Bunun hayalini kurardım, hayal ettiğim tek şey buydu.I dreamed of it, and that's all I dreamed of.
Siz zinciri kurarken, aslında aynı zamanda onu programlıyorsunuz da.So as you assemble the chain, you're basically programming it.
Bayanlar erkeklerden farklı samimiyet kurarlar.Women tend to get intimacy differently than men do.
Bayanlar yüz yüze konuşarak samimiyet kurarlar.Women get intimacy from face-to-face talking.
Zenginliği üretici mekanizmayi kendi içinizde kurarak içerde tutun.Keep that wealth in, by having all that productive mechanism built in.
Ardından, bir kaç hafta sonra, kamplar kurarız.Then, after a few weeks, we set up camps.
Birdenbire bir ileri (post) modernist oldum ve kendi işletmemi kurarak bir kariyere başladım.And I was suddenly a post-modernist, and I began a career as -- in my own business.
Sadece Hindistan'da milyonlarca genç, bir çağrı merkezinde çalışmanın hayalini kurar.Only in India do millions of young people dream of working in a call center.
Konsüllüğü kurarlar ya da Fransa'nın yeni yönetimini.They form the Consulate, or the new executive of France.
Bu durumda, yatırım bankası bir şirket kurar.So what they do is, they create a corporation.
Bankayı kurarken özkaynak koymuştuk.Maybe I'll call these national banks. They have a national charter. So let's see.
Oyuncu ve karaktlerlerin kişilikleriyle ilgili bir zihin yapısı kurar.It establishes a mindset for the player and the personalities of the characters.
Belki ileride bir geriatri sitesi kurarız, üçüncü sitemiz bu olur.And we might launch a geriatric site as our third.
Sağlık ile ilgili iletişim kurarken hala bu tip şeyler kullanıyoruz.This is still the way we're communicating messages about health.
Onlar olağanüstü bir biçimde, diğer bitkilerle iletişim kurarlar.They communicate with other plants.
Bunun olmasına izin veren şeyleri ne kurar?What set of events allowed this to happen?
Tekrar bir tiyatro kurarsan, bu oyunu tekrar oynar mısın?If you make a theater will you do that play again?
Bitirdiklerinde, halka kurarak oturup bana da onlara katılmamı söylüyorlar.When they finish, they sit in a circle and ask me to come to join them.
Bu büyük bir problemdi. "Eğer işe alırsak, nasıl iletişim kurarız? Okuma ve yazma bilmiyor.Bu büyük bir problemdi. "ve işe alsak bile onunla nasıl iletişim kuracağız?
Tamam ! Elini çabuk tut ! Pusu kuraraken dikkat edin o çok güçlüdür !Ok ! be quick! be carefully when you trap him !
İnsanlar bunu yaparken ve başka insanlarla bağlantılar kurarken çok eğleniyorlar.People have a huge amount of fun doing this, reconnecting with other people as they do it.
Ve umuyorum ki, hepimiz güzel hayaller kurarız.And so I just -- I hope we all dream well.
Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz.We don't have to keep growing these bridges to nowhere.
Hayatınızda ne sıklıkta yargısız, tamamen özüne dayanarak arkadaşlık kurarsınız?How often in life do you get to make friendships, judgment-free, purely based on spirit?
O günlerde sıklıkla okulu asar ve bir denizci olmanın hayalini kurardım.I skipped school often and dreamed of becoming a sailor during those days.
- Evet, onların hepsi eski ve bozuk olanı koyup, yenisini aldığın otomatik sistemler kurarlardı.They'd all be ... They'd all be automatic systems which you pull out shove in a replacement unit.
Nasıl daha iyi bir sağlık hizmet sistemi kurarsınız?How do you build a better health care system?
Arch, bir balinanın çene kemikleri kurarak "- Hawthorne 'S MASALLAR iki kez söyledim.Arch, by setting up a whale's jaw bones." --HAWTHORNE'S TWlCE TOLD TALES.
Bu fotografi kurarken, insanlar oglen yemegi icin oratalama 8-10 dakika harciyorlardi.While setting up this shot, people on average would spend eight to 10 minutes having a lunch.
Sadece dilenciler imparator olmanın hayalini kurar.Only beggars dream of being emperors.
Şimdi bir şirket kurarken sahip olabileceğiniz tüm seçimlere bakalım.Let's take a look at all the choices that you might have when you start a company.
Ve fiziksel dünya ile ellerimizi kullanarak iletişim kurarız.And we interact with the physical world with our hands.
Hani dinazorları geri getirir ve onlardan bir hayvanat bahçesi kurarsınYou know, bring back dinosaurs and make a theme park out of them.
Hangi parçalarınızla bağlantı kurarsınız?What parts of you do you connect to?
Çoğu zaman, insanları eşyalar yönetir. İnsanlar, hayatlarını eşyalar etrafında kurarlar.Most times people are driven by things, goods and they build their lives around them.
Bu hayvanlarla aradaki arabağı nasıl kurarız diye merak ediyordum.I wondered how we might interface with these animals.
"Eh." Genelde bu şekilde iletişim kurarız.And that's how most of us communicate.
Saati kurardým, her yarým saatte bir.I used to set up the alarm. Every half hour.
Daha sonra, hocalarımla bütün parçanın yapısını kurarım.Next, I make the structure of the entire piece with my teachers.
Komşunun karısıyla cinsel ilişki kurarak kendini kirletmeyeceksin."'You shall not lie carnally with your neighbor's wife, and defile yourself with her.
Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa, Neden boş düzenler kurar bu halklar?Why do the nations rage, and the peoples plot a vain thing?
Kötüler yola gelmezse, Tanrı kılıcını biler, Yayını gerip hedefine kurar.If a man doesn't relent, he will sharpen his sword; he has bent and strung his bow.
RABbin meleği Ondan korkanların çevresine ordugah kurar, Kurtarır onları.The angel of Yahweh encamps around those who fear him, and delivers them.
Çünkü barış sözünü etmez onlar, Kurnazca düzen kurarlar ülkenin sakin insanlarına.For they don't speak peace, but they devise deceitful words against those who are quiet in the land.
Kötü insan doğru insana düzen kurar, Diş gıcırdatır.The wicked plots against the just, and gnashes at him with his teeth.
Kötü, doğruya pusu kurar, Onu öldürmeye çalışır.The wicked watches the righteous, and seeks to kill him.
Kuşlar yanlarında yuva kurar, Dalların arasında ötüşürler.The birds of the sky nest by them. They sing among the branches.
Başkasını pohpohlayan kişi, Ona tuzak kurar.A man who flatters his neighbor spreads a net for his feet.
Yıktığımı yeniden kurarsam, yasayı çiğnediğimi kanıtlamış olurum.For if I build up again those things which I destroyed, I prove myself a law-breaker.
De ki: "Allah daha çabuk tuzak kurar!" Elçilerimiz, sizin kurduğunuz tuzakları yazıyorlar.Say: "God is swifter at contriving," for Our angels record everything you plan.
(Babası Ya'kub): "Yavrum, dedi, rü'yanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar.He said: "O son, do not narrate your dream to your brothers, or they will plot against you.
(Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar.He said: "O son, do not narrate your dream to your brothers, or they will plot against you.
Babası, oğulcağızım demişti, rüyanı kardeşlerine söyleme, sana bir düzen kurarlar sonra.He said: "O son, do not narrate your dream to your brothers, or they will plot against you.
Siz, her yüksek tepede, ihtiyacınız olmayan bir yapı kurarak eğlenip durur musunuz?You construct monuments on every hill in vain,
"Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!"You construct monuments on every hill in vain,
(Babası:) Yavrucuğum! dedi, rüyanı sakın kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar!He said: "O son, do not narrate your dream to your brothers, or they will plot against you.
Onlar bir tuzak kurarlar,They are hatching up a plot,
Ben de bir tuzak kurarım.But I too am devising a plan.
(Babası) "Yavrucuğum! "dedi, "rüyanı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar.He said: "O son, do not narrate your dream to your brothers, or they will plot against you.
O kâfirler, vargüçleriyle hile kurarlar.They are hatching up a plot,