Bu ifade kuramsal fizikte sıkça kullanılır.Deze term wordt vaak gebruikt in de natuurkunde.
Maskin; iktisat dalında oyun kuramı, ekonomik teşvikler ve sözleşme teorisi gibi çeşitli konularda çalıştı.Maskin heeft gewerkt aan diverse gebieden van de economie, zoals de speltheorie en de contracttheorie.
Eğer göndergesel anlam kuramı gerçek ise bu anlamlar aynıdır.Want als waarneming hetzelfde is als kennis, is waarneming altijd waar.
Öteki Kuram.De andere ca.
Bu dönemde Moliere drama kuramcısı Boileau, La Fontaine ve Racine ile dostluk kurdu.Boileau was een groot bewonderaar van Molière, La Fontaine en Racine.
Yapılandırma kuramı ve modern toplumlar üzerindeki bütünsel görüşleriyle tanınır.Hij staat bekend voor zijn structuratietheorie en zijn holistische visie op de moderne samenleving.
Brian Randolph Greene (şubat 9 1963 doğdu)), Amerikalı teorik fizikçi ve sicim kuramcısı.Brian Randolph Greene (New York City, 9 februari 1963) is een theoretisch natuurkundige en snaartheoreticus.
Sadece kuramlarla değil aynı zamanda pratikle de ilgilidir.Niet alleen direct maar ook indirect.
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Dit is sterk in tegenspraak met haar stripversie.
Adını Alman kuramsal fizikçi Max Planck'tan almıştır.Deze satelliet is vernoemd naar de Duitse natuurkundige Max Planck.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Hij was zijn tijd ver vooruit.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Persoonlijke psychologische repressie wordt gelinkt aan sociale repressie.
İletişim Kuramları.Kommunikatieve vaardigheden.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Geist: Wordt onzichtbaar in fel licht (status onbekend).
Ting konuşmasında deneysel çalışmanın kuramsal çalışma kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.In zijn toespraak legde Ting de nadruk dat experimenteel werk net zo belangrijk is als theoretisch werk.
Çünkü yan bant ürünlerinin sayısı kuramsal olarak sonsuzdur.Het aantal binaire bestanden van maximaal N bits is eindig.
“How to Do Things With Words” (Söz- eylem kuramı) Austin’in asıl eseridir.De oorsprong van het begrip ligt in het werk How to Do Things With Words van John Austin.
Ama onun yerine birçok kuram vardır.Maar er zijn nog talloze anderen.
19. yüzyılda Ernest Haeckel'in yineleme (recapitulation) kuramı ve biyogenetik kanunu genel kabul görmüştü.De zoöloog Ernst Haeckel formuleerde in de 19e eeuw de recapitulatietheorie of de biogenetische wet.
Chomsky, sonraki yıllarda bu kuramı olgunlaştırmıştır.Inmiddels ontwikkelde Chomsky zijn theorieën in de loop der jaren steeds verder.
Bu kavram uzay-zamanda kuramsal "tüneller" ifade ediyordu.Hij beschreef een "nevelig" gebied in de ruimte.
İkincisi ise Araçlaşma Kuramı'dır.De andere is bedoeld voor het snelladen.
Bu sayı grupları kuramında iki tip sonsuz sayı birbirinden ayrılmıştır.Onder speciale omstandigheden konden twee van dergelijk verbindingen kwantitatief geïsoleerd worden.
Bu, kuramın görülen gösterimi olarak söylenir.Dit geldt als de ultieme blijk van waardering.
Bu sekil olasilik kurami uzerinde spesialize olan matematikçiler tarafından tercih edilmektedir.Dit gebeurt bij voorkeur door een gespecialiseerde cardioloog.
Bu kuram, buzul çağlarını Milankovitch döngülerinden daha iyi açıklayabilir.Deze initiële natuurlijke temperatuurstijgingen kunnen verklaard worden door de Milanković-cycli.
Gerçi Penzias ve Wilson'un uzmanlık konuları kuramsal fizik değildi.Hudson en Wilsons relatie was niet van lange duur.
1991 yılında oyun kuramı hakkında genel bir kitap yazmış ve ayrıca oyun kuramının tarihçesini kaleme almıştır.Hij schreef in 1991 een algemeen tekstboek over de speltheorie.
Birbiriyle ilişkilendirilen bu kuramlara interteoretik kimlikler denir.Al deze bestanden zijn met elkaar verbonden als externe referentie.
Hesaplamalı karmaşıklık kuramında NP-tam hem NP hem NP-zor olan problemlerin sınıfıdır.Merk ook op dat in elke iteratiestap een NP-moeilijk set cover-probleem moet opgelost worden.
Beş farklı sicim kuramını birleştirme çabasıdır ve her şeyin kuramı olmaya en muhtemel adaydır.De vijf belangrijkste doelen die je bereikt wil hebben om je leven tot een succes te maken.
Bu öz ayarlamanın altında iki kuram yatmaktadır.Hij zou zelf twee loges oprichten onder deze obediëntie.
Bu kuram artık analizin temel dersidir.Integreren is een basisbewerking uit de analyse.
İlk Fransız deneysel psikoloji kuramcısıdır.Het was het eerste laboratorium voor experimentele psychologie in Frankrijk.
Kuantum kuramı ise olayı bambaşka bir şekilde ele alır.Herter wil het totaal anders aanpakken.
O: Kimse onunla iletişim kuramıyor.Nikt nie może nawiązać z nim kontaktu.
Bilimsel kuramlar, bilimsel bilginin en güvenilir, en kesin ve kapsamlı formudur.Teoria naukowa jest najbardziej rzetelną, rygorystyczną i kompletną formą wiedzy naukowej.
Pascal’ın matematiğe yaptığı en etkileyici katkı olasılık kuramını geliştirmesi olmuştur.Praca Pascala nad teorią prawdopodobieństwa była jego najbardziej znaczącym wkładem w rozwój matematyki.
Ayrıntılı bir biçimde toplumsal sözleşme kuramını açıklayan ilk modern filozof Thomas Hobbes'tir.Thomas Hobbes był pierwszym nowożytnym filozofem, który sformułował szczegółową teorię kontraktu.
Gözleme kuramına ilişkin çalışmalar Joseph E. Stiglitz tarafından başlatılmıştır.Jednym z głównych mówców był Joseph E. Stiglitz.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Jest również niewidomy (na co od razu wskazuje jego imię).
Kuram, bir şeyi ne iyi olarak ne de kötü olarak ele alır.Gru uwielbia wszystko, co paskudne i złe.
Bu da Einstein'ın özel görelilik kuramının ikinci ilkesi olarak geçmektedir.Jest to pierwszy przykład podwójnego pierścienia Einsteina.
Böyle durumlarda, daha doğru bir kuram benimsenir.Jednak w takim świecie zawsze znalazłby się ktoś słabszy.
Sadece kuramlarla değil aynı zamanda pratikle de ilgilidir.Ma on znaczenie nie tylko praktyczne, ale również symboliczne.
Rawls'ın adalet kuramı şu iki ilkeyle belirtilebilir.Rawls sformułował dwie zasady sprawiedliwości.
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Znacznie „wyprzedzał” swój czas.
Bu tezi daha sonraları Büyük Patlama kuramı olarak adlandırıldı.Mogłyby np. być pozostałością po Wielkim Wybuchu.
Yakın aile üyeleri ile temas kuramıyordu.Nie utrzymuje kontaktów z rodziną.
Doğrusu istenirse, eğer g o b s {\displaystyle g_{obs}} sonlu ise bu kuram içten tutarsız olmaktadır.Jeśli g o b s {\displaystyle g_{obs}} jest skończone, teoria jest wewnętrznie niespójna.
Günlük kullanımda kuram “dikkatlice bakmak, seyretmek” demekti.Tytuł znaczy dosłownie „Spójrz tylko, spójrz!”
Bu güncellenmiş evrim teorisinin adı "sentetik evrim kuramı"dır.Taki sposób przemiany pokoleń nazywa się cyklem rozwojowym z mejozą pregamiczną.
Fotonun modern kuramı Albert Einstein tarafından açıklanmıştır.Tradycyjny zakres rozumienia tego pojęcia nakreślił Albert Bandura.
Bir kuram her zaman kuram olarak kalır.Jeden jest zawsze ostrzem.
Sevgi kuramı, erkek bireylere bir oto kontrol önerir.Jest to więc składnik miłości, którego nasilenie sami kontrolujemy.
Bu adeta Kopernik kuramına karşı çıkmaktır.Używa do tego celu swojego Clown Coptera.
Hiçbir yere bağlantı kuramayan kelimelerin altı yeşil olarak çizilir.W tej części linie nie będące komentarzem zawierają sześć kolumn.
Performans kuramında halkbilim sanatsal bir eylemdir.Domeną ich artystycznej działalności jest performance.
Bir yandan da kuramı doğrulayan deneysel kanıtlar birikmeye başlar.Niespodziewanie jego eksperyment wymyka się spod kontroli.
İnsan hakları doğal hukuk kuramına göre değerlendirilir.Z tego względu też uznają prawo własności za prawo naturalne.