Bu aptal bir kural.That's a stupid rule.
Bu saçma bir kural.It's a stupid rule.
Tom masanın arkasına oturdu ve bir kurşun kalem aldı.Tom sat down behind the desk and picked up a pencil.
Tom'la temas kuramıyorum.I can't get in touch with Tom.
Cesur şövalye, güzel prensesi kötü ejderhadan kurtardı.The brave knight saved the beautiful princess from the evil dragon.
O, ejderhayı öldürdü ve prensesi kurtardı.He slayed the dragon and saved the princess.
Harcanılan bir kuruş çoğunlukla biriktirilen bir kuruştan daha faydalıdır.A penny spent is often more useful than one saved.
Sen kurallara uymadığın zaman ne oluyor olduğunu gördüm.I've seen what happens when you don't follow the rules.
Bu, hayatını kurtarabilir.It could save your life.
Fransa, Avusturya ve Rusya; Prusya'ya karşı bir ittifak kurdu.France, Austria and Russia formed an alliance against Prussia.
Baba, kurtar beni! Ölmek istemiyorum! Ölmek istemiyorum!Father, save me! I don't want to die! I don't want to die!
Onu kurtaracağım! Babamı kurtaracağım!I'll save him! I'll save my father!
Kukla, elbiselerini çıkardı ve kurumaları için onları kumun üzerine serdi.The marionette took off his clothes and laid them on the sand to dry.
O hastane, kentteki en eski kuruluşlardan biridir.That hospital is one of the oldest institutions in the city.
Telefon henüz kurulmadı.The telephone hasn't been installed yet.
Aramaya devam ediyorum ama Tom'la bağlantı kuramıyorum.I keep calling, but I can't get a hold of Tom.
Bütün sabah Tom'u arıyorum fakat onunla bağlantı kuramıyorum.I've been calling Tom all morning, but I can't get a hold of him.
Ondan kurtul.Get rid of him.
Tom, "cesetten kurtulmalıyız" dedi."We need to get rid of the body," said Tom.
Geleneksel olarak erkeklerin kur yapmada öncülük etmesi bekleniyordu.Traditionally, men were expected to take the lead in courtship.
Sizinle iletişim kurmak için en iyi yol hangisidir?What's the best way to contact you?
Bir kurabiye daha ister misin?Would you like another cookie?
Henüz nezlemden kurtulmadım.I haven't got rid of my cold yet.
Tom sınıfta hayal kuruyordu.Tom was daydreaming in class.
Tom Mary'nin kendisi için yaptığı çikolatalı kurabiyeleri yedi.Tom ate the chocolate chip cookies that Mary made for him.
O, gerçeği kurgudan fark edemez.He can't discern fact from fiction.
Tom kuralları açıkladı.Tom explained the rules.
Kurul tasarıyı öldürdü.The committee killed the bill.
O, hayatını kurtarabilir.He can save your life.
Ve ben de iki kuruşumu koyacağım.And I'll put my two cents in as well.
O askerin kurşunlardan korkmadığı söyleniyor.It's said that that soldier fears no bullets.
Birçok masum insan rehine alanlardan kurtarıldı.Many innocent people were saved from the hostage takers.
O bile onun hakkında hayal kurmadı.He didn't even dream about that.
Neden bunu kurutmamı istemiyorsun?Why don't you want me to dry it?
Onlar önce kimin gideceğini görmek için kura çektiler.They drew lots to see who would go first.
Sözlerin beni her şüpheden kurtardı.Your words have freed me from every doubt.
O, bilim kurguyu seviyor.He likes science fiction.
Bilim kurguyu seviyor.He loves science fiction.
O gerçekten bilim kurguyu seviyor.He really likes science fiction.
Bir köpek ve kurt arasındaki fark nedir?What's the difference between a dog and a wolf?
Bütün gün bir şey yemedim, kısaca bir kurt gibi açım.I didn't eat anything all day, in short, I have the hunger of a wolf.
Bilim kurgu filmleri sever misin?Do you like science fiction movies?
Tavşan şeklinde bazı kurabiyeler yaptım.I made some bunny-shaped cookies.
Biraz sincap şeklinde kurabiyeler yaptık.We made some squirrel-shaped cookies.
Lebkuchen geleneksel Alman Noel kurabiyesidir.Lebkuchen are a traditional German Christmas cookie.
Biz milli parkta iki hafta kamp kurduk.We camped for two weeks in the national park.
Bir grup kurt, gezginlere saldırdı.A pack of wolves attacked the traveler.
Oreo kurabiyelerini sever misin?Do you like Oreo cookies?
Sana biraz kurabiye getirdim.I brought you some cookies.
Saçında bir kuru sümük var.You've got a booger on your hair.
Hiçbir şey genel valiyi kurtaramaz.Nothing can save the Governor-General.
Ben terk edilmiş bir köyün kalıntıları yanında kamp kurdum.I camped near the ruins of an abandoned village.
Aslında bir pınar vardı, ama kurumuştu.There was a spring indeed, but it was dry.
Kurabiyeler için teşekkürler. Onlar lezzetliydi.Thanks for the cookies. They were delicious.
Tom üç düzine kurabiye pişirdi.Tom baked three dozen cookies.
Kafanda kuruyorsun Tom.You're imagining things, Tom.
Tom kurtarılamaz.Tom can't be saved.
Benim adıma bir kuruşum yok.I don't have a penny to my name.
Kurs sırasında sessiz olun.Be quiet during the course.
Bütün kitaplardan kurtuldum.I got rid of all the books.