Bu kuralın istisnaları yoktur.There are no exceptions to this rule.
Bu kurallar öğrenciler arasında hoşnutsuzluğa teşvik eder.Those rules foster discontent among students.
Bu şehirlerin trafik kuralları aynıdır.These cities have similar traffic rules.
Bir şey bulur bulmaz seninle irtibat kuracağız.As soon as we find out anything, we will contact you.
Lütfen okul kurallarına uy.Please obey the school rules.
Lütfen okul kurallarına uyun.Please obey the school rules.
Bu iki şehir aynı trafik kurallarına sahiptir.These two cities have the same traffic rules.
Dünya bir altın kuralı takip eder: Parayı veren düdüğü çalar.The world follows one golden rule: whoever has the gold makes the rules.
Kurallara uyulmalıdır.The rules should be followed.
Size kuralları ihlal etmek için izin verilmez.You are not allowed to violate the rules.
Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.During droughts, farmers are barely able to eke out a living.
Hayal kurup kuramayacağımı merak ettim.I wondered if I could be dreaming.
Kuralları bana açıklayabilir misin?Would you please explain the rules to me?
Kurallara uymak çok önemlidir.It's very important to respect the rules.
Her şey için görgü kuralı vardır, hatta bir seks partisinin bile.There's proper etiquette for everything, even an orgy.
İlaç kültürünün kendi kuralları vardır.The drug culture has its own rules.
Bu kurabiyelerdeki şekeri azaltmalılar.They should decrease the sugar in these muffins.
Çocuklar kurallarından gına geldi.The kids have had enough of your rules.
İnsanlar olmadan bir şirket kuramazsınız.You can't establish a company without people.
Tom kurallardan nefret eder.Tom hates the rules.
Biraz daha kurabiye ister misin?Would you like some more cookies?
Onlar yeni kurallara itiraz ettiler.They objected to the new rules.
Biraz kurabiye yapmak için hamur açtı.I rolled the dough to make some cookies.
Kurak bir yıldı, ve birçok hayvan açlıktan öldü.It was a dry year, and many animals starved.
Başlamadan önce birkaç temel kural koymalıyız.We should lay down a few ground rules before we begin.
Esperanto ile diğer ülkelerden gelen insanlarla eşit olarak iletişim kurabilirsiniz.With Esperanto you can communicate equally with people from other countries.
Biz varır varmaz sizinle telefon vasıtasıyla kontak kuracağız.We'll contact you by phone as soon as we arrive.
Esparanto'da sadece 16 dil bilgisi kuralı var.In Esperanto there are only 16 grammar rules.
Onlar el işaretleri kullanarak iletişim kurabilirler.They can communicate using hand signs.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Bu, polis departmanı kurallarını ihlal etti.This violated the rules of the police department.
Bu kuralın geçerli olmadığı bazı durumlar vardır.There are some cases where this rule does not apply.
Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.This is the driest month of june since the thirties.
O, telefonla onunla bağlantı kuramadı.She wasn't able to contact him by phone.
Genç adam kuralları biliyor ama yaşlı adam kural dışı durumları biliyor.The young man knows the rules, but the old man knows the exceptions.
Bu kurallar çok açık değil.These rules are not very clear.
Bu kuralları akılda tutun.Keep these rules in mind.
Tabakta birçok kurabiye bulunmasına rağmen, sadece üç tane yedim.Even though there were many cookies on the dish, I only ate three.
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onların hepsini silip süpürdüler.I put some cookies on the table and the kids ate them right up.
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onları hemen yediler.I put some cookies on the table and the kids ate them right up.
Bir manken olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a model.
Bir yarış arabası sürücüsü olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a race car driver.
Bir astronot olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming an astronaut.
Çok zengin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming very wealthy.
Bir balerin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a ballerina.
Bir milyoner olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a millionaire.
Başarılı bir iş adamı olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a successful businessman.
Su altında nefes alabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to breathe underwater.
Santrancı gerçekten iyi oynayabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to play chess really well.
Bazı temel kurallar belirleyelim.Let's establish some ground rules.
Benim şimdiye kadar yediğim en iyi kurabiyeler annenin benim için pişirmiş olduklarıdır.The best cookies I've ever eaten are the ones that your mother baked for me.
Diğer insanlar onu izliyor olsa tabaktaki son kurabiyeyi yer misin?Would you eat the last cookie on the plate if other people were watching?
Kurallar bozulmak içindir.Rules are meant to be broken.
Tom her sabah meditasyon yapmayı kural haline getirdi.Tom makes it a rule to meditate every morning.
Tom akşam sekizden sonra yemek yememeyi kural edindi.Tom makes it a rule not to eat after 8:00 p.m.
Tom bizim kurallarımızı izlemek zorundadır.Tom has to follow our rules.
Tom kuralların birine uymadı ve okuldan atıldı.Tom broke one of the rules and was kicked out of school.
Tom Pazar günleri kurabiye pişirir.Tom bakes cookies on Sundays.
Tom her zaman kurallara uydu.Tom always obeyed the rules.
Tom her zaman bir kadına yaşını asla sormamayı bir kural olarak benimser.Tom always makes it a rule never to ask a woman her age.