Kuran'ın ne kadar esnek olduğunu gösteren en büyük sürprizdi.مرونة القرآن، على الأقل في العقول التي هي في الأساس غير مرنة.
Kuran'ın ne kadar esnek olduğunu gösteren en büyük sürprizdi.少なくとも基本的に柔軟性を 欠いていないという点において 「いくつかの節は意味において限定的である」とあり
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.파악하고 있었죠.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.Koranen konstant refererer til, dens referenceramme.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.la care face referire în mod constant Coranul, cadrul său de referinţă.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.la sua struttura di riferimento.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.הוא הרי המקור שלהם.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.وإطارها المرجعي.
Kuran'ın referans çerçevesi hakkında bilgi sahibiydim.私は自分がコーランの
Kuran'ı tersten okuyorken.코란을 거꾸로 읽고 있네요.
Kuran'ı tersten okuyorken.leggendo il Corano al contrario.
Kuran'ı tersten okuyorken.leyendo el Corán al revés.
Kuran'ı tersten okuyorken. Örneğin George Bush, atış taliminde, Bin Laden ve Michael Moore'a ateş ediyor.Por exemplo, George Bush a treinar tiro ao alvo, a disparar contra Bin Laden e Michael Moore.
Kuran'ı tersten okuyorken.שקורא את הקוראן הפוך.
Kuran'ı tersten okuyorken.وهو يقرأ القرأن بالمقلوب
Kuran'ı tersten okuyorken.例えばジョージ・ブッシュが射撃訓練をしているところです
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Chce pálit Korán, naši svatou knihu.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Dia ingin membakar Al-Qur'an, kitab suci kami.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Ele quer queimar o Corão, o nosso livro sagrado.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Er will Koranbücher verbrennen, unser heiliges Buch.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Han vill bränna Koranen, vår heliga bok.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Hij wil korans verbranden, ons heilige boek.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Il veut brûler des Corans, notre livre saint.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."그는 코란을 태우려고 해, 우리의 성스러운 책을 말이야.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Koránokat akar égetni, a mi szent könyvünket.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."On chce palić Koran, naszą świętą księgę.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."On chce páliť Korány, naše posvätné knihy.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Ông ta muốn dìm Hàn Quốc trong biển lửa, sách tôn giáo của ta.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Quiere quemar el Corán, nuestro libro sagrado.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Vrea să ardă Coranul, cartea noastră sfântă."
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Vuole bruciare il Corano, il nostro libro sacro.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Θέλει να κάψει το Κοράνι, το ιερό μας βιβλίο.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Иска да изгори корана, нашата свещена книга.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."Он хочет сжечь Коран, нашу священную книгу.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı."הוא רוצה לשרוף ספרי קוראן, הספר הקדוש שלנו.
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı." إنه يريد أن يحرق القرآن ، كتابنا المقدس .
Kuran'ı yakmak istiyor, kutsal kitabımızı.キリスト教徒です
Kuran kadını da dahil ediyor, ve mesela şöyle diyor: "inanan erkekler ve kadınlar" veya꾸란은 여성을 포함하고 있습니다. 예를 들어, 믿음을 가진 남자와 믿음을 가진 여자 -
Kuran kadını da dahil ediyor, ve mesela şöyle diyor: "inanan erkekler ve kadınlar" veyaKorán zahrnuje ženy. Mluví třeba o věřících mužích a věřících ženách -- počestných mužích a počestných ženách.
Kuran kadını da dahil ediyor, ve mesela şöyle diyor: "inanan erkekler ve kadınlar" veyaהקוראן מכליל נשים - ומדבר, למשל, על גברים מאמינים ונשים מאמינות -
Kuran kadını da dahil ediyor, ve mesela şöyle diyor: "inanan erkekler ve kadınlar" veyaالقرآن يشمل النساء -- مثلا، بالحديث عن الرجال المؤمنين والنساء المؤمنات --
Kuran kadını da dahil ediyor, ve mesela şöyle diyor: "inanan erkekler ve kadınlar" veya例えば 信ずる男性 信ずる女性や 高貴な男性 高貴な女性の ような形で出てきます
Kuran okumaya başladık, sonra matematik sınıfı, ingilizce sınıfı, bilgisayar sınıfı eklendi.코란을 읽기 위해서요 그리고 수학수업, 영어수업, 컴퓨터 수업들
Kuran okumaya başladık, sonra matematik sınıfı, ingilizce sınıfı, bilgisayar sınıfı eklendi.כדי לקרוא בקוראן, ולאחר מכן כיתת מתמטיקה, כיתת אנגלית ואז כיתת מחשבים.
Kuran okumaya başladık, sonra matematik sınıfı, ingilizce sınıfı, bilgisayar sınıfı eklendi.قراءة القرآن, ثم إمتد الى فصل للحساب, ثم فصل للغة الإنجليزية ثم فصل لتعليم الكمبيوتر.
Kuran okumaya başladık, sonra matematik sınıfı, ingilizce sınıfı, bilgisayar sınıfı eklendi.次に算数、英語、それにパソコン教室 数週間のうちに、難民キャンプの全員が
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Contohnya, di dalam Qur'an sendiri hukuman lempar batu tidak disarankan.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Der Koran, zum Beispiel, erlaubt keine Steinigung.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Il Corano, ad esempio, non consente la lapidazione.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.예를 들어, 코란에서는 돌을 던져 죽이는 일을 묵과하지 않습니다.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Korán, napríklad, nepripúšťa ukameňovanie.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.laat steniging niet toe.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Lấy ví dụ trong văn bản Hồi giáo Koran không có nghi thức tử hình bằng ném đá.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Le Coran, par exemple, n'excuse pas la lapidation.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Não há castigos para a apostasia.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Na przykład Koran, nie popiera kamieniowania.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Például a Korán nem engedi meg a megkövezést.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Το Κοράνι, για πράδειγμα, δεν αποδέχεται το λιθοβολισμό.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Коран, например, не потворствует забрасыванию камнями насмерть.
Kuran, örneğin ceza olarak taşa tutmayı hoşgörmez.Например, Коранът не опрощава убийството с камъни.