Elle kumanda et.Use the manual override.
O bana kumpas yapıyor.She intrigues me.
Kumar yasa dışı.Gambling is illegal.
O bir kumarbaz.He's a gambler.
Kumdan nefret ederim.I hate sand.
O biraz kum yedi.He ate some sand.
O kumarhanede kazanabileceğini düşünüyor.He thinks that he can win at the casino.
Tüm parasını kumarda kaybetti.He lost all of his money gambling.
O, hayat tasarruflarını kumarda kaybetti.He gambled away his life savings.
O, kumarhanede parasının tümünü kaybetti.He lost all of his money at the casino.
Sıcak kumda çıplak güreşiyoruz.We're resting naked in the warm sand.
Sıcak kumda çıplak dinleniyoruz.We're resting naked in the warm sand.
Kocam bir kompulsif kumarbazdır. Ne yapabilirim?My husband is a compulsive gambler. What can I do?
Kum yedim.I ate sand.
Kumul'dan gelen kavunları yemeyi severim.I like eating melons from Kumul.
Kumul kavunu yemekten hoşlanırım.I like eating Kumul melons.
Kumar oynamam.I don't gamble.
Kumar oynamaktan vazgeçeceğim.I'll stop gambling.
Bu bir kumar.It's a gamble.
Başka insanların parasıyla kumar oynama.Don't gamble with other people's money.
Kumar oynamayı sever ama genelde kaybeder.He loves to gamble but generally loses.
Uzaktan kumanda nerede?Where's the remote?
O kumaş çok sert.That cloth is very rough.
O kumaştan 6 metre al.Buy six meters of that cloth.
Kumu eşit dağıtın.Spread the sand evenly.
Kumaşın rengi çok soluk.The cloth's very faded.
Kumarhanede resmi bir dans olacak.There will be a formal dance at the casino.
Bu kumaş çok kalın.This cloth is very thick.
Bu kumaş yıkandığında çok süner.This cloth stretches a great deal when it's washed.
Artık kumar oynamam.I don't gamble anymore.
Kentin uzun kıyı şeridi kum ve çakıl içerir.The long coastline of the city contains sand and gravel.
Güneş parladı ve çöldeki kumlar sıcak göründü.The sun shined, and the sand of the desert seemed warm.
Granit ve kumtaşı arasındaki farklılığı söyleyebilir misiniz?Can you tell the difference between granite and sandstone?
Kumtaşı, tortul bir kaya türüdür.Sandstone is a kind of sedimentary rock.
Kumar oynamayı gerçekten tasvip etmiyorumI don't really approve of gambling.
Bazı insanlar kumar oynamanın bir günah olduğunu düşünüyor.Some people think that gambling's a sin.
Onlar İngiltere'den kumaş getiriyorlar.They bring cloth from England.
Jane'in kumral saçı var.Jane has auburn hair.
Ben çeşitli kumaş parçaları satın aldım.I bought various pieces of cloth.
Kumsalda ateş yaktık.We built a fire on the beach.
Bütün yaz kumsalda mıydın?Were you at the beach all summer?
Kumaşları Hindistan'dan gelmedi değil mi?Its fabric didn't come from India, did it?
Sadece kumsalda oturup bir hafta boyunca gevşemek istiyorum.I just want to sit on the beach and relax for a week.
Kumsalda öylece uzanıp yüzenleri seyrettim.I just lay on the beach and watched people swim.
Kumsalda öylece uzanıp insanların yüzmesini izledim.I just lay on the beach and watched people swim.
O, kuma bir çukur kazdı.He dug a hole in the sand.
Tom, çocukların kum kalesini imha etti.Tom destroyed the children's sand castle.
Her zaman kumsala giderim.I always go to the beach.
Kumsala hiç gitmedim.I never go to the beach.
İşçi, bir kürekle kum taşıyor.The worker is carrying sand with a shovel.
İşçi, kürekle kum taşıyor.The worker is carrying sand with a shovel.
Kumanda arıyordum.I was looking for the remote.
Tom uzaktan kumandayı aldı.Tom picked up the remote.
Ben artık kumar oynamıyorum.I'm not gambling anymore.
Kumar oynamayı bırakmak zorundasın.You must stop gambling.
Kumar borçları nedeniyle iflas etti.He went bankrupt because of gambling debts.
Tom kamyonu kumla doldurdu.Tom loaded the truck with sand.
Uzaktan kumandan var mı?Do you have the remote?
Bir sahilde kum tanelerinin sayısı hesaplanabilir.The number of grains of sand on a beach is calculable.
Kumda bir çizgi çizmeliyiz.We must draw a line in the sand.