O, onu kurtarmak için elinden geleni yaptı.She did her best to rescue him.
O, onu kurtarmak için hayatını riske attı.She risked her life to save him.
O, telefonla onunla bağlantı kuramadı.She wasn't able to contact him by phone.
O, onun mümkün olan en kısa sürede onunla iletişim kurmasını istiyor.She'd like him to get in touch with her as soon as possible.
Bilgisayarınız kurulum sırasında birkaç kez yeniden başlatılacaktır.Your computer will restart several times during installation.
Ben köpeğimi sadece kuru köpek yiyeceği ile beslerim.I only feed my dog dry dog food.
Komşumun köpeği kuru köpek maması yemez.My neighbor's dog won't eat dry dog food.
Son on yıldır köpeğimi kuru köpek maması ile beslemekteyim.For the past 10 years, I've fed my dog dry dog food.
Sanırım onunla bağlantı kurmamın zamanıdır.I think it's time for me to contact her.
Sanırım telefonla onunla iletişim kurmamın zamanıdır.I think it's time for me to contact him by phone.
Sözde "30 günlük" dil kurslarından nefret ediyorum.I hate so-called "30 days" language courses.
Kuru ahşap iyi yanar.Dry wood burns well.
Favori kurutulmuş meyven nedir?What's your favorite dried fruit?
Gözde hayır kurumun nedir?What's your favorite charity?
Genç adam kuralları biliyor ama yaşlı adam kural dışı durumları biliyor.The young man knows the rules, but the old man knows the exceptions.
Dünya yasalarla kurtarılmayacak.The world is not going to be saved by legislation.
En sevdiğiniz kurgusal karakter kim?Who's your favorite fictional character?
En sevdiğiniz bilim kurgu yazarı kim?Who's your favorite science fiction writer?
Sürücü kediye çarpmamak için yoldan çıktığında, kıl payı kurtuldu dedi.When the bus swerved to miss a cat, the driver said, "That was a close call."
Kuzu postuna bürünmüş kurttan sakının.Beware the wolf in sheep's clothing.
Bu kurallar çok açık değil.These rules are not very clear.
Yardımın olmadan o krizden kurtulamazdım.Without your help, I couldn't have ridden out that crisis.
İş olmadan bir kuruş biriktiremem.Without a job, I cannot save a Penny.
Bu kuralları akılda tutun.Keep these rules in mind.
Ben o lanet cümleden kurtulamıyorum!I can't get rid of that damned sentence!
Bir kurt evcilleştirilemez.A wolf cannot be tamed.
Beş tavşanın hepsi aç kurtlar tarafından yenildi.All five rabbits were eaten by the hungry wolves.
Hayır kurumuna yardım eder misin?Do you give to charity?
Tabakta birçok kurabiye bulunmasına rağmen, sadece üç tane yedim.Even though there were many cookies on the dish, I only ate three.
Ben onun kurbağa yediğini duyuyorum.I hear that he eats frogs.
Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.I heard that a paralyzed man was eaten alive by maggots.
Bir piknik masasını kurmanın bu kadar zor olacağını asla düşünmemiştim.I never thought it'd be this hard to build a picnic table.
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onların hepsini silip süpürdüler.I put some cookies on the table and the kids ate them right up.
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onları hemen yediler.I put some cookies on the table and the kids ate them right up.
Bir manken olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a model.
Bir yarış arabası sürücüsü olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a race car driver.
Bir astronot olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming an astronaut.
Çok zengin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming very wealthy.
Bir balerin olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a ballerina.
Bir milyoner olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a millionaire.
Başarılı bir iş adamı olmanın hayalini kurardım.I used to dream about being a successful businessman.
Su altında nefes alabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to breathe underwater.
Santrancı gerçekten iyi oynayabilmenin hayalini kurardım.I used to dream about being able to play chess really well.
Bu kursta, daha çok bir yerli gibi konuşmanıza yardım ederek zaman geçireceğiz.In this course, we'll spend time helping you sound more like a native speaker.
İletişim kurmak için yerli bir konuşmacı gibi konuşmanız gerekmez.It's not necessary to speak like a native speaker in order to communicate.
Bir otelde yangın kaçışının nerede olduğunu bilmek hayatınızı kurtarabilir.Knowing where the fire escape is in a hotel may save your life.
Bazı temel kurallar belirleyelim.Let's establish some ground rules.
Benim şimdiye kadar yediğim en iyi kurabiyeler annenin benim için pişirmiş olduklarıdır.The best cookies I've ever eaten are the ones that your mother baked for me.
Sınıflarda hangi tip ekipman kurulmuştur?What kind of equipment is installed in the classrooms?
Diğer insanlar onu izliyor olsa tabaktaki son kurabiyeyi yer misin?Would you eat the last cookie on the plate if other people were watching?
İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to sound like a native speaker in order to communicate.
Çocukların her biri için bir vakıf fonu kuruldu.A trust fund has been set up for each of the children.
Kurtarıcılar çocuğu bulma umuduyla çevreyi aradı.The rescuers searched the surroundings in hopes of finding the child.
O bir kuyudaki bir kurbağa gibi.He is like a frog in a well.
Bir saç kurutma makinesi getirdin mi?Did you bring a hair dryer?
Onlar bir bankaya gitselerdi, daha iyi bir döviz kuru alırlardı.They would have got a better exchange rate if they had gone to a bank.
Kurallar bozulmak içindir.Rules are meant to be broken.
Kuru üzüm kurutulmuş üzümdür.Raisins are dried grapes.
Ağzım kurudu.My mouth dried up.
Tom bu ilacı alırsa soğuk algınlığından kurtulabileceğini söylüyor.Tom thinks he can get rid of his cold if he takes this medicine.