‹‹Egemenlik ve heybet Tanrıya özgüdür, Yüce göklerde düzen kuran Odur.神 有 治理 之 權 、 有 威嚴可畏 . 他 在 高處 施行 和平
Eğer çekirdeğe bağlantı yapılamaz veya bağlantı koparsa, KMLDonkey bağlantıyı kurana kadar denesin mi?Falls die Verbindung zum Hauptprogramm getrennt wird, versucht KMLDonkey, die Verbindung neu aufzubauen
Eğer çekirdeğe bağlantı yapılamaz veya bağlantı koparsa, KMLDonkey bağlantıyı kurana kadar denesin mi?Se a ligação ao núcleo for interrompida, o KMLDonkey deverá voltar a tentar ligar- se de novo até conseguir?
Eğer çekirdeğe bağlantı yapılamaz veya bağlantı koparsa, KMLDonkey bağlantıyı kurana kadar denesin mi?Ако връзката с ядрото пропадне, да се продължат ли опитите да се възстанови връзката от KMLDonkey?
Eğer çekirdeğe bağlantı yapılamaz veya bağlantı koparsa, KMLDonkey bağlantıyı kurana kadar denesin mi?Если утрачено соединение с базовой программой, будет осуществляться попытка повторного подключения.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Albo Eglantyne Jebb, która 90 lat temu stworzyła Save the Children.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Hay lấy ví dụ từ Eglantyne Jebb, người phụ nữ sáng lập tổ chức Save the Children 90 năm trước.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Oder schauen Sie sich Eglantyne Jebb an -- die Frau, die vor 90 Jahren Save the Children aufgebaut hat.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Of neem Eglantyne Jebb, de vrouw die 90 jaar geleden Save the Children oprichtte.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Sau dacă o luați pe Eglantyne Jebb, femeia care a creat "Save the Children" acum 90 de ani.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Se vocês considerarem Eglantyne Jebb, a mulher que criou o "Save the Children" há 90 anos.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Vagy vegyük Eglantyne Jebbet, a nőt, aki 90 évvel ezelőtt létrehozta a Save the Children szervezetet.
Eglantyne Jebb'i ele alalım, Save the Children'ı doksan sene önce kuran kadın.Или ако вземете Еглантийн Джеб, жената, която създаде "Спасете децата" преди 90 години.
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!Gorje mu, kdor grabi kriv dobiček za hišo svojo, da na visokem postavi gnezdo svoje, da se otme iz nesreče!
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!Khốn thay cho kẻ tìm lợi bất nghĩa cho nhà mình, để lót ổ mình trong nơi cao, để được cứu khỏi tay hung ác.
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!Khốn thay cho kẻ tìm lợi bất_nghĩa cho nhà mình , để lót_ổ mình trong nơi cao , để được cứu khỏi tay hung_ác .
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!재앙을 피하기 위하여 높은데 깃들이려 하며 자기 집을 위하여 불의의 이를 취하는 자에게 화 있을찐저
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!Ve ham, som søger ublu Vinding til sit Hus for at bygge sin Rede højt og redde sig fra Ulykkens Hånd.
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!Wee hun die rijk worden op slinkse wijze; die proberen te leven buiten bereik van gevaar.
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!הוי בצע בצע רע לביתו לשום במרום קנו להנצל מכף רע׃
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!ويل للمكسب بيته كسبا شريرا ليجعل عشّه في العلو لينجو من كف الشر.
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!為 本 家 積 蓄 不 義 之 財 、 在 高 處 搭 窩 、 指 望 免 災 的 有 禍 了
Evini haksız kazançla dolduranın, Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!為本家 積蓄不義之財 、 在 高處 搭窩 、 指望 免災 的 有禍了
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Ale chodzi mi o to, że mogłam być sobą, marzycielką.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Ce vreau să zic e că eram acolo așa cum sunt eu, o visătoare.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.De a lényeg, hogy ott önmagam lehettem, mint álmodozó.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.공상가로서,나자신으로서 있었다는 점이 중요했습니다.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Maar het punt was dat ik daar was als mezelf, als dromer.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Ma il fatto è che lì ero me stessa, una sognatrice.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Mais le fait est que j'étais là en tant que moi-même, une rêveuse.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.M&Companyは長いこと
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Nhưng vấn đề chính là tôi đã ở đó là chính mình, một người mơ mộng.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Pero el asunto es que yo estaba ahí, como yo misma, como una soñadora.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Wichtig war, dass ich als ich selbst dort war, als eine Träumerin.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Важното обаче беше, че аз бях самата себе си - мечтател.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.Но главное в том, что я работала самой собой - мечтательницей.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.אבל הקטע היה שהייתי שם כעצמי, כחולמת.
Fakat asıl konu şu ki, ben orada düş kuran biri olarak bulunuyordum.ولكن أود أن أشير إلى نقطه وهي أنني كنت كما أنا ، كحالمه.
Fakat ne zaman Kuran'ı kavramaya başladığımı düşünsem --Mutta aina kun luulin alkavani ymmärtää Koraania --
Floransa'nın ilk kurulduğu zamanı hatırlayalım, Floransa'yı kuranlar antik Romalılar. .Vskutku, významnou částí mytologie Florencie bylo, že byla založena starými Římany.
Floransa'yı kuranlar antik Romalılar. .Флоренції є легенда про заснування древніми римлянами. Це була частина їхнього єства.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.자신 만의 미래상을 만들어냈던 사람들이 많이 있습니다. 예를 들어, 이 미래상은 20세기 초반의 것인데
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Có rất nhiều người tạo ra hình ảnh riêng của họ về tương lai, ví dụ, hình ảnh ở đây là từ đầu thế kỷ 20.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Det finns många som skapat sin egen vision om framtiden, t.ex. den här visionen från början av 1900-talet.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Hay mucha gente que creó su propia visión del futuro, por ejemplo, esta visión de principios del siglo XX.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Wielu ludzi tworzyło wizje przyszłości. Przykład z początku XX wieku
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Багато людей створювали власне бачення майбутнього. Ось, наприклад, це уявлення з 20-го століття.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.Многие люди создают собственное видение будущего. Вот пример начала 20-го века.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.יש הרבה אנשים שיצרו את החזון שלהם לגבי העתיד, למשל, החזון הזה כאן, מתחילת המאה ה20.
Geleceğe dair kendi hayallerini kuran bir sürü insan var, örneğin, 20. yüzyıl başındaki bu hayal gibi.これまで沢山います 例えば 20世紀初頭に発表された こちらのイラストは 未来の海上飛行機だそうで
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Matkalaulu. Minä nostan silmäni sinun puoleesi, joka taivaissa asut.
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Nyanyian ziarah. Aku menengadah kepada-Mu ya TUHAN yang memerintah di surga
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!(O cîntare a treptelor.) La Tine îmi ridic ochii, la Tine, care locuieşti în ceruri.
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!{Pesem stopinj.} K tebi dvigam oči svoje, o ti, ki stoluješ v nebesih!
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Pieseň na cestu hore do Jeruzalema. K tebe pozdvihujem svoje oči, ó, ty, ktorý tróniš na nebesiach!
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Pieśó stopni. Do ciebie oczy moje podnoszę, który mieszkasz w niebie.
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Píseň stupňů. K toběť pozdvihuji očí svých, ó ty, kterýž na nebesích přebýváš.
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!(122:1) Песнь восхождения. К Тебе возвожу очи мои, Живущий на небесах!
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!A ti levanto os meus olhos, ó tu que estás entronizado nos céus.
Gözlerimi sana kaldırıyorum, Ey göklerde taht kuran!Cantique des degrés, Je lève mes yeux vers toi, Qui sièges dans les cieux.