Ana içeriğe geç
Sözlük

kula ile cümle

kula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kulak enfeksiyonu geçmişiniz var mı?Do you have a history of ear infections?
Fadıl her iki tarafın da telefon görüşmesine kulak misafiri oldu.Fadil overheard both sides of the phone conversation.
Her zaman kulak enfeksiyonu kapıyorum.I get ear infections all the time.
Benim büyük kulaklarım var.I have big ears.
Tom ve Mary'nin John hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldum.I overheard Tom and Mary talking about John.
Kulaklarının arkasını yıkamayı unutma.Don't forget to wash behind your ears.
Delik bir kulağım var.I have a pierced ear.
Tom annesine göz kulak olmak zorunda.Tom has to look after his mother.
Bu dil kulağa çirkin geliyor.This language sounds ugly.
Bu dil kulağa güzel geliyor.This language sounds beautiful.
Onun kulağına vurdum.I smacked him on the ear.
Kulağım kesildi.My ear was amputated.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Bir kulağım sağır.I'm deaf in one ear.
Piyanoyu kulaktan duyma çalar.She plays piano by ear.
Onun sesi kulaklarıma müzik gibi geliyor.Your voice is like music to my ears.
O kulağa hoş geliyor, değil mi?That sounds good, doesn't it?
O, kulağa iyi geliyor, değil mi?That sounds good, right?
O aslında kulağa inandırıcı gelmiyor ama sana güveniyorum.That doesn't sound really convincingly, but i trust you.
Bir süre benim için bu çantaya göz kulak olur musun?Could you keep an eye on this bag for me for a little while?
Sanal gerçeklik kulaklığı kullanmayı hiç denedin mi?Have you ever tried using a virtual reality headset?
Cümle kulağa biraz garip geliyor.The sentence sounds a little strange.
Mutlak kulağım var.I have perfect pitch.
Sanal gerçeklik kulaklığının fiyatı ne kadardır?How much is that virtual reality headset?
O VR kulaklık seti ne kadardır?How much is that VR headset?
Leyla, Sami'den Leyla'nın çocuklarına göz kulak olmasını istedi.Layla asked Sami to look after her children.
Tom, Mary'den çocuklarına göz kulak olmasını istedi.Tom asked Mary to look after his children.
O, kulağa çok eğlenceli gibi gelmiyor mu?Doesn't that sound like a lot of fun?
O, kulağa harika gelmiyor mu?Doesn't that sound fantastic?
Hatasız konuşuyor ama kulağa ana dilli bir konuşan gibi gelmiyor.He speaks with no errors, but doesn't sound like a native speaker.
Leyla eğildi ve Sami'nin kulağına bir şey fısıldadı.Layla leaned over and whispered something in Sami's ear.
Sami'nin Leyla'yla olan ilişkisi karısının kulaklarına ulaştı.Sami's affair with Layla reached his wife's ears.
Tavşanın uzun kulakları var.The rabbit has long ears.
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom leaned over and whispered something into Mary's ear.
Tarihi yapı geleneksel yöntemler kulanılarak onarıldı.The historical building was repaired using traditional methods.
Bu devede bir kulak.It's a drop in the ocean.
İnsanlar kulaklarına gözlerinden daha az güveniyorlar.Men trust their ears less than their eyes.
İki kulağımız ve bir ağız var, bu nedenle söylediklerimizden daha çok dinlemeliyiz.We have two ears and one mouth, so we should listen more than we say.
Tom'un kötü kulağı onun sol kulağı.Tom's bad ear is his left one.
Tom'un Mary'nin kulağında bir şey fısıldadığını gördüm.I saw Tom whisper something in Mary's ear.
Tom kimseye kulak asmaz.Tom won't listen to anyone.
Tom'un kulak asmayacağını biliyordum.I knew Tom wasn't going to listen.
Tom buna göz kulak oluyor.Tom is keeping an eye on it.
Tom Mary'ye göz kulak oldu.Tom kept an eye on Mary.
Tom, Mary araba kulanırken, arabanın arka koltuğunda uyudu.Tom slept in the backseat of the car as Mary drove.
Annesi hastanedeyken Tom'a göz kulak olan kişi benim.I'm the one who took care of Tom when his mother was in the hospital.
Tom ve Mary'nin konuştuklarını duyup duyamadığımı görmek için kulağımı kapıya bastırdım.I pressed my ear to the door to see if I could hear what Tom and Mary were talking about.
Kulağa yaşlı bir adam gibi geliyorsun.You sound like an old man.
Kulağa pembe dizi gibi geliyor.It sounds like a soap opera.
Tom telefonu kulağına koydu.Tom put the phone to his ear.
Sami kulağa çok sinirli gibi geliyordu.Sami sounded distraught.
Tom'un birçok burun ve kulak tüyü vardır.Tom has a lot of nose and ear hairs.
Restoranlarda komplo teorilerine kulak misafiri olmaktan hoşlanıyorum.I like overhearing conspiracy theories at restaurants.
Kulaklıkları bana ver.Give me the headphones.
Kulaklarım donmuş.My ears are frozen.
Köpek kulak enfeksiyonlarından muzdarip.The dog is suffering from ear infections.
Kulağa bir aptal gibi gelmeliyim.I must sound like an idiot.
Ben seni anlamıyorum Bir kulak ağrım var.I don't understand you. I have an earache.
Kulağının arkasına bir tilki dövmesi yaptırdı.She tattooed a fox behind her ear.
Tom'un müzik kulağı yok, değil mi?Tom is tone deaf, isn't he?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod