Okul kurallarına uymalısın.You must follow school rules.
Kural olarak o erken kalkar.As a rule, she is an early riser.
Bir kural olarak, ikizlerin ortak çok şeyi var.As a rule, twins have a lot in common.
Kural olarak, Japon halkı yabancı dillerde iyi değil.As a rule, Japanese people are not good at foreign languages.
Yurt dışında eğitim görerek, öğrenciler diğer görgü ve gelenekler ile temas kurabilirler.By studying overseas, students can come into contact with other manners and customs.
Şirketine döndüğünde benimle temas kurmayı unutma.When you return to your company, don't forget to keep in touch with me.
Açlığın eşiğinde olduğumuz zaman, onlar hayatlarımızı kurtardı.When we were on the brink of starvation, they saved our lives.
Başkalarıyla ilişkiler kurup sürdürüyoruz.We build and maintain relationships with others.
Kuruluşumuzu güçlendirmeliyiz.We must beef up our organization.
Sel kurbanlarına yiyecek ve giyecek sağladık.We provided the flood victims with food and clothing.
Oyunun kurallarına uymalıyız.We must abide by the rules of the game.
Trafik kurallarına uymalıyız.We must observe the traffic regulations.
Biz dil vasıtasıyla iletişim kurarız.We communicate by means of language.
Kıl payı ölümden kurtulduk.We escaped death by a hair's breadth.
Çevreyi kirlilikten kurtarmalıyız.We must rescue the environment from pollution.
O ülkedeki yeni hükümetle dostça ilişkiler kurduk.We have established friendly relations with the new government of that country.
Biz kurallara itaat ettik.We obeyed the rules.
Biz başkaları ile iletişim kurmak için sözlerin yanı sıra jestler de kullanırız.We use gestures as well as words to communicate with others.
Birbirimizle birçok açıdan iletişim kurabiliriz.We can communicate with each other in many ways.
Nihai amacımız dünya barışını kurmaktır.Our ultimate goal is to establish world peace.
Tom bizim takımda kurtarma vuruşu yapar.Tom bats cleanup on our team.
Bu meyveler güneşte kurutuldu.The fruits are dried in the sun.
Bilim yaşam tarzımızı kurar.Science builds our lifestyle.
Birçok hafta kuru kaldıktan sonra yağmur yağdı.It rained after it had been dry for many weeks.
Saatlerce dehşete düşürüldükten sonra,sonunda annesi onu kurtardı.After being frightened for many hours, her mother finally saved her.
Ne pahasına olursa olsun onu kurtarmalıyım.I must save her at all costs.
Şüphesiz boğulan çocuğu kurtarmalıyım.I must save the drowning child by all means.
Biz bir şey bulur bulmaz onunla irtibat kuracağız.As soon as we find out anything, we will contact him.
O, tavan arasındaki farelerden kurtulmak zorunda olduğunu söylüyor.He says he must get rid of the mice that are in the attic.
Prens bir kurbağaya dönüştü.The prince was changed into a frog.
Bazı kurşun kalemler almalıydı.He should have bought some pencils.
Kaç düzine kurşun kalemin var?How many dozen pencils do you have?
Bugün bir düzine kurşun kalem aldım.I bought a dozen pencils today.
Kurşun kalemimi kaybettim.I've lost my pencil.
Kurşun kalemler düzine ile satılırlar.Pencils are sold by the dozen.
Lütfen bir kurşun kalemle yaz.Please write with a pencil.
Bir dolma kalemle yaz, bir kurşun kalemle değil.Write with a pen, not with a pencil.
Lütfen adınızı bir kurşun kalemle yazın.Please write your name with a pencil.
Kurşun kalemim masamın kenarına düştü.My pencil fell off the edge of my desk.
Kurşun kolayca bükülür.Lead bends easily.
Hangisi daha ağır, kurşun mu yoksa altın mı?Which is heavier, lead or gold?
Sigaralarınızı kuru tutun.Keep your cigarettes dry.
Yen için tam döviz kurunu bilmek istiyorum.I'd like to know the exact exchange rate for yen.
Duydum ki İngiliz insanlarla arkadaşlık kurmak zaman alıyor.I hear it takes time to make friends with the English people.
Sürücüler trafik kurallarına uymalıdırlar.Drivers must observe the traffic rules.
Araba sürerken trafik kurallarına uymamız gerekiyor.You should obey the traffic laws when you drive.
Sürücü ölümden kurtulacak kadar şanslıydı.The driver was so fortunate as to escape death.
Şans eseri, bir gemi geçti ve onlar kurtarıldı.As good luck would have it, a steamer passed by and they were saved.
Benim çekmecenin kilidi kurcalanmış ve benim evraklardan bazıları eksik.The lock on my drawer had been tampered with and some of my papers were missing.
Roma bir gün içinde kurulmamıştır.Rome was not built in a day.
Bir buçuk asırlık bir karmaşadan sonra kraliyet otoritesi yeniden kuruldu.Only after a century and a half of confusion was the royal authority restored.
Kendim gitmek yerine bir kurye gönderdim.Instead of going myself, I sent a messenger.
Kuyu kurudu.The well has run dry.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Doktor onu kurtarmak için zamanında geldi.The doctor arrived in time to save her.
Doktor hastasını kurtarmak için mümkün olan her vasıtayı denedi.The doctor tried every possible means to save his patient.
Doktorların yapması gereken şey hayatları kurtarmak ve ölüme karşı mücadele etmek.What doctors should do is to save lives and fight against death.
Diğer kültürlerden insanlarla iletişim kurmak çok zordur.It's very difficult to communicate with people from other cultures.
Döviz kuru, dolar 145 yen.The rate of exchange is 145 yen to the dollar.
Kelimeleri iletişim kurmak için kullanırız.We use words in order to communicate.