Bir yandan da kuramı doğrulayan deneysel kanıtlar birikmeye başlar.يجب أن يأتي هذا التبرير من دليل تجريبي على أنه يعمل.
Bazı kuramcılara göre öğrenilmiş davranışlardır.هذا الأمر يفترض مسبقا سلوكا معينا من قبل المستمعين.
İlk Fransız deneysel psikoloji kuramcısıdır.وكان أول طبيب ناطق بالإنجليزية مُتخصص بالتحليل النفسي.
Hukuk Kuramı.القاعدة القانونية.
Ana madde: Kuram Bilimsel teoriler, gözlemlenebilir verilerin uyumlu olduğu sağlam bir yapıyı belirtir.النظريات العلمية تصف إطار عمل مترابط يناسب البيانات القابلة للملاحظة.
1916 - Albert Einstein, görelilik kuramını yayımladı.1930: ألقى ألبرت أينشتاين خطاب إذاعي مباشر.
2005 yılında çıkan Hiding in the Mirror adlı kitabında sicim kuramını eleştirmiştir.ينتقد كراوس نظرية الأوتار، والتي ناقشها في 2005 في كتابه الاختباء خلف المرآة.
Bu kuram, davayı takip yetkisi kurumunu da açıklayamamaktadır.كما لم يتم استدعاؤها من قبل وزارة العدل لشرح دورها.
Bu soru türü örneklerinde kaba sorular, görünüşte alakasız ve kuramsal sorular da bulunur.أسئلة تحمل إجابات غامضة ومخيفة!
Hükümetin ülkede tam olarak otorite kuramaması ulemanın halk üzerindeki etkisinin artmasına sebep olmuştur.سياسات الحكومة لم يمكن تنفيذها بشكل صارم بسبب قوة الوثنية بين السكان.
Bu kuram, buzul çağlarını Milankovitch döngülerinden daha iyi açıklayabilir.Isto poderia explicar melhor as idades do gelo do que os ciclos de Milankovitch.
Onlara göre ortaya konan, bir kuram olmaktan çok rakamlarla oluşturulmuş bir düzenlemeydi.Pois, como o A é composto, algum número o medirá.
Ölçü kuramının bir sonucu olan önerme Émile Borel ve Francesco Paolo Cantelli'ye adanmıştır.É nomeado em referência a Émile Borel e Francesco Paolo Cantelli.
Seçim aksiyomu, dolayısıyla iyi-sıralılık ilkesi, Zermelo-Fraenkel-Küme-Kuramı'ndan bağımsızdır.Deste modo a hipótese do continuum é independente dos axiomas de Zermelo-Fraenkel.
Manuel Castells ve Network Toplumu Kuramı.CASTELLS, M. A Sociedade em Rede.
Bu da yıldızların evrimini açıklamak için çalışan kuramcıların bilgisayarlarla hesapladığı çizeneklerdir.Isto é o que os teóricos calculam usando modelos computacionais para descrever a evolução das estrelas.
20. yüzyıl jeolojisindeki en belirgin gelişim 1960'larda plaka tektoniği kuramının geliştirilmesidir.No século XX, o maior avanço da geologia foi o desenvolvimento da teoria da tectónica de placas, nos anos 60.
Kinematik dinamo kuramında, hız, dinamik bir değişken olmaktan öte, kurallarla belirlenmiştir.Na teoria cinemática do dínamo, o campo velocidade é prescrito, em vez de ser uma variável dinâmica.
Dolayısıyla hipotez, Gaia Kuramı olarak tanındı.Isso é conhecido como Hipótese Gaia.
Diğer bir deyişle, bu iki kuram aynı fenomenin farklı matematiksel tasvirleridir.Dito de outra forma, as duas teorias são descrições matematicamente diferentes dos mesmos fenômenos.
O ayrıca Elektromanyetizm yasalarını Genel görelilik kuramı ile birlikte düşünen ilk kişilerden biriydi.Foi um dos primeiros a conceber a combinação da relatividade geral com as leis do eletromagnetismo.
Bu, daha sonra Einstein’ın özel görelilik kuramı olarak tanınmıştır.Isto mais tarde se tornou conhecido como a teoria da relatividade especial de Einstein.
1911) 1980 - Marshall McLuhan, Kanadalı iletişim kuramcısı ve akademisyen (d.1980 – Marshall McLuhan, filósofo e teórico da comunicação canadense (n. 1911).
Ancak genetik araştırmalar bu kuramın devre dışı kalmasına neden olmuştur.Só que testes nucleares na Terra fizeram com que alguns despertassem.
Gözleme kuramına ilişkin çalışmalar Joseph E. Stiglitz tarafından başlatılmıştır.Exemplos dessa escola incluíam o trabalho de Joseph Stiglitz.
Bu bağlamda göçler kuramı burada değinilen diğer kuramlarla çelişik durumda değildir.Afinal, não é ilegal bisbilhotar os outros desta forma, é?
Tıpkı çatışmacı kuram ve etkileşimcilik gibi.Como conquistar e influenciar pessoas.
Birbiriyle ilişkilendirilen bu kuramlara interteoretik kimlikler denir.A forma como estes se relacionam entre si é chamada de intersecionalidade.
Genel görecelilik kuramı katı ve empirik kurallarla temellendirilmiyordu.O discurso dominante não está comprometido com uma verdade absoluta e universal.
İngiliz gazetesi The Observer, Hall'ı "ülkenin önde gelen kültür kuramcılarından biri" olarak nitelendirdi.O jornal britânico The Observer o chamou de "um dos principais teóricos culturais do país".
Bu kuram, zamanının çok ilerisindeydi.Está muito à frente de seu tempo.
Bu süreç, kuramın tamamlayıcı bir kısmıdır.Estas condições fazem parte de uma solução global.
İlk kuram da buna benzer biçimde kanıtlanabilir.A segunda condição pode ser provada do mesmo modo.
Böyle durumlarda, daha doğru bir kuram benimsenir.E quando quer algo, é o mais persistente.
Hukuk Kuramı.Âmbito Jurídico.
Ayrıca çok ciddi bir kuramsal bir yaklaşım sergiledi.Além disso, ela deveria passar um significado claro e inequívoco.
Proton bozunumu bu kuramların önerdiği şimdiye kadar gözlenmemiş birkaç etkiden biridir.O decaimento do próton é um dos poucos efeitos não observadas dos diferentes TGUs propostos.
Hayvanlarda zihin kuramı literatürde çok tartışılmakta olan bir konu.Animais cegos tem sido um tema poderoso na literatura.
Görelilik kuramının tutarlı olduğu düşünülmektedir.Seu estado de saúde é considerado estável.
Örneğin; Özel Görelilik Kuramı eylemsiz referans çerçevesini varsayar.Exemplo: O indivíduo que falsifica identidade para praticar estelionato.
Bu durum kuramın kısıtlamalarını belirlemede yardımcı olur.Reconheço que isso pode se dever às minhas próprias limitações.
Frantz Fanon, Martinique kökenli (1925–1961), psikiyatrist, filozof ve siyaset kuramcısı.Frantz Fanon (1925-1961) Psiquiatra, filósofo, revolucionário e autor da Martinica.
Eğitim kuramı lisansüstü tıp eğitimin ayrılmaz bir parçası olmuştur.A teoria da educação em si está se tornando parte integrante de pós-graduação na formação médica.
Sistem teorisi Termodinamik sistemler Termodinamiğin sıfırıncı kuramı Açık sistemLei zero da termodinâmica Equilíbrio termodinâmico Dissipador de calor
İlk cilt, sesin yayılımı ile ilgili kuramı barındırır.Abaixo, a primeira coisa que você ouve quando coloca seus fones.
Atoll oluşumunun günümüzdeki açıklaması charles Darwin'in kuramına dayanır.A Ideia da árvore da vida surgiu com Charles Darwin.
Evrenin diğer kısımları henüz dünya ile iletişim kuramaz.Eles não interagem com o restante do universo.
Bu kuram, tarımın ortaya çıkışını bir buluş, ya da keşif olarak kabul etmektedir.Registra o impacto da nova terra sobre o europeu descobridor ou observador.
Kant'a gelindiğinde ise önemli bir kuramsal müdahale ile karşılaşır.Já no trabalho, Lee é obrigado a lidar com uma situação muito delicada.
Bu kuram çerçevesinde toplumun yapısı ve işlevleri dikkate alınır.Sua gestão necessita do entendimento das estruturas e funções do corpo humano.
Bu sayı grupları kuramında iki tip sonsuz sayı birbirinden ayrılmıştır.Então entre dois números quaisquer existem infinitos outros números.
Yukarıda verilen ölçütlerden en önemlileri ilk üç kuramdır.3 são as principais, citadas acima.
Bayes teoremi, olasılık kuramı içinde incelenen önemli bir konudur.O teorema de Bayes é sobre probabilidades condicionais.
Nagarjuna, „Boşluk“ kavramını asla diğer kuramları çürütmek, değiştirmek için ortaya atmamıştır.Cuidado com o artigo al. Em nomes próprios, nunca o elimine porque ele pode alterar o sentido do nome.
Metakuramlar diğer kuramların üst kuramlarıdır.As moedas são as únicas fontes para seus demais nomesM.
Sinema: Tarih-Kuram-Eleştiri.História documental crítica.
Ününü, Bach'ın görüşlerini yansıtan kuramsal yapıtlarına borçludur."O que tenho a dizer sobre a obra de Bach?
Matematikte Bernoulli sayıları, sayı kuramıyla derin bir ilişkisi olan rasyonel sayı dizisidir.In de wiskunde zijn Bernoulli-getallen rationale getallen met diepe verbindingen naar de getaltheorie.
Böyle durumlarda, daha doğru bir kuram benimsenir.In een dergelijke situatie wordt er naar een geschiktere plek gezocht.
Ayrıca son derece basit ve akıllıca bir kuramdı.Ook die was nog zeer eenvoudig en sober.