Dün çalar saat çalmadı ve Kurt uyanmadı.Yesterday the alarm clock didn't go off and Kurt didn't wake up.
Esperanto ile diğer ülkelerden gelen insanlarla eşit olarak iletişim kurabilirsiniz.With Esperanto you can communicate equally with people from other countries.
Bir tente onun düşüşünü kırdı ve onun hayatını kurtardı.An awning broke his fall and saved his life.
Birisi ona tuzak kurdu.Somebody set him up.
Tekrar yağmur yağdırmak için kaç tane kurbanlık kuzuya ihtiyacımız var?How many sacrificial lambs do we need to bring the rain back?
Aslında artık kurşunlu benzini satan var mı?Does anyone actually sell leaded gasoline anymore?
Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor.
Soruna sebep olan sorunun kurbanı olacaktır.Whoever causes trouble will be the victim of the trouble.
Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg neredeyse bir kazanova.The founder of Facebook, Mark Zuckerberg, is almost a casanova.
Biz varır varmaz sizinle telefon vasıtasıyla kontak kuracağız.We'll contact you by phone as soon as we arrive.
Deneysel kurulum neye benziyordu? Ne neye ve nasıl bağlıydı?What did the experimental set-up look like? What was connected to what and how?
Rüyada bir kurtla karşılaştım.I met a wolf in a dream.
Esparanto'da sadece 16 dil bilgisi kuralı var.In Esperanto there are only 16 grammar rules.
Arabanın lastikleri kuru çamurla kaplanmıştı.The car's tires were caked with dried mud.
Bu sınavda başarısız olursan, kursu tekrar etmek zorunda kalacaksın.If you flunk this exam, you'll have to repeat the course.
İçme suyunda klor, kurşun ya da benzer kirletici madde bulunması mümkün.It's possible that the drinking water has chlorine, lead, or similar contaminants in it.
Gökyüzü bile bize karşı komplo kuruyor.Even the sky conspires against us.
Kuru etiniz var mı?Do you have dried salted beef?
Kurutulmuş tuzlanmış sığır etin var mı?Do you have dried salted beef?
Milli kurtarma ekipleri beklemede Japonya'ya uçmaya hazır.National rescue teams are on standby ready to fly to Japan.
Linux kurun!Install Linux!
Onlar bir devlet ordusu kurdu.They organized a state army.
Onlar diğerlerini kurtarmaya çalışırken öldüler.They died trying to save others.
Onu kontrol etmek için bir şirket kurdular.They formed a company to control it.
Onlar el işaretleri kullanarak iletişim kurabilirler.They can communicate using hand signs.
1979'da resmî ilişkiler kurdular.They established official relations in 1979.
Geçici bir eyalet hükümeti kurdular.They organized a temporary state government.
Onlar kurşunu olduğu yerde bırakmaya karar verdiler.They decided to leave the bullet where it was.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Kurultay tekrar oylama yaptı.The convention voted again.
Doktorlar kurşunu çıkardılar.Doctors removed the bullet.
Doktorlar, kurşunu çıkarmaya korkuyorlardı.Doctors were afraid to remove the bullet.
Bir doktor, başkanın kafasındaki kurşunu çıkarmaya çalıştı.A doctor tried to remove the bullet from the president's head.
Askerler eve geldiler ve aile kurdular.Soldiers came home and started families.
Muammer Kaddafi yara almadan kurtuldu.Muammar Kaddafi escaped unharmed.
Kurşun atardamarı kesti.The bullet cut through an artery.
Bush çalışkan bir ekip kurdu.Bush put together a hard-working team.
Geçici bir hükümet kuruldu.A temporary government was established.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Arama ve kurtarma operasyonları hemen başladı.Search and rescue operations began immediately.
Bu, polis departmanı kurallarını ihlal etti.This violated the rules of the police department.
Kurşunlardan biri Mckinley'i mideden vurdu.One of the bullets struck McKinley in the stomach.
Soğuk ve kuru, parlak güneş, ne güzel kış havası!Cold and dry, splendid sunshine, what beautiful winter weather!
Bu kuralın geçerli olmadığı bazı durumlar vardır.There are some cases where this rule does not apply.
Onlar bu keçiyi Tanrı'ya bir kurban olarak öldürdüler.They killed this goat as a sacrifice to God.
Almanca kursu bir dönem sürer.The German course lasts one semester.
Tabiri caizse, bunlar savaş kurbanlarıydı.These were victims of war, so to speak.
Kurutmak için giysilerini dışarıya as!Hang your clothes out to dry!
O nadiren bir başyazı okur ve o bir kitap kurdu değildir.He seldom reads an editorial and is not a book worm.
Apeninlerde kurtlar gördüm.I have seen wolves in the Appennines.
Appenine'lerde kurtlar gördüm.I saw wolves in the Appennines.
Onlar parlak renkli kurbağalar olduğunu söylüyorlar fakat ben onları asla görmedim.They say there are bright-colored frogs, but I've never seen them.
Onu kurtaracaksak bir plan formüle etmeliyiz!We have to formulate a plan if we are to save her!
Şehir 573'te kuruldu.The city was founded in 573.
Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.This is the driest month of june since the thirties.
İowa kurultayları yakında yapılacaktır.The Iowa caucuses will be held soon.
Genel olarak, kurtlar insanlara saldırmazlar.In general, wolves do not attack people.
Londrina kenti 1930 yılında kurulmuştur.The city of Londrina was founded in 1930.
Onun ayağını tuzaktan kurtarmak imkansız.It's impossible to release his foot from the trap.
Bu, otuz yıl içinde en kuru altı ay oldu.This has been the driest six months in thirty years.