relationship to male kings.[1]
Sonunda Pinky, o bölgede "Miss Em's Clinic and Nursery School" adındaki hemşirelik okulunu kurar.In the end, Pinky establishes "Miss Em's Clinic and Nursery School" within her community.
1912'de ise Emmerich Teuber, Avusturya başkentiViyana'nın ilk izci obasını kurar.In 1912, Emmerich Teuber founded the first scout group in Vienna.
Dardanos orada krallığının başkenti olan Dardanos şehrini kurar.There Dardanus founded the city of Dardanus which became the capital of his kingdom.
Hristiyanlık haberi Kilikya'ya ulaştığında Pavlus gelir ve bu topraklarda kiliseler kurar.When news of Christianity reached Cilicia, Paul came and founded churches on the land.
Araştırmalar sonucu tetikçi olan Park Yi'nin kimliğini belirlerler ve bir tuzak kurarlar.Further investigation reveals Park Yi's identity as professional hit man, and they set a trap.
Bir doktor ve bir avukat beklenmedik bir ortaklık kurar.[1]A doctor and a lawyer form an unlikely partnership.[1]
1971 yılında ise Garni Uzay ve Astronomi Laboratuvarı'nı kurarak yönetiminde bulundu.Member of Armenian National Academy of Sciences (1986; corresponding member 1965), DSci.
Bay Whittington'ı arayan üç kişi, klinikte Dr Hall ile bağlantı kurar.Seeking Mr Whittington, the three contact Dr Hall at the clinic.
"Genç Maceracılar, Ltd"yi kurarlar.They form "The Young Adventurers, Ltd".
Çalışma modelleri başkalarıyla ilişkilerdeki algıları kurar.Working models build perceptions of relationships with others.
“ Birlik, bir iç pazar kurar.The Union shall establish an internal market.
Bunun yerine, katliama izin verdiği için Tanrı ile alay eden bir mahkeme kurarlar.Instead they perform a mock trial of God for allowing the massacre.
Anal fistüller anal kanalın epitelize yüzeyi ile perianal cilt arasında bağlantı kurar.Anal fistulas connect between the epithelialized surface of the anal canal and the perianal skin.
Anal fistüller, anal kanal ile perianal cilt arasında bağlantı kurar.Anal fistulas connect between the anal canal and the perianal skin.
1401'de Malwa Sultanlığı'nı kurarak bağımsızlığını ilan etti.He declared himself independent in 1401 by establishing Malwa Sultanate.
Ve Praksis yayınevini kurar.And he establishes the Praksis publishing house.
Melek, örgütler kurarak ve siyasi eylem arayarak görüşleri doğrultusunda harekete geçmişti.Malak took action on her views by starting organizations and seeking political action.
Tom, sık sık kız arkadaşının hayalini kurar.Tom träumt oft von seiner Freundin.
Evet, hayatımda yolumu hayal kurarak alıyorum.Ja, ich träume mich durch das Leben.
1711 yılında İspanyollar şehirde küçük bir askeri üs kurar.1711 errichten die Spanier eine kleine Militärbasis in der Stadt.
Ancak, kendilerine bakan kişi ile bağ kurarlar.Mit den Eigentlichen Mäusen (Mus) sind sie hingegen nur entfernt verwandt.
Lucas Martínez Vegazo 25 Nisan 1540 tarihinde Arica'yı kurar.Lucas Martínez Vegazo gründete Arica am 25. April 1541.
1945 yılında Şili katolik okulları federasyonunu kurar ve onun ilk başkanı olur.1945 gründete er die Föderation der Katholischen Schulen Chiles und wurde deren erster Präsident.
İspanyollar ilk kez adaya 1553'te ayak basar ve Castro şehrini kurarlar.Im Jahre 1553 betraten die Spanier erstmals die Insel und gründeten 1567 die Stadt Castro.
İkili grup kurarak "Steve and Eydie" adıyla sahne almışlardır.Das Ehepaar trat unter dem Namen Steve & Eydie auf.
Muzaffer José de San Martín milli bir hükümet kurar.Der siegreiche José de San Martín setzte eine nationale Regierung ein.
Burada Şili yeraltı örgütü Frente Patriótico Manuel Rodríguez 'i kurar.Von hier aus gründete er die Frente Patriótico Manuel Rodríguez.
Vali José Antonio Manso de Velasco, 5 Ekim 1743'de şehri kurar.Gouverneur José Antonio Manso de Velasco gründete die Stadt am 5. Oktober 1743.
1984'te İstanbul'da Haute Couture moda evini kurarak çağdaş gece modasına dönüş yaptı.1984 gründete er das Modehaus Haute Couture in Istanbul, wo er sich der modernen, neuen Abendmode zuwandte.
MÖ 800 yıllarında bugünkü San Pedro de Atacama şehri yakınlarında Tulor yerleşimini kurarlar.Um 800 v. Chr. errichteten sie die Siedlung Tulor in der Nähe der heutigen Stadt San Pedro de Atacama.
Her iki cinsden de genç ve yaşlı hayvanlar bir araya gelerek grup kurarlar ve tekrar ayrılırlar.Junge und alte Tiere beiderlei Geschlechts schließen sich ihnen an und verlassen sie wieder.
Uygulama servisi olan bilgisayarlar başlangıçta soketleri dinlemeyi kurarlar.Leitungsvermittelte Netze bauen bei Kommunikationsbeginn zunächst die Verbindung auf.
Şüpheli hakkında yeterli delil toplamak için bir tuzak kurarlar.Beweise sind nun genug gesammelt, um die Verdächtigen verurteilen zu können.
Ancak aralarında bir anlaşmazlık çıkınca, Köse Rahman, Abdürrahim'in bulunduğu yere gelerek köyü kurar.Als dieses abgelehnt wird, drehen sie plündernd nach Gandscha ab und belagern die Stadt Qəbələ.
Marx daha sonra Neue Rheinische Zeitung gazetesini kurarak yazılarını burada yayımlamaya başladı.Hier gab Marx die Neue Rheinische Zeitung heraus.
Craven ve eşi Christine bir şirket kurarak lambaları üretmeye başladılar ve adını da Crestworth koydular.Craven gründete eine Firma mit dem Namen Crestworth, die die Lampen herstellen sollte.
Sadece çiftleşme zamanı bazen kısa süreli beraberlik kurar.Lediglich zur Paarungszeit finden sie sich manchmal zu kurzlebigen Paaren zusammen.
Zaman içinde İsa, Meryem ile samimi bir ilişki kurar.Wir wollen eine gute Zeit mit Jesus haben.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.Der Mensch hat im diesseitigen Leben die Wahl zwischen Gut und Böse.
Ayrıca hükümdarlığı döneminde on adet medrese daha kurarak eğitime önem vermiştir.Darüber hinaus blieb seine Herrschaft als eine Zeit wachsender Prosperität in Erinnerung.
Mai ve Ty Lee adındaki arkadaşlarıyla küçük bir grup kurar.Begleitet wird sie dabei von ihren Jugendfreundinnen Mai und Ty Lee.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.Er führte ein eigenes Handelsunternehmen.
2007 yılında Antonio Marcegaglia, Katar’ın Doha kentinde Marcegaglia Gulf’u kurar.In Qatar gründete Marcegaglia 2007 die Firma Marcegaglia Gulf in Doha.
Tümleme ise doğru ve yanlış arasında birebir ilişki kurar.Es geht nur um den Unterschied zwischen richtig und falsch, nicht wahr?
1994'te İstanbul'a gelir bir grupta çalışır ve ilk grubunu Kilikyalılar'ı kurar.1994 begann er ein eigenes Projekt, das sich den Kinderarbeitern in Kalkutta annimmt.
Evini havada kurar ve çocuklarını orada doğurur.Sie lebt in Båstad und trainiert dort die Kinder.
Aynı yıl kendi atölyesini kurarak sanatsal çalışmalarına başladı.Aufgrund der guten Geschäfte eröffnete er dort im selben Jahr ein eigenes Atelier.
1989 yılında Altıkırkbeş Yayınlarını kurar.1989 Sechs Zellen.
Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar.Sie kehren heute aber als von der Schule selbst bestimmtes Schulprofil wieder.
18 Temmuz 2005, İslamcı militanlar batı Cezayir'de pusu kurarak 5 polisi öldürdü.Am 6. Mai 2005 entdeckte die georgische Polizei acht Leichen in der Region Swanetien.
1898 George Touche Londra’da kendi şirketini kurar.George Touche gründete seine Firma 1899 ebenfalls in London.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du salbest mein Haupt mit Öl und schenkest mir voll ein.
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.Ihre Handyanrufe bleiben unbeantwortet.
Britney, kendisi ve kız arkadaşlarının dışarıya çıkabilmesi için bodyguardını arar ve bir tuzak kurar.Mandy und ihre Freundinnen schaffen es schließlich, den Wärter zu überlisten und zur Party zu kommen.
Bir gün Sıkeyvler ona tuzak kurarlar ve yakalamaya çalışırlar.Une personne veut les piéger et les punir mais pourquoi ?
Aynı yıl Sosyalist Halk Cephesini kurar.Il fonde le Front socialiste populaire la même année.
Üçü bazen birbirlerinin kelime kelime tamamlayarak bir cümle kurarlar.Ils se connaissent si bien que l’un termine parfois les phrases de l’autre.
2007 yılında Antonio Marcegaglia, Katar’ın Doha kentinde Marcegaglia Gulf’u kurar.En 2007, au Qatar, Marcegaglia fonde "Marcegaglia Gulf", à Doha.