Kulağa gerçek olamayacak kadar güzel geliyorsa, muhtemelen gerçek değildir.If it sounds too good to be true, it probably isn't.
Cadılar bayramının eli kulağında.Halloween is just around the corner.
Paskalyanın eli kulağında.Easter is just around the corner.
Sana kulak misafiri olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help overhearing you.
Tom'un iyi bir müzik kulağı var.Tom has a good ear for music.
Bir külahta iki kepçe dondurma istiyorum, lütfen.I'd like two scoops of ice cream in a cone, please.
O, tek kulakta yarım sağır.He's half deaf in one ear.
Fillerin iki büyük kulakları olduğunu ama hala seni anlayamadıklarını biliyor musun?Do you know that elephants have two enormous ears, but they still can't understand you?
Kulağa inanılmaz geliyor, değil mi?It sounds incredible, doesn't it?
Onun gece silahlı gündüz külahlı yaşadığını düşünüyor musun?Do you think he is leading a double life?
Üzengi örs ve iç kulak arasında, orta kulakta bir kemiktir.The stirrup is a bone in the middle ear, between the anvil and the inner ear.
Bu kulaklıklar hem şık hem de konforlu.These headphones are both stylish and comfortable.
Kulağıma bağırma.Don't scream in my ear!
Eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz.You can't make a silk purse out of a sow's ear.
Biri kulaklarıyla duyar.One hears with one's ears.
Hikayesi kulağa inanılır geliyor.His story sounds believable.
Kulağa iyi bir seçenekmiş gibi geliyor.That sounds like a good choice.
Tom'un büyük kulakları var.Tom has big ears.
Prens Charles'ın büyük kulakları var.Prince Charles has big ears.
Ona para verdim, bu yüzde bana kulaklık satın alabildi.I gave her money, so she could buy me earphones.
Dondurma külahları gofretten yapılır.Ice cream cones are made of wafer.
Ben ona göz kulak olacağım.I'll keep an eye on it.
Ben kulaklık kullanıyorken bir şey duyamıyorum.When I'm using headphones I can't hear anything.
Bu kulaklıklar ile bir şey duyamıyorum.With these headphones, I can't hear anything.
Tom her zaman kulağının arkasında bir kalem tutar.Tom always keeps a pencil behind his ear.
Senin kulaklıklarını ödünç alabilir miyim?May I borrow your headphones?
Senin kulaklığını ödünç alabilir miyim?Can I borrow your headphones?
Tilkinin uzun bir kuyruğu ve sivri kulakları vardır.The fox has a long tail and pointed ears.
Tilkilerin uzun kuyrukları ve sivri kulakları vardır.Foxes have long tails and pointed ears.
Bebeğine göz kulak oluyorum.I'm watching out for your baby.
Apple'ın yeni iPhone'unun kulaklık jakı yok.Apple's new iPhone doesn't have a headphone jack.
Arkadaşım Tom'a göz kulak ol.Look out for my friend Tom.
Mary kulaklarını deldirdi.Mary got her ears pierced.
Tom'a göz kulak olmalısın.You should watch out for Tom.
Biz ona göz kulak oluyoruz.We're keeping an eye on that.
Biz onlara göz kulak oluyoruz.We're keeping an eye on them.
Konuşmanıza istemeden kulak misafiri oldum.I couldn't help overhear your conversation.
Kim işlere göz kulak olacak?Who will keep an eye on things?
Tom yanlışlıkla kulağının etli kısmını zımbaladı.Tom accidentally stapled the fleshy part of his ear.
Kulakları var.He has ears.
Hükümet kulak vermiyor.The government hasn't been listening.
Bu gitar kulağa pek iyi gelmiyor.This guitar doesn't sound very good.
Her şey kulağa şüpheli geliyordu.The whole thing sounded suspicious.
Tom Mary'yi sol kulağının tam altından boynundan öptü.Tom kissed Mary on the neck just below her left ear.
Gürültü kulakları sağır edici hale geliyor.The noise is becoming deafening.
Kulağa kesinlikle harika geliyor.It sounds absolutely wonderful.
Kulağa kusursuz bir şekilde nitelikli geliyorsun.You sound perfectly qualified.
Kulağa yanıltıcı derecede basit geliyor.It sounds deceptively simple.
Tom'un hikayesi kulağa inanılır gibi geliyordu.Tom's story sounded credible.
Ona göz kulak oluruz.We'll keep a watch on that.
Hikaye kulağa aşina geliyordu.The story sounded familiar.
Kulağa gerçekten saçma geliyor.It sounds really absurd.
Tom müzik kulağına sahip.Tom has an ear for music.
Kesinlikle kulağa onun gibi geliyor.It sure sounds like it.
Tom kulağa tamamen harika geliyor.Tom sounds totally cool.
Kulağa çılgınca geldiğini biliyorum.I know it sounds crazy.
Savaş eli kulağında görünüyor.War seems imminent.
Kulaklarını deldirmen incitiyor mu?Does it hurt to get your ears pierced?
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Kimse ona hiç kulak vermiyordu.Nobody was paying any attention to him.